12 Ekim 2018 tarihinde resmi çıkışını yapan Call of Duty: Black Ops 4 daha ilk dakikalarından dünyayı etkisi altına almayı başardı. Yüksek ön sipariş sayılarıyla dikkat çeken ve çıkışı uzun zamandır beklenen oyun, seride ilk defa Battle Royale modu bulunduran oyun oldu. Battle royale ekinin sevindiriciliği yanında tek oyunculu hikaye modunun oyundan çıkartılması bazı oyuncuları (başında şahsım olmak üzere) üzdü. COD: Black Ops 4’ü her şeyiyle inceleyeceğimiz yazımıza hoş geldiniz!

OYUN ÇIKMADAN ÖNCE:
İçinde bulunduğumuz yılın Mayıs ayında resmi olarak duyurulan oyuna olan ilgi, serinin üst üste başarısız oyunlarla gelmesinden dolayı düşüktü. Bir de bunun üstüne Treyarch’ın aşırı başarılı olduğu hikaye modunun da oyunda yer almayacağı haberi yayılınca “Eski Call of Duty” hayranları diyebileceğimiz kitle ilgisini başka oyunlara vermişti bile. Buradan geri dönüş ise gerçekten bir başarı hikayesi.


Oyunun çıkışının yaklaştığı dönem içerisinde yayınlanan Blackout Beta’sı tüm dünyaya Treyarch’ın Battle Royale modunu ne kadar iyi kotardığını gösterince ön siparişler tavan yaptı. Durumun vehametinin daha iyi anlaşılması açısından bir örnek verecek olursak: Black Ops’un ön sipariş sayısı Battlefield V’in ön sipariş sayısının iki katına yaklaştı. Küsmüş bir kitleyi kendine geri bağlaması açısından Call of Duty: Black Ops 4, seri adına bir dönüm noktası olabilir.

OYUNA GİRİŞ & TÜM MODLARIN İLK İZLENİMLERİ:
Sade bir menüyle oyuncusunu karşılayan Black Ops 4, nereye isterseniz oraya gitmenizi hemen sağlıyor. Kolaylaştırılmış menü, çevrim içi herkese açık maçlara ulaşmak için çok ideal olsa da arkadaşlarınızla oynamak için özel bir oda kurmak istediğinizde sınıfta kalıyor.

Multiplayer:
Askere asker karşılaşmalarda oldum olası Call of Duty’yi yetersiz bulan, işin Battlefield yanını daha başarılı bulan biri olarak Black Ops 4’ü kutlamak istiyorum. İşin ruhunu anlamış, yapısı iyi işlenmiş haritalarla keyifle ilerleyen bir multiplayer yapısı kurulmuş. Operatörler arası gücün dengesiz olmaması, her haritada her operatörün tatlı tatlı öne çıkabildiği haritalarla aksiyonun asla durmadığı bir oyun Black Ops 4. Ve sanırım en beğendiğim yanı da bu; oyun asla durmuyor. Rakibinizi şaşırtmak, maçı çevirmek veyahut aksine maçı satmak her zaman mümkün. Özellikle “Control” modunda yeniden doğma hakkının sınırı olması ve atak/defans noktalarındaki taktik giriş noktaları oyunu oynadıkça oynama isteği yaratıyor. Bıkana kadar değil, yorulana kadar oynuyorsunuz.

BLACKOUT:


Modun duyurulduğu ilk günden beri oyunun yaratıcılarından David Vonderhaar üstüne basa basa “Bu Black Ops gelenekleriyle yaratılmış bir Battle Royale modu.” diyordu, haklıymış. World at War ve Black Ops serisinin geçmiş oyunlarının en iyi yanlarını toplayan Blackout, multiplayerın dur durak bilmeyen temposunu da kendine katmış. Battle Royale oyunlarının düşük temposundan kaynaklanan sıkıcılığı yüksek mobilite ve aksiyonla def eden Blackout, şu ana kadar oynadığım açık ara en iyi Battle Royale modu.

Kancayla kendinizi bir binanın üçüncü katına çekip havadayken ateş ede ede düşmanlarınızı yere sermenin keyfi cidden aşırı yüksek. Bütün bunların yanında tüm mod dev bir fan servisi, Raid’den Verrückt’e kadar Treyarch’ın 10 yıllık Call of Duty serüveninin en ikonik parçalarını taşıyan Blackout’a “Anı treni” desek yanlış olmaz. Zombi lokasyonlarının ve zombilerin oyuna kattığı dinamik de gayet hoş. Zombileri takip ederek düşmanlara ulaşabiliyor, zombileri öldürerek moda özel silahlara ulaşabiliyoruz. Ray gun dahil!

Zombiler:


Treyarch’ın
zombi modu on yıllık bir serüven; zamanlardan zamanlara, evrenlerden evrenlere koşan serinin hikayesi yeni bir öyküyle beraber Black Ops 4’e taşınmış. Black Ops 2’nin ikinci ek paketiyle gelen ve çoğu hayran tarafından serinin en başarılı haritası sayılan Mob of the Dead, Blood of the Dead adıyla yeniden yaratılmış. Orijinal halinde aşırı gerilim ve drama içeren harita geliştirilmiş, genişletilmiş ve tüyleri diken diken eder hale getirilmiş. Kancalara takılmış cesetler, her yerden damlayan kan ve asla susmayan zombi çığlıkları insanı gerçekten rahatsız ediyor. Bu rahatsızlığın içinde önümüze çıkan her şeyi öldürürken buluyoruz kendimizi. Tema gerçekten başarılı işlenmiş. Black Ops 4 ile ilk defa oyuncuların karşısına çıkan diğer iki haritadan da bahsedeceğim fakat önden bir bilgilendirme/uyarı bırakma gereği duyuyorum.

Bu inceleme 13.10.2018 tarihinde yazılırken dünyada henüz kimse bu haritalara ait ana easter eggleri çözemedi. Bu sebeple haritalarda işlenen hikayenin nasıl ilerlediği ve sonlarının tatmin edici olup olmadığıyla ilgili bilgi mevcut değil. Bu haritalardan ilki Avenged Sevenfoldlu fragmanıyla duyurulan IX (9), değişik bir Roma stadyum ritüeli ile kucaklıyor bizleri. Dönemin çeşitli çok tanrılı inançlarına ait birer tanrının ortasında hayatta kalmaya ve gizemleri çözmeye çalışıyoruz. Haritayı eğlenceli kılan şeylerden birisi de elemental zombi iterasyonları. Boss olmayan bu beyin bağımlısı dostlarımıza normal zombilerin alevli, elektrikli versiyonları diyebiliriz. Ve bunlar oyunu biraz daha dikkatli oynamamıza sebep oluyor. Genel görünüşü ve hissi açısından yine IX de başarılı bir harita. Antik ile modernin dengeli harmanı ve gizemleriyle IX, kendini tekrar tekrar oynatmayı başarıyor.

Son haritamız olan Voyage of Despair ise tarihin en ikonik gemisi Titanic‘te geçiyor. IX’teki karakterleri barındıran harita, yeni “Kaos” ekibinin de zamanda bol bol yolculuk yapacağına işaret ediyor. Titanik’in buzdağına çarpmasıyla başlayan harita, çarpışmanın etkisiyle sağa sola uçmuş eşyalar ve geminin batık bölgeleriyle oyuncuyu kendine bağlamayı başarıyor.

Tüm moda bir bakışta bulunacak olursak başarılı olduğunu söylemek yanlış olmaz. Eğlenceyi, gerilimi ve gizemi tadında ve kendi kimliğine uygun bir şekilde barındırıyor Black Ops 4. Ama her şey güzelken tat kaçıran bir şey var, o da kullanıcı arayüzü. Oyun içerisinde her yerde karakterimizle ilgili semboller/yazılar mevcut, bu ne kadar gerekliydi bilmiyorum zira göz yoruyor. Temennim ilerleyen yamalarla kapatma seçeneğinin oyuna eklenmesi.

HİKAYE:

Grafikler tek kelimeyle muazzam!

Yazının en başında belirttiğimiz gibi, Black Ops 4’ün tek oyunculu bir hikaye modu yok fakat bu Treyarch’ın bir öykü anlatmasına engel olmamış. Multiplayer’da karşılaştığımız operatörlerimizden birinin operasyon sırasında kendini feda etmesi ile başlayan bir zincirleme reaksiyonu anlatan izlenebilir hikaye, gerçekten ilgi çekici ve çok güzel görünüyor. Diğer modlarda bulduğunuz/yaptığınız şeylerle yeni bölümlerini açabildiğimiz hikaye modu, işinin en iyisi olan operatörlerimizin kendileri ile işi kalmayan devletler tarafından nasıl kenara atıldığını gösteriyor. Oyunun tüm aksiyonundan yorulunca uğramak için gayet güzel bir mecra olan hikaye modunda, geçmiş oyunlardan tanıyıp sevdiğimiz isimler de hikaye uyarınca görünüyor. Oyunda kesinlikle göz atılması gereken şeylerden biri de burası!

GENEL DEĞERLENDİRME & KAPANIŞ:
Call of Duty: Black Ops 4, ciddi anlamda her moduyla eğlenceli ve dolu dolu bir oyun. Yazının önceki bölümlerinde de bahsettiğim gibi bıkana kadar değil, yorulup bırakmak zorunda kalana kadar oynatıyor kendini. Ve bu, bugünlerde çok alışık olduğumuz bir şey değil. Oyunun en büyük günahı ise oynanış/tasarım ayağında değil, fiyatlandırma ayağında. Black Ops Pass adı verilen paket; gelecek ek paketleri görmeden, tek tek alımı engelleyerek hepsini birden almaya zorluyor. 60 dolarlık bir oyun, cüzdanları yeterince zorlarken yanına 50 dolarlık böyle bir paketin sıkıştırılması ciddi anlamda oyunun iyiliğine leke sürüyor.

Oyunun nihai notuna gelecek olursak: Call of Duty: Black Ops 4, sağlam bir 8,5/10’u hak ediyor.


Düşüncelerin bizler ve okuyucular için değerli olacaktır.