in

DOOM Eternal İnceleme | Yeni DOOM Nasıl Olmuş?

Oyundan çıktım, çıktığım gibi de geldim hemen size her şeyi taze taze anlatmak için. DOOM: Eternal, ciddi anlamda nefes kesen bir deneyim. DOOM Eternal inceleme yazımızda oyunu başlıklarla inceleyerek didik didik edip altından girip üstünden çıkacak ve neresi iyi neresi kötü hep beraber karar vereceğiz.

UYARI: Hikaye başlığının altında oyunun hikayesine dair SPOILER bulunmaktadır. Spoilersız inceleme için başlıktan kaçınmanızı öneririm.

DOOM: Eternal incelemesine hoş geldiniz!

AÇILIŞ:

Oyun açıldığı ilk andan itibaren bizlere inanılmaz güçlü bir adam olmanın nasıl bir şey olduğunu tattırıyor. Daha sonra uzun uzun bahsedeceğim ama Mick Gordon’un açılış için tekrar bestelediği klasik DOOM soundtracki gerçekten daha iyi kotarılamazdı. 90’lardan kalma eski DOOM jeneriğine daha yavaş, daha ağır ve kanlı bir hava veren Mick Gordon, oyunun üçüncü saniyesinden son anına kadar epik bir macera olacağını garantilemiş.

Diğer DOOM oyunlarının aksine açılışta oyuncuya dandik bir tabanca verilip diğer silahları bulması beklenmiyor Eternal’da. Direkt pompalı tüfekle başlamanın artıları oyunun zaten hızlı olan akışını daha da körüklemesi, 2016 ve önceki serilerde gördüğümüz mermi bitince kimseye hasar vermeyen tabancayla 15 dakika sağda solda koşma telaşı Eternal’da yok. Bu durumun sıkıntılı yani ise oyunun açılışının biraz daha kolay olması serinin geçen oyunlarına nazaran. Daha fazla ilerlemeden belirteyim tek oyunculu hikayenin tamamını “Nightmare” zorluk ayarında, yani klasik zorlukların en zorunda oynadım o yüzden silah dengeleri ve düşman zorluklarına karşı tecrübelerim sizlerin tecrübesinden biraz farklı olabilir. Pompalı tüfek oyunun açılışındaki düşmanlara karşı oyunun en zor ayarında dahi çok güçlü bir cevap ve neredeyse ilk 3 bölüm boyunca karşımıza çıkan her şeye inanılmaz hızlı ölüm yağdırabiliyoruz. Teknik olarak kulağa kötü geliyor olsa da DOOM oynarken ölüm yağdırmaktan şikayetçi değilim kesinlikle. Oyunun kaymağı zaten çıplak elle düşmanın kafasını patlatmak ve onları motorlu testereyle ortadan ikiye bölmek olduğu için aldığım keyifte en ufak bir azalma olmadı.

Mars’ın uzak, yabancı ve yıkıntılar içindeki görüntüsüne bizi alıştıran DOOM 2016’ya nazaran DOOM Eternal bizi evimizde vuruyor. “Dünyadaki Cehennem” başlığıyla açılan oyun yüz yıllık uykusundan uyanan Slayer’ın öfkesi evi olan gezegen dünya yanarken katlanıyor pek tabii. Ve o öfke patlaması oyunun sonraki 15 saatinde 1 gram azalmıyor!

OYNANIŞ:

DOOM serisinin 25 yıldan uzun zamandır her seferinde bir şekilde muazzam yaptığı bir şey var: Oynanış. İlk DOOM oyunundan Eternal’a kadar sürekli “Daha bunun üstüne ne koyacaklar, şu ana kadar oynadığım en akıcı oynanışlı oyun bu.” diyorsunuz ama iD Software bir yolunu buluyor ediyor o oyunun daha iyisini yapıyor. Animasyonlardan düşmana, bölüm tasarımdan silahlara oyun içerisindeki her şey orkestra gibi beraber çalışıyor. Asla sırtınızı bi’ duvara yaslayıp sıkışmıyorsunuz, her zaman hareket kabiliyetiniz var ve silahlarınız asla girdiğiniz ortamlara uyumsuz kalmıyor.Silahların bu şahane uyumu her oyuncuyu kendi tarzında oynamaya cesaretlendirirken aynı zamanda aşırı havalı kombolar yapmanıza da olanak sağlıyor.

Yeni gelen eşyalar ise oyunun tadına tat katan şeylerden birisi. Doom Slayer’ın yeni bomba atarı, ileri atılma yeteneği ve kolundaki zırhına bağlı bıçağı oyunun zaten aşırı hızlı olan oynanışını körüklüyor. İblisleri yakarak zırh toplayabiliyor, dondurarak zaman kazanabiliyor ya da direkt el bombasını suratlarına yapıştırıp ne kadar şiddet dolu ve durdurulamaz biri olduğunuzu gösterebiliyorsunuz.

İlgini Çekebileceğini Düşündük:  Endless Combat İncelemesi

Asla durmayan metal müzikten yine burada da bahsetmek gerek, evet biliyorum inceleme yazısının yarısında Mick Gordon övmüş olacağım ama adam gerçekten aldığı tüm övgüyü hak ediyor. Bi noktadan sonra iblis öldürmekle kafa sallamak arasında gidip gelmenize kadar varabilecek kalitedeki metal soundtrack patlayan bombalardan, ortadan ikiye bölünen iblislerden aldığınız keyfi kat kat arttırırken direkt adrenalin pompalayarak cephaneliğinizdeki her şeyi düşmanın üstüne boşaltarak damarınızdan kan değil adeta alev akmasını sağlıyor.

Cephanelikteki her silah iki adet yükseltmeyle geliyor, bu yükseltmeler yine az önce bahsettiğim herkesin kendi tarzında oynaması yolunda atılmış hoş bir adım. Silahlar şahsi zevke ve estetik tercihe bağlı olarak modlanabiliyor ve bu modlar arasındaki geçişin sadece tek tuş olması ileride pişman olduğunuz bir şeyden hemen dönmenizi sağlayarak oyunun keyifsizleşmesini çok güzel önlüyor. Silah modları görece eşit güçte olsa da işlevleri arasında epey fark mevcut ve bu durum kişiselleştirilmiş savaş deneyimine temiz bir katkıda bulunuyor. Örnek vermek gerekirse oyunun başında aldığımız pompalı tüfeğe taktığımız modlardan biri silaha bomba atar özelliği kazandırırken diğer mod pompalı tüfeği tam otomatik döner namlulu bir “minigun/pompalı” haline getiriyor. Burda alevleri patlamaları ve yanan düşmanları görmeyi seven oyuncular bomba atara yönerlikten düşmanlarının et ve kanını savaş alanına dökmeyi tercih eden oyuncular ise otomatik pompalıya yöneliyor.

Oynanışın bir diğer elementi olan bulmacalar ve gizemler ise 2016’dan bu yana çok güzel geliştirilmiş. “Barfiks barları” oyuna eklenerek vertikalite büyük miktarda arttırılmış ve sadece puzzle için değil savaşırken de bunları kullanmak epey zevkli. Savaş alanında birden barfiks barına tutunup kendinizi havaya fırlattıktan sonra aşağıda kalan her şeyi biçebiliyorsunuz ve bu tarz aksiyonlara girmenin hissi çok güzel.

Bulmacalardan bahsediyordum değil mi? Evet hm, bulmacalar… Yeni tırmanılabilir duvarlar, çift zıplama, ileri atılma  ve barfiks demiri mekanikleriyle oyundaki bulmacalar 2016’ya göre epey derinleşmiş. Burada  zorluk kelimesini çok iyi anlayan bir iD Software gözlemleniyor.

Örneğin iki düşman düşünelim düşmanlardan biri atak sırasında bir açık vererek kendisinin zarar almasını sağlarken diğer düşman her türlü atak alıyor ama 10 milyon canı var ve 6 saat boyunca ateş etmek zorundasınız. Hangisi daha zekice yazılmış sorusunun cevabı çok açık ve iD Software bulmaca ve boss savaşlarında bu ikilemden çok iyi bir karar alarak ilkini seçmiş. Çok uzun süre boyunca aynı şeyi yapmaktansa zekice davranmanızı gerektirecek ama davranmadığınızda da cezalandıracak bulmaca ve boss dövüşleri bulunduran oyun zeki oyuncuları ödüllendirmeye yönelik çalışıyor.

Müzikler ve Ses Dizaynı:

 

 

Mick Gordon övmek için başlık açtım desek yanlış olmaz. 2016’da da oyun tarihinin en iyi sountracklerinden birini çıkaran Gordon burda da muazzam işlere imza atmış. Oyunun ruhunu çok iyi anlayan, adeta ateşe körükle giden hatta körüğü geçtim ateşin üstüne galon galon benzin döken bir soundtrack ile karşı karşıyayız DOOM Eternal’da.

İlgini Çekebileceğini Düşündük:  Nasıl Efsane Oldu: DOOM 2016

Oyunun müzikleri o kadar iyi ki durum internette büyük bir geyik olmuş halde, “Yeni DOOM oyununu almak çok karlı çünkü yanında bedava Mick Gordon albümü geliyor.” “Headbang yapmaktan boynum kırıldı Mick Gordon’a dava açsam ameliyat masraflarımı karşılar mı?” tarzı yorumları her yerde görmek mümkün. Geçen başlıkta da söyledim ama tekrarlamakta fayda görüyorum bu adamı ne kadar övsek az çünkü çoğu müzisyenden bir oyunun ruhunu bu kadar anlamasını bekleyemezsiniz, DOOM ve Mick Gordon ikilisi bu konuda gerçekten çok özel.

Silah, düşman sesleri ve diğer ses efektlerinde de durum çok farklı değil. Oyundaki tüm sesler Mick Gordon’ın  soundtracki ile adeta harmoni içinde, attığınız her kurşun davullara destek olurken iblislerin çığlıkları, patlamalar, zincirler ve diğer elementler gitarın karanlık tonuna hoş bir eklenti haline geliyor.

Eğer metal seviyorsanız sırf müziklerini dinlemek için dahi oyunu almanızı öneriyorum.

Hikaye ve Bölüm Tasarımları:

Bölümler 27 yıllık bir tecrübenin gövde gösterisi desem yanlış olmaz. Oynanışa tamamen uygun olarak tasarlanan mekanlar sizi sürekli akıcı oynanışa ve hızlı savaşa yönlendiriyor. Oyunda asla sıkışıp kalmıyorsunuz aksine zıplama podları, portallar ve barfiks barları sayesinde sürekli daha hızlı ve daha mobil bir şekilde savaşmanın yollarını buluyorsunuz.  Estetik olarak da hikayenin tadını karşı tarafa iyi veren mekanlar dünyada yıkıntı, et ve kanla kaplı iblis inlerini, marsta kızıl gezenin tozu dumanı arasında karışmış alevleri ve Sentinel bölgelerindeki uhrevi havayı çok iyi yansıtmış.

Oyunla ilgili hep iyi şeyler söyledin kardeşim yok mu bunun sıkıntılı bi yanı? Dediğinizi duyar gibiyim, maalesef evet var: Hikayesi.

DOOM’un oynanışını harika kılan şey DOOM’un bir oyun olduğunu anlaması ve buna uygun bir şekilde yollar açması. DOOM’un hikayesini kötü kılan şey ise yine DOOM’un bir oyun olduğunu anlaması. Hikayede totalde üç rahip ve o rahiplerin başındaki Khan Markyr  adındaki Sentinel’i öldürmemiz gerekiyor dünyayı işgalden kurtarmak için ama ilk iki rahip öldükten sonra “garip” bir şekilde gemimizdeki sistemler bozuluyor, son rahibin yerini bulamayıp boşu boşuna üç bölüm daha oynuyoruz ve bu üç bölüm ne hikayeye ne de oynanışa ekstra bir şey katıyor. Oyun 2016’dan daha uzun olmuş denilsin diye uzatılmış hissi yaratıyor ve bu gerçekten üzücü. Zayıf hikaye anlatımı biraz tecrübeye zarar verse de günün sonunda oyun DOOM ve ikimiz de biliyoruz ki ikimiz de buraya hikaye için gelmedik.

Oyuna vereceğim nihai not 10 üzerinden 666, DOOM: Eternal ne kadar hikayesi can sıksa da kesinlikle tecrübe edilmesi gereken bir deneyim.

Oynanış: 10/10
Müzikler: 11/10
Hikaye: 6/10
Grafikler: 9/10
Genel: 9/10

DOOM Eternal’ı Playstore’da da incelemek için tıklayın!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sevimli Canavarlar’a Devam Dizisi Geliyor!

https://oagtr.com/anasayfa/computex-2020-ertelendi/

Computex 2020 Ertelendi!