Far Cry 5

Geçtiğimiz günlerde yazdığım spoilersız üstünkörü incelemenin üstüne bir de günahıyla sevabıyla tüm Far Cry 5’i masaya yatırmak istedim. Bugün biraz daha derinlere dalacağımız başlıkta yazıyor olsa da uyarıyı tekrarlamakta fayda var. Bu yazı ağır spoiler içermektedir.  Eğer bu konuda anlaştıysak buyurun yazıya geçelim.

Far Cry 5

Far Cry 5 ciddi anlamda state of the art bir oyun. Ubisoft ellerindeki teknolojiyi efektif bir şekilde kullanarak yaratmış dünyayı. Burada dünya derken sadece otundan çiçeğinden değil aynı zamanda rastgele yaşadığımız olaylar ve kontrol edilemez kaos etmeninden de bahsediyorum. Oyunda zamanınızı harcadıkça yabancı olduğunuz bu dünyaya alıştığınızı hissetmekle beraber aynı zamanda dünyanın sizin etrafınızda dönmediğini de anlıyorsunuz. Çoğu bilgisayar oyununda yabancı olarak gelip dünyayı ele geçirmemiz durumu Far Cry 5 için tam olarak öyle işlemiyor, yönetmekten ziyade alışıyoruz Montana’ya. Tasarımın psikolojik etkileri dahi hikaye görevlerini yapmak için bir motivasyon haline geliyor ki bu da ciddi anlamda tebrik edilmesi gerekilen bir durum. Diğer konulara yönelmeden önce burada küçük bir nefes alacak boşluk yaratıyorum zira oyunun sonundan bahsederken yine dünyanın neden böyle olduğuyla ilgili konuşacağız.


   Oyundaki adımız “Deputy” yani şerif yardımcısı. Bir adımız ve sesimizin olmamasının nedeni çok açık: çeşitlilik. Karakterinizi erkek, kadın, zenci, hispanik, beyaz, asyalı gibi şekillere sokabiliyorsunuz. Ubisoftun bu kombinasyonların her biri için ses aktörü tutmaması anlaşılabilir bir durum fakat oyunu yavan hale getiren şeylerden biri de maalesef bu. Far Cry 3 oynamadıysanız bir sonraki paragrafa atlayabilirsiniz. Karşılaştırma yapmak için serinin içinden başka bir oyun olan Far Cry 3’te, hatırlayacaksınız ki karakterimiz Jason Brody adında bir gençti. Adaya eğlenmeye geliyor, Vaas tarafından kaçırılıyor, işkence görüyor ve kardeşini kaybediyordu. Bunlar da yetmezmiş gibi uyandığımız gibi bizi geri savaşın içine yollayan insanlarla tanışıyorduk. Jason ormanda ilk kez hayvan öldürdüğünde kusacak hale geliyordu. Gerek çıkarttığı sesler gerek replikleri onun bu dünyaya alışamadığını iliklerimize kadar hissettiriyordu. Keza aynı şekilde oyunun sonunda adanın bir parçası haline geldiğini, sakin ve soğukkanlı yapısıyla bir ölüm makinesine dönüştüğünü de rahatlıkla görebiliyorduk. Bu durum Far Cry 5’te yok. Karakterimizin hasar aldığında çıkarttığı homurtulardan başka sesinin olmayışı gerçekten oyunu bazı noktalarda sıkıcı hale getiriyor.

Far Cry 5

   John Seed, oyunda karşımıza çıkan 3 antagonistten¹ biri. Orijin hikayesinde çocukken ailesi tarafından ağır şiddete maruz kalmış ve çaresizlik halinde hiçbir şeyin öneminin olmadığının farkına varmış bir genç. Abisi Joseph’in yolundan giden John, insanlara “Evet” demenin gücünü göstermek istiyor. Bunu nasıl yaptığı konusuna gelecek olursak… İnsanlara akıllarını yitirinceye dek işkence edip onları serbest bıraktığını düşünüyor. Kendisini antagonist incelemelerinin ilkine almamın sebebi ise geri kalan iki kardeşten çok daha iyi orijine sahip olmasına rağmen ucuz bir şekilde harcanmış bir karakter olması. Joseph tarafından engellenmese mutlaka daha heyecanlı bir hikaye sunacaktı John. Gerçi bu olsaydı da Joseph’e gerek olmazdı ama daha iyi yazılabilirdi kesinlikle hikayesi.

1. Kurguda ana karakteri (protagonist), engellemek ile yükümlü kişi

“Sürüyü feda et.”

Jacob Seed, ailenin askeri, doğal seçilime ve klasik koşullanmaya takıntılı bir psikopat. Jacob Irak gazisi, ekstrem koşullarda hayatta kalmayı başarmış biri olarak abisi Joseph’in “Dünyanın sonu geliyor.” çağrısı tarafından yönetiliyor. Oyundaki tüm antagonistlerin en barbarı Jacob zayıfı öldürmenin bir gereklilik olduğuna inanıyor. İşkence odasında insanları Pavlov-vari bir şekilde Only You şarkısı ile şartlandıran Jacob ciddi anlamda karakterimizin aklını yitirmesine sebep oluyor. Başarısını ileride müttefikimiz olan bir direniş örgütünün liderini öldürünce daha da iyi anlıyoruz tabii. Jacob sahip olduğu her şeyi abisine borçlu olduğunu biliyor ve bununla gurur duyuyor. Ölümünün yaklaştığını anladığı noktalardan birinde “Sence ölmek umrumda mı? Ben Joseph’e hizmet ediyorum onun kurbanı benim ve bununla gurur duyuyorum.” repliği ile kişiliğini ortaya vuruyor. John kadar iyi bir geçmişe sahip olmasa da çok daha iyi bir bitişe sahip olan Jacob’ın yazımı konusunda Ubisoftu tebrik ediyorum.

Faith Seed, listede son sırada olmasının bir nedeni var evet. Faith oyundaki açık ara en iyi yazılmış karakter. Çocuk ruhunu, manipülatif yanını ve sevecenliğini aynı anda veriyor ve gerçekten insanın başını döndürüyor. Burada hem yazım ekibinin hem de ses aktörünün şahane bir başarısı var. Faith Eden’s Gate tarikatının kabul edici, sevecen yüzü. Tarikata yeni insanların katılmasının bir numaralı etmeni. Oyunda Faith’ten bahsedildiğinde veyahut Faith’i anlatan şarkılar çaldığında müritlerin körü körüne aşık bir hale girdiğini görebiliyoruz. Aslında oyunda en çok hoşuma giden detaylardan biri de burada. Ubisoft radyolarda çalması için bir albüm yapmış oyunla beraber. Şarkılardan birinin adı “Help me Faith”. Faith’in insanları nasıl sıkıntıdan uzaklaştırıp cennete ulaştırdığını anlatan gayet iyi bir şarkı. Eğer radyonuzda bu şarkı çalarken Eden’s Gate müritlerinin yanından geçerseniz onların işlerini bırakıp şarkıya eşlik ettiğine şahit oluyorsunuz. Demin Faith’in insanların tarikata katılmasında ana etmen olduğunu söyledim ama bunun nasıl olduğunu açıklamadım. Oraya da değinelim: Kendisi Bliss adında bir uyuşturucu kullanarak insanları cennete götürüyor. Onları Peder Joseph’in haklı olduğunu ve ona inandıkları takdirde bu huzura kavuşacakları konusunda ikna ediyor. Faith’in elini tutan insanlar uyuşturucu etkisinden asla çıkmıyor. Bliss’in trajik etkileri oyun ilerledikçe daha iyi anlaşılıyor.

“Yargılama ki yargılanmayasın, kınama ki kınanmayasın, affet ki affedilesin. Git benim evladım, dostlarını al ve burayı terk et.”

  Peder Joseph, başlarda aşırı yanlış anladığım bir karakter. Hem oyunun çıkmasından önce hem de ilk saatlerde kendisinin ucuz bir Vaas kopyası olduğunu düşünüyordum ama aksini kanıtladı. Joseph Seed ne kadar aklını kaçırmış bir adam olsa da bunu şiddete ve öfkeye değil sakinliğe ve planlı harekete dökmüş bir adam. Muhtemelen inancının bu kadar çabuk ve geniş alana yayılmasının sebebi de bu. Gaddar olduğu kadar affedici olan ana antagonistimiz bırakıp gitmeniz için size iki defa fırsat veriyor. Seçimler tabii size bağlı. Beklentimin aşırı düşük olmasından dolayı mı yoksa gerçekten iyi yazılmış ve oynanmış olmasından mı bilmiyorum ama Joseph Seed’i başarılı buldum. En akıl almaz şeyleri söylerken bile onlara olan inancı bir noktada sizi de “Ya doğruyu söylüyorsa?” demeye götürüyor çünkü çıkarımları acı verici derecede doğru. Dünyanın yanacağını söyleyen Peder’in bu yangının nükleer bir savaştan geleceğini söylemesi ise günümüze verilmiş ince bir mesaj. Zira oyunda geçen konuşmalardan birinde kendisini yine “Yıkım geliyor, bak liderimiz kim.” derken duyuyoruz.

Oyunun bitişleri, işin hem güzel bulunan hem de mantıksız ve hayal kırıklığına uğratan yanı. Ne yaparsak yapalım Joseph’i yenemiyor oluşumuz gerçekten hoşuma gitse de bunların oluş şekli can sıkıcı, yavan ve aptalca. Son kez karşı karşıya geldiğimizde kendisiyle savaşmak veyahut arkadaşlarımızı alıp barış içinde çekip gitmek seçeneklerine sahibiz. Savaşırsak tutukluyoruz, tutuklanınca gökten rastgele nükleer bombalar düşmeye başlıyor. Bir noktaya kadar kabul edebildiğiniz şeyler, bu sona göre Joseph’in köpeği oluyoruz. Benim canımı sıkan durum ise barış içinde gitme seçeneğinde bombaların düşmüyor oluşu, ciddi anlamda psikoza girmiş bir adamın tehditlerini sindirip arkamızı dönüp gittiğimizde bombaların düşmüyor oluşu oyunu ucuzlaştırıyor. Bu bitişin sonunda da yolda giderken garip bir şekilde ölüyoruz veyahut çevremizdeki herkesi öldürüyoruz orası pek belli değil. Far Cry 5’te dünyanın yöneticisi olmuyoruz, ona adapte oluyoruz sadece çünkü ne olursa olsun o dünya bizim olmuyor, ölüyoruz. Oyunun içinde yüzlerce kez duyduğumuz bir ses kaydında da belki bu anlatılmaya çalışılıyordu. “İmparatorluklar yıkılmaya mahkumdur. Roma, Moğollar… Kimse bu dünyanın mutlak sahibi olamadı.”

far cry 5 peaches ile ilgili görsel sonucu

Genel değerlendirme:

Far Cry 5 oynanmaya değer bir oyun, içeriği dolu dolu. Eğer seriyi seviyorsanız mutlaka oynamanızı öneririm, eğer seriyi sevmiyorsanız indirim bekleyin. Nihai notum Spoilersız yazıdan bu yana değişmedi 80/100 ile Far Cry 5 değerlendirmemizi burada sonlandırıyorum.

“Beni yüreğine götür, kurtarıcın olduğumu kabul et, s****** çarmıhına çivile beni ki tekrar doğayım.”


Düşüncelerin bizler ve okuyucular için değerli olacaktır.