in

Kafamda Bok mu Var? ve “Mavi Develer”

İnanın, bayağıdır ufak bir giriş yazısı arıyorum. Hani intro niteliğinde iki üç cümle… Fakat hal vaziyet bu, o yüzden direkt giriyorum. (Bu başlıktan sonra nasıl girebilirsin ki zaten yazıya…)

Gerçeklik nedir? (Aslında niye böyle girmedim ki, neyse daha fazla uzatmayacağım.)

Şimdi sorun kendinize, iki dakika bırakın da okumayı, cevaplayın, ben nelere gerçek diyorum?

Devam.

Nelere gerçek değil diyorum?

Eğer buraya kadar yeterince düşündüyseniz, ki bence en en azından 5 dakikanızı yemesi gerekir, baba soruyu soruyorum. “Gerçeğe (artık her neyse)” başkaları gerçek dediği için mi gerçek diyorsun, yoksa kendin gerçek bulduğun için mi gerçek diyorsun?

Unutmayın, size düşünmek özgür gelse de, yetiştirildiğiniz kadar düşünebilirsiniz ancak. Yani ne kadar bilgi o kadar uzağa gidebilmek düşüncede, ve “özümseyebilmek” düşünceyi.

Yani siz son soruya “kendim bulduğum için” deseniz bile, ondan önce sormanız gereken, “Bana öğretilenden daha fazlasını biliyor muyum?”  olacaktır.

 

Bakmak hiçbir zaman görmek değildir.

İnsanlar hep bir şeyleri parmakla gösterecek. Sizin burada yapmanız gereken bakmaktan vazgeçip görmeye çalışmak olacaktır. Ve bu da ancak bilgiyle mümkündür.

Şimdi size sorduğum sorulara ne kadar cevap verebildik? Sanmayın sizin cevaplarınız için soruyorum veyahut kendim, cevaplarımı anlatmak için, hayır, kendime soruyorum, “daha ne kadar çok cevap verebilirim?..”…

Tek cevabı olan şeyler ancak fende mevcuttur. Özellikle matematik…

Der ki matematik, bir ile ikinin arası sonsuzdur, öyle ya kesirli sayılar olarak düşündüğümüzde, o halde 2 nasıl geliyor?

Bunu zaten biliyoruz…

Yani x sonsuz sayıda değer alır, dolayısıyla 0’dan 1’e hiçbir zaman ulaşamayız.

Şu paradoksla daha iyi anlarsınız her halde.

Dikotomi Paradoksu

A kişisinin d noktasına gitmesi gerektiğini hayal edelim. Fakat d’ye gitmeden, önce d’ye olan mesafenin yarısını gitmek zorundadır. Fakat d’ye olan mesafenin yarısını gitmeden önce bu mesafenin çeyreğini gitmesi gerektir. Daha sonra çeyreği gidebilmek için sekizde birini gitmesi gerekmektedir; bu böyle devam eder.

Wikipedia

Sonuç olarak A kişisinin sonsuz sayıda mesafe gitmesi gerekir. Bu seride bir sorun daha vardır; her ilk mesafe aralığı ikiye bölünebileceği için gidilmesi gereken belirli bir ilkmesafe yoktur. Böylece bu yolculuğun bir başlangıç noktası yoktur, yani yolculuğa başlayamaz. Bu paradoks sonuç olarak belirli bir mesafenin yolculuğunun tamamlanamayacağını veya başlanamayacağını, böylece de her hareketin sadece bir illüzyondan ibaret olacağını ifade eder.

Hımm… İşler biraz karıştı dimi?

İkisi de aynı mantık. Ben bu, 1 ile 2’nin arası sonsuzsa 2 nasıl geliyor hikayesini, Hakan Günday’ın “Kinyas ile Kayra” kitabında okudum, oradaki karakter bunu bir yerden okuyup, eğitimini bırakıyordu. Ona göre bunu bildikten sonra, tamamen kurmaca olan matematiğin “t”’sini anmak, aptallık olurdu.

Şimdi bir soru daha .

2 x 2 = 4  True or false?

İşin kötüsü ben artık “2”’ye inanmıyorum. 🙂

Tabii ki bunun matematikçilerce mantıksal ve formülize şekilde kanıtları mevcut. Fakat o da kurmaca aslında… Kurmaca şeylerle kurmaca şeyleri açıklıyoruz. Bir domates vardır, iki domates vardır, üç dometes vardır. That’s it, not more.

Oldukça ilerledik “gerçek”te. Şimdi biraz daha uçalım. Ya domates de yoksa?..

 

 

Öyle ki bütün duyularınızı elinizden alalım.

Hayal edin; duyamıyor, göremiyor, hissedemiyor, koklayamıyor, tadamıyorsunuz… Sadece düşünebiliyorsunuz, yani tek işlev gören beyniniz, o zaman domates diye bir şey olduğundan emin olabilir misiniz?

Yani sizi var zannettiren, ve gerçeklik duygularınızı yaratan da bir yandan duyularınız değil mi?

Tamamı ile bir ilizyonun içinde yaşıyor olma fikrinin antitezi nedir? Bir gün uyusanız ve uyanmasanız, ve farz edelim bir öbür dünya yok, neydi gerçek…

Ya ruh sadece beynimizdeki elektro-kimyasal dalgalardan ibaretse…

Bilincimizden ibaretsek sadece…

Ya hiçbir şey, ama hiçbir şey yoksa?…

Tezler kendi içlerinde antitezlerini yaratır. Tek bir gerçeklik tezini redderseniz, misal domates yok derseniz, gerçekdışı şeyler de bir bir yıkılmaya başlar.

İnsan uçamaz mı? Rüyasında uçar ama?..

Daha fazla ağrıtmayacağım kafanızı. Bana selametle. Ama siz gene de düşünün… 🙂

Camel Blue…

ne düşünüyorsun?

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yükleniyor...

Yazar: Kaan Selçuk

17 yaşında İzmir'de Godot'yu bekliyor. Bunun yanında oyun, edebiyat, müzik...

CS:GO’da Sezonun En İyi Oyuncusu: BOT CONNOR!

The Walking Dead Oyunu Final Sezonu Duyuruldu!