Ortalama 5’er dakikalık bölümlerden oluşan ve her bölümde farklı bir Japon korku temasını işleyen Yami Shibai, tahminime göre pek alışagelmedik çizimleri ve barındırdığı teması sebebiyle pek fazla bahsedilen bir anime olmadı. Buna rağmen tamı tamına 5 farklı sezonu ile kendi çapında bir izleyici kitlesi oluşturmuş ve oluşturmaya da devam ediyormuş gibi görünüyor.
Japon kültüründe korkunun ayrı bir yeri vardır. Japon efsaneleri kendi korku ögeleriyle dolup taşar, ciddi anlamda Japon korku kültürüne hakim olmak oldukça köklü bir araştırma yapmanızı gerektirebilir.


Her sezonda farklı bir temayı ele alan animemiz genel olarak kısa ama öz hikayeler anlatmaya odaklanmış. Her zaman insanı yerinden hoplatmasa da neredeyse tüm bölümleri izlemeye değer. Bölümler, kısa hikayelerden oluşuyor ve tahmin edeceğiniz üzere hiçbirinin sonu iyi bitmiyor. Yami Shibai cidden insanı korkutuyor, aslına bakarsak korkutmaktan çok kendinizi sürekli bir gerilim içerisinde buluyorsunuz. Ne kadar bu tarz şeylere alışık olduğunuzu düşünseniz bile, zaman zaman gerilmeniz söz konusu olabilir.

İnsanın gerilmesine sebep olan asıl unsur bölüm içerisinde yer alan insanların hayatının nasıl bu kadar kısa süre içerisinde sarpa sardığı ve sonlarının ölüme kadar sonuçlandığı oluyor. Mutlu mesut veya normal bir şekilde hayatlarını yaşarlarken kendilerini bir anda çıldırmanın veya ölümün eşiğinde bulan insanları izlemek psikolojik olarak ufak da olsa bir gerilim yaratıyor. Çizimler ilk başlarda ne kadar insanın gözüne farklı gelse de bir süre sonra animeye oldukça uygun olduğunu düşünmeye başlıyorsunuz. Aynı şekilde gerilim dozajını arttıran müzikler de atmosfer içerisinde ekstra bir etkisi oluyor.

Her bölümün 5’er dakika olduğunu da göz önünde bulundurursak vakit öldürmekten çok keyifli bir şekilde vakit geçirip biraz da gerilmek için Yami Shibai aradığınız tat olabilir.


Düşüncelerin bizler ve okuyucular için değerli olacaktır.