Bağımsız yapımcıların ortaya koyduğu ürünlerin zamanla daha kaliteli olmaya başladığını önceki birkaç yazımda size bahsetmiştim. Bu ivmeyi başlatan yapımcılardan biri olan 11 Bit Studios, bugün karşımıza Frostpunk adlı oyunla çıkıyor. Elimden geldiğince size oyun hakkındaki düşüncelerimi anlatmaya çalışacağım. Şimdiden keyifli okumalar.


Şu an dünyamızın en önemli sorunlarından biri küresel ısınma. Küresel ısınma yüzünden kutupların erimesinden tutun da iklim değişiklerine varıncaya kadar birçok şeyle mücadele etmeye çalışıyoruz. Peki ya tam tersi bir durum olsaydı? Frostpunk, tema olarak tam da bu soruya cevap vermeye çalışıyor. Oyun, dünyanın kutupsallaşmaya başladığı bir dönemin İngiltere’sinde geçiyor. Zaman içinde artık şehirde kalamayacağını anlayan insanlar, hayatın olabileceği başka yerlere doğru gitmek istiyorlar. Yol üzerinde terk edilmiş bir jeneratör bulup burada hayatta kalmaya çalışıyoruz. Sizin göreviniz ise, buradaki insanları hayatta tutmak.

Koca bir dünya keşfedilmeyi bekliyor!

Her şeyden önce oyunda dikkat etmeniz gereken şey, ekranın alt kısmında bulunan ‘umut‘ ve ‘hayal kırıklığı‘ kısmı barları olacaktır. Eğer insanlarınız size karşı hayal kırıklıkları artarsa, ilk başta sizi nazikçe uyarıyorlar. Eğer işleri zamanında yoluna koyamazsanız sizi görevinizden aldıkları yetmezmiş gibi bir de ölüme terk ediyorlar. Bazen karar alırken bunu göz önünde bulundurmanız gerekecek.

Din ile halkınızın solan ümitlerini tekrar yeşertebilir ve düzeni tekrardan kurabilirsiniz.

Koloninin sorumlusu olarak en büyük sorumluluklarınızdan birisi de kanunları düzenlemek olacak. İlk zamanlarda daha genel kanunlar çıkartırken (fazla mesailer vb.), ilerleyen zamanlarda bu kısım daha da derin bir hal almaya başlıyor. Ama şunu unutmayın, aldığınız her kararın hem olumlu hem de olumsuz yanları mevcut. Diyelim ki acilen ham maddeye ihtiyacınız oldu ve siz de fazladan mesai yaptırdınız. Halkınızın ‘umut‘ barı düşmeye başlayacaktır.

Oyunda üç temel kaynak var: Kömür, odun ve metal. Bunlar bir şeyler inşa etmekten tutun da araştırma yapmaya kadar her şey için gerekli. Burada da sıkıntılar peşinizi bırakmayacak. Oyun başında kısıtlı bir teknolojiyle başladığınız için sadece çevrenizde bulunan enkazlardan, büyük bir iş gücü ile topluyorsunuz. Fakat bu kaynakların sayısı az olduğundan, bir şeyleri inşa etmeden önce iki kere düşünmeniz lazım. Zaman içinde, gelişen teknolojiniz ile birlikte büyük miktarlardaki rezervleri de kullanabileceksiniz.

Sırası gelmişken biraz da bundan bahsedeyim. Oyunun başlarında kısıtlı bir teknolojiye sahip olduğunuzu söylemiştim. Bunu arttırmak için ‘workshop‘ adlı binayı kullanıyorsunuz. Burada temel olarak geliştirmelerin hepsini yapmak size büyük bir yük olacağından, ihtiyacınız olanlara öncelik vermeniz işinizi daha kolay bir hale getirecektir.

En önemli kısımlardan biri. Bu teknoloji ağından ilerleseniz daha az yakıt kullanarak, daha uzak mesafelerdeki evlerinizi de ısıtabilirsiniz.

Hayatta kalmak için çeşitli gereksinimlerimiz ve bunları sağlamak için çeşitli binalara ihtiyacımız var. Bunların büyük kısmı artırma yaptıktan sonra kullanılabilir oluyor. Fakat gel gelelim ki iş sadece bunları yapmakla kalmıyor. Bu binaların ısınmaya ihtiyaçları olduğu için jeneratörün uzağına yapamıyorsunuz. Daha sonra, her binada her insanı çalıştıramıyorsunuz. Örneğin ‘workshop‘u sadece mühendisler kullanabiliyor.

Bir yandan hayatta kalmaya çalışırken, bir yandan ise kurtulmak için çabalamanız lazım. Çevrenizdeki alanları keşfederek, bazen bir hayatta kalan insan, bazen de çeşitli eşyalar bulabiliyorsunuz. Bunu için izci grupları lazım öncelikle. Unutmamanız gereken şey ise, dış dünyadaki tehlikeler olacaktır. Verdiğiniz ufak bir hatayla hem izcileri hemde yanlarındaki eşyaları kaybedebilirsiniz.

Biraz da koloninin kalbi olan jeneratörden bahsedelim. Kendisini kabaca kömürle çalışan devasa bir soba olarak düşünebilirsiniz. Halkınızı öldürücü soğuktan koruyan bu arkadaş, başlarda verimsiz ve dar bir alana etki ediyorken, zamanla bunları artırabiliyorsunuz.

Şimdilik oyunda 3 farklı senaryo var, zamanla bu sayı artacaktır. Atölye açılırsa oyun hem oynanış hem de hikaye bakımından daha güzel bir hale gelebilir. Şu sıralarda oynayabileceğiniz iyi oyunlardan bir tanesi olduğu su götürmez bir gerçek. Zorlayıcı tarafı olsa da, oyundan nefret edip bir kenara atmak yerine, “bir dahaki sefere bunu yapayım” ya da “şunları unutmayayım” gibi cümleler kurarken buluyorsunuz kendinizi. Oyunda bazı küçük hatalar (arada bir donma, fps düşüşleri v.b şeyler) olsa da ufak bir yama ile halledilemeyecek kadar büyük şeyler değil. Genel olarak oyunu beğendim. Belki fiyat olarak biraz tuzlu görünse, parasını sonuna kadar hak eden bir yapım olmuş.


Düşüncelerin bizler ve okuyucular için değerli olacaktır.