YOUTUBE FENOMENİ DİZİMİZ: HİLE

Bilgisayar ortamından gerçek hayata uzanan eller, aşina olduğumuz dost kazıkları, “Lanet olsun adamım!”lar ve YouTube oyunculuğu…

Filmler ve Filimler kanalının yapımı olan HİLE, bilim kurgu türünde bir dizi olarak karşımıza çıkıyor. Çoğu bilim kurgunun aksine dizi günümüzde geçiyor. Günümüz imkânlarıyla her ne kadar hayal edilemeyen teknolojileri önümüze sunsalar da henüz yeni başlamış dizinin sağdan soldan kıvırıp raylarına oturacağı konusunda ümidimiz var.

Dizinin konusuna gelirsek… Açıkçası henüz 6 bölümü yayınlanmış olan HİLE’nin şöyle 3. bölümüne gelene kadar konuyu anlamak için aval aval izliyorsunuz. İzlemeden önce kafanızda bir fikir oluşması maksadıyla konuyu şu şekilde özetleyebiliriz: Elin Amerika’larında bir grup yazılım uzmanı, iki sözü milyonlar değerinde olan patronlarının emri ile bir oyun geliştiriyorlar. Geliştirdikleri oyun da öyle bir oyun ki içine girip o an sokağından geçen adamın ağzını burnunu dağıtabiliyorsun. Ee adam da havadan gelen bu darbelere yarabbi şükür diyor. Tabii oyun zaten bu biçim korkutucuyken bir de her oyun gibi bunda da hile yapabildiğinizi düşünün. Az buz hileler de değil; bir kod yazıyorsunuz San Andreas oynar gibi yanınızda füzeler beliriyor, bir kod yazıyorsunuz milyon dolarlık adam oluyorsunuz. Adam öldürüyorsunuz ortada mermi yok bir şey yok polis şok. İşin ilginç yanı böylesine bir teknolojiyi oluşturan şirket bu hile kodlarını bulacak kafaya sahip değil. Adamlar dünyanın dört bir yanındaki belli başlı yazılımcılara salıyorlar oyunu bize bunun hilesini bulun diyerek. Kim buluyor sizce? Tabii ki bizim Temel buluyor. Dünya’nın her yerinde Fransız’ı İngiliz’i falanı filanı varken adam 1.5 ayda koca şirketin yapamadığını tek başına yapıyor, zehir zehir… İşte dizimiz de bu HİLE kodları üzerine bir kovalamaca ile geçiyor.

Tabii ki dizinin YouTube kanalı bütçesiyle çekildiğini düşününce bir Altered Carbon olmasını beklemiyoruz ancak oyuncuların metin üzerinden replik okur gibi konuşması, hikaye ilerlesin diyerek ara sahneler olmaksızın karakterlerin bir sahne Türkiye’de öbür sahne Romanya’da olması, çok ciddi konuşmaların arasına sıkıştırılmış “Su var mı ya?”, “İçecekler soğudu mu acaba?” şeklindeki anlamsız cümlelerin varlığı insanı gerçekten de dizinin atmosferinden pipetle çekiyor.

Coğrafyamızda hem bu türde bilim kurgu dizileri hem de YouTube üzerinden yayınlanan diziler ilk örneklerini bu şekilde veriyorlar. Her ne kadar insanı tam bir tatmin seviyesine ulaştırmasalar da, bu tür yapımların izleyici desteği ile gelişeceğini unutmamak, geçirdiğimiz 20-25 dakikanın keyfine bakmak lazım.


Düşüncelerin bizler ve okuyucular için değerli olacaktır.