in ,

Esrarengiz Konu: Ankara Casusu İlyas Bazna!

“Aslında casus olmakla hırsız olmak arasında fazla bir fark yoktur. Amaç çalmak. Hırsız mücevher çalar, ajan ise sırları.”

Esrarengiz Konu’nun bu haftaki konusunu bir döneme ismini yazdırmış olan Ankara Casusu İlyas Bazna.

 https://oagtr.com/anasayfa/esrarengiz-konu-…susu-ilyas-bazna/

İlyas Bazna, 28 Haziran 1904 yılında Pristine Kosova’da doğdu. Arnavut asıllı türk olmasına rağmen uzak bir ülke de olmaları Sırpların Priştine’yi işgal etmesiyle değişti annesi ve babası ile birlikte istanbul’a göç etti.

Daha sonrasında babasının ölümünden ingilizleri sorumlu tutması ileri zamanlarda büyük sorunları da beraberinde getirecekti. İstanbul’da Operacı olmak istemesine rağmen bu hayalini gerçekleştiremedi.

Askerlik hizmetini Çankaya Köşkü’nde Mustafa Kemal Atatürk’ün yanında yapan Bazna, terhis olduktan sonra ticarete atıldı. Kısa süre içerisinde işler ters gitti ve ticaret defterini kapattı.

1939 Yılında II. dünya savaşının başlaması ve 1945’de sona ermesine kadar pek çok ülke savaşa girmiş ve ağır kayıplar vermişti. O dönemlerde ise Hitler oldukça büyük işler başarmış ve ordusunu geliştirmişti.

Türkiye ise 2. Dünya savaşına katılmama kararı almış ve bir yandan yavaşın Yunanistan’ın sınırlarına kadar savaş ilan edilmesi ve bu savaşın bizim sınırlarımıza sıçrayacağı düşünülerek Başta Edirne olmak üzere Enez ve Uzunköprü’de bulunan demir yolları dinamit ile patlatılarak kullanılmaz hale getirilmişti.

Savaşın ilk yıllarında Ankara’da ilk olarak Yugoslavya Krallığı’nın büyükelçisinin hemen arkasından ise Almanya Büyükelçilik Müşteşarının uşaklığını yaptı.

Almanya büyükelçiliğinde çalışmaktayken müsteşarın mektuplarını okuduğu yönünde söylentiler ortaya çıkınca müsteşar konuyu araştırdı ve Bazna’ya oynadığı oyun sayesinde sahte mektupları okurken yakalandı ve görevine son verildi.

 https://oagtr.com/anasayfa/esrarengiz-konu-…susu-ilyas-bazna/

Takvimler 3 Eylül 1943’ü gösterdiğinde Britanya’nın Ankara büyükelçisi olan Hugge Knatchbull – Hugessen’in uşaklığını yapmak üzere Britanya elçiliğinde çalışmaya başladı.

Bazna, Operaya olan tutkusu ile kısa süre içerisinde elçi ile yakınlık kurmuş hatta banyoda elçinin sırtını ovalarken ona şarkı söyleyecek kadar yakınlaşmıştı.

Özellikle Britanya Ankara Büyükelçiliği İlyas Bazna hakkında saf, cahil, ingilizce bilmeyen bir uşak olarak görmekteydi.

Bazna, diğer yandan babasının ölümünden dolayı ingilizleri suçlamış ve parasızlıktan dolayı hırslanmıştı.  Özellikle babasının ölümünü ingilizlerden sorumlu tuttuğu için ingilizler’in gizli belgelerini Almanlar’a sızdırma kararı aldı. Bunu uygulamak için Ekim 1943’de Ankara Nazi Almanya Büyükelçiliği’nin diplomatik ateşesi olan Ludwig Carl Moyzisch, ile iletişime geçti.

İlgini Çekebileceğini Düşündük:  Teknoloji İnsan Mıdır?

Bazna, Moyzisch’e İngilizlerin gizli belgelerini 20.000 Sterlin karşılığında verebileceğini söyledi.  Moyzisch ise bu durumu Berlin’den onay almak için yazı gönderdi ve yaklaşık 3 gün içerisinde onay geldi. Böylelikle Almanları Cicero ismini verdiği Operasyon başlamış oldu.

Bazna, hemen işe koyuldu ve elçi’nin banyoda sırtını sabunlarken boynundaki anahtarları alabilmek oldukça zor bir işti.

Almanlar bu işi basit bir teknik ile çözdü. Balmumundan yapılmış bir ağda sayesinde elçi duş aldığında sırtını ovalayan Bazna kasa anahtarının ölçüsünü balmumundan yapılmış ağda ile aldı. Elçi her duşa girdiğinde Bazna, kasadaki belgelerin fotoğraflarını çekip Almanlara ulaştırıyordu.

Fakat Almanlar özel bir teknikle bu sorunu da halletti. Balmumundan yapılmış özel bir ağda sayesinde, elçi duş alırken sırtını ovalayan Bazna kasa anahtarının ölçüsünü balmumuyla kopyalamayı başardı. Ve elçi her duşa girdiğinde kasadaki belgelerin fotoğraflarını çekmeye başladı.

 https://oagtr.com/anasayfa/esrarengiz-konu-…susu-ilyas-bazna/

Alman büyükelçi Franz Von Papen ve Bazna arasındaki ilk görüşme olumlu geçti ve Bazna’ya 20.000 Sterlin kazandırdı. Diğer yandan Papen, oldukça sağlam bilgiler aldığından dolayı yüzü gülüyordu.

Dünya savaşında Britanya’nın Türkiye’nin kendi saflarında savaşa katılması için baskı uygulanıyordu ve bu  tüm baskılar Almanya büyükelçisinin elindeydi.

Dönemin Nazi Almanyası Dışişleri Bakanı Ribbentrop,  Bazna’nın çifte ajan olduğunu düşünmüş ve Normandiye Çıkarması dahil pek çok belge ulaştıra Bazna, bu belgeler ile almanların kısaca güvenlerini kazanamamıştı. 1943 yılında Bazna’nın ulaştırdığı bilgiler ile bir konferansta konuşan Hitler, ‘Müttefik kuvvetler batıdan değil, Balkanlar’dan ya da Norveç’den  saldırıya geçecek’ diyordu.

Ocak 1944’te müttefiklerin Sofya’nın bombalayacağını söyleyen Bazna’ya inanmayan almanlar büyük bir darbe almıştı ve bunun Üzerine İlyas Bazna, Almanların en güvenilir ajanı olmuştu.

Bu sırada Almanya’da Türkiye’nin kendi saflarında savaşa katılması için baskıda bulunuyordu. Bazna’nın sızdırdığı belgelere göre Türkiye müttefik kuvvetlere yardım ediyor ve bu belgelerde Türkiye’nin müttefik kuvvetler yanında savaşa katılması için gerçekleştirilen Kahire ve Tahran Konferansı’nın içeriği, hem de sonuçları bulunmaktaydı. Müttefik kuvvetlerin Türkiye üzerinde gerçekleştirdiği baskılar, Britanya askerlerinin Ege’de gerçekleştirdiği operasyonlar ve Türkiye üzerinden Sovyetler’e ulaştırılan silahlar artık Bazna tarafından iletildiği için tamamen gerçekti.

İlgini Çekebileceğini Düşündük:  Artifact Profesyonel Oyuncular Tarafından Test Ediliyor!

Bazna’nın güvenilir bir ajan olması sebebiyle Almanlar Türkiye’ye nota vererek öfkesini dile getirdi. Bu sebeple müttefiklerde derin bir sessizlik oluşmuş ve ABD başta olmak üzere Sovyet ve ingiliz istihbaratı  İngiliz elçiliğinde bir sızıntı olduğunu düşünmekteydi.

Oynadığı bu tehlikeli oyunun farkında olan Bazna, Alman elçiliğinde sekreterlik görevi yapan Lena Kapp’ın Amerikan ajanı çıkmasıyla olanlar olmuştu.

 https://oagtr.com/anasayfa/esrarengiz-konu-…susu-ilyas-bazna/

Almanlar tarafından hayatından endişe duyulan İlyas Bazna, casusluk faaliyetlerini bırakarak kazandığı 300.000 Sterlin servetiyle Ajantin’e iltica etti.

İngilizler Cicero’Nun İlyas Bazna olduğunu anlayınca büyük bir şok geçirdiler. İngiliz büyükelçi Hugesson, bazna hakkında ‘O ajan olamaz eğitimi yok ve çok aptal ayrıca bir kelime bile ingilizce bilmiyor diyerek şaşkınlığını dile getirip bazna ajan olamaz diyordu.

İlyas Bazna Ajantin’de servetiyle yeni bir hayat süreceğini düşünürken büyük bir hayal kırıklığı yaşamıştı, Almanlar’ın kendisine gizli belgeler için ödediği 300.000 sterlinin tamamı sahteydi.

Almanlar savaş boyunca ingilizlerin ekonomisini çökertmek için bastıkları sahte sterlinleri Bazna’ya vermişti.

İlyas Bazna, bu durum karşısında Almanya’yı mahkemeye verdi. Kendi tabiriyle çerez parası olarak nitelendirdiği küçük miktarda biz tazminat verildi. İlyas Bazna, karşılığında ölüme göze aldığı paraları ise ‘Ben Cicero’yum adıyla hayat hikayesini yazdığı kitaptan kazandı.

Kazandığı para ile geçimini bir türlü sağlayamayan İlyas Bazna, Aralık 1970 tarihinde gece bekçiliği yaptığı Münih’te yoksul bir şekilde hayatını kaybetti.

İlyas Bazna’nın yazdığı Ben Cicero’yum kitabı 1951 yılında James Mason’un baş rolünde Ankara Casusu ismiyle sinemaya uyarlandı, aynı zamanda 2019 Yılında Erdal Beşikçioğlu’nun başrolünü üstlendiği ”Çiçero” filmi de vizyona girdi.

 https://oagtr.com/anasayfa/esrarengiz-konu-…susu-ilyas-bazna/

Kısaca Günümüzde ve ülkemizde pek çok kesim tarafından İlyas Bazna, Türkiye için çalışan bir ajan olduğu söyleniliyor. Yüz yılın en büyük casusluk hikayesinin ana kahramanı olan İlyas Bazna’nın sonu böyle olmamalıydı.

Savaşlar ve Politikalar her zaman insanları istenilmeyen bir duruma getirir.

Siz söyleyin İlyas Bazna, gerçekte kime ve hangi ülke adına ajanlık yapıyordu?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

IEM Katowice 2020 Şampiyonu Natus Vincere Oldu!

Lost Brothers İncelemesi