Herkese selamlar Only A Gamer takipçileri. Bu yazıda, Kaliforniyalı video oyun geliştirici şirketi Santa Monica Studio tarafından geliştirilen efsane seri God of War’un en son oyununu ayrıntılı olarak inceleyeceğiz. Öncelikle God of War için biraz geç kalmış olabilirim. Bu oyunu inceleyebileceğim aklımın ucundan bile geçmemişti. Bu aya kısmetmiş, oyunu sonunda bitirmeyi başarabildim. Bu incelemede de diğer incelemelerim gibi aynı plan doğrultusunda ilerleyeceğim. Şu an okumakta olduğunuz giriş bölümünden sonra karakterler hakkında bilgi verip onlarla alakalı kendi yorumlarımı sizlere aktaracağım, ardından genel hikayeyi anlatıp, oyunu farklı başlıklar halinde inceleyip, oyunun artıları ve eksilerini listeleyip incelemeyi bitireceğim. İncelemenin giriş bölümünü bitirirken son cümleleri kurup, sizleri sıkmadan karakterleri tanıtmakla başlayacağım. Ben serinin önceki oyunlarını bitirmedim arkadaşlar. Bu oyundaki göndermeleri anlamak ve sizlere daha etkili bir inceleme sunmak için serinin önceki oyunlarının hikayesini teker teker araştırdım. Yani bu inceleme öyle oyun bitirilip, hemen yazılmış bir inceleme değil. Her yazdığım inceleme de sizlere en iyi okuyuşu sunmak için uzun araştırmalar yapıyorum ki zaten bence her incelemenin böyle hazırlanması gerekmekte. Son olarak bu inceleme de spoiler bulunmaktadır, haberiniz ola. Evet giriş bölümünü bitirdiysek, Kratos ve Atreus’u tanıyarak incelemeye başlayabiliriz. Diğer karakterleri ayrıntılı bir şekilde anlatmanın incelemeyi çok uzun yapacağını düşündüğüm için diğer karakterlerden inceleme başlıklarının açıklamalarında bahsedeceğim. Herkese iyi okumalar.


Oyun Adı: God of War
Piyasaya Sürülme Tarihi: 20 Nisan 2018
Geliştirici: Santa Monica Studio
Tür: Aksiyon-Macera
Tasarımcı-Yönetmen: Cory Barlog
Platform: PlayStation 4

KRATOS

Destansı savaşlarıyla, amansız savaşçılarıyla herkes tarafından bilinen Sparta’nın tanrılara meydan okuyabilecek kadar cesur, gözü kara ve acımasız bir savaşçı Kratos. Olimpos’un tanrılarını dize getiren Kratos, artık bu maceradan yorulmuş olsa gerek ki bu oyunda kendi topraklarını bırakıp, yabancı olduğu İskandinav topraklarına, yanına karısı Faye’den olan oğlu Atreus ile yolculuk ediyor. Burada, kasaba gibi bir yerde, oldukça küçük bir evde oğlu ile birlikte yaşamını sürdürüyor. Kratos’un geçmişi çok uzun olduğundan dolayı sizleri sıkmama amacıyla Kratos’un geçmişini bu incelemede anlatmayacağım. Kratos’un geçmişi, incelemenin ilerleyen kısımlarında önemli olacaktır, haberiniz olsun. Kratos’un bu oyunda zıplama özelliği bulunmamakta. Sakalları uzatmış, yaşlanmış ve psikolojik çöküntüye girmiş bir Kratos var karşımızda. Oyunun başında, gerçekten de Kratos’un savaşa isteğinin olmayışını hissedebiliyorsunuz. Zıplama özelliğinin neden olmadığını da akıllarda soru işareti kalmadan açıklayayım. Kamera açısı, oyun mekanikleri ve Kratos’un yaşlılık yönünden dolayı oyunun yönetmeni Cory Barlog, zıplamanın Kratos’un tarzını bozacağını ve kendisine hiç yakışmayacağını düşünmüş ve bu yüzden oyuna zıplama özelliğini koydurmamış. Kratos’ ta en çok dikkatimi çeken şey, artık savaşa isteğinin olmaması ve savaşa bakış açısının daha farklı olması. Eski o gözü kara, cesur ve acımasız savaşçı Kratos bu oyunda, savaşa sadece tek bir amaç doğrultusunda giriyor. Bir yandan kendisini savaştan çekmeye çalışırken, bir yandan da oğlu Atreus’u kendisi gibi amansız bir savaşçı yapmaya çalışıyor. Atreus ile arasındaki duygusal bağı tamamen savaşçı duygularıyla donatmış kendisi. Oğluna hitap şeklinden bu bağın nasıl bir yönde inşa edildiğini anlayabilirsiniz. ”BOY!’ Eskiden, bütün tanrıları acımasız bir şekilde, bütün vücudunu paramparça edene kadar saldırısını gerçekleştiren Kratos, bu oyunda öldürmenin her zaman çözüm olmadığını, etkisiz hale getirmenin yeteceğini oğlu Atreus’a açıklıyor. Buradan da anlıyoruz ki aslında Kratos, Atreus’u kendisi gibi bir savaşçı yapmanın yanı sıra kendi hatalarını oğlunun yapmaması için ona öğütler veriyor. Kratos’un bu oyunda bir baltası bulunmakta. Daha önce pek balta kullanmamış olan Kratos ile birazcık zorlansam da baltanın mekaniğine kolayca alışabildim. Balta ile ilgili daha fazla bilgiyi incelemenin ilerleyen kısımlarında vereceğim, merak etmeyin. Kratos ile ilgili verebileceğim bilgiler bu kadar. Savaştan uzak kalmaya çalışan, oğlunu amansız bir savaşçı haline getirmeye çalışan, tam bir baba gibi baba bir adam bekliyor sizi 🙂

ATREUS

Atreus, Kratos’un Faye’den olan oğlu. Kendisi de babası gibi bir tanrı. Bunu oyunun ilerleyen safhalarında görüyoruz ancak Kratos’un oğlunun tanrısal hiçbir özelliği olmaması beklenmedik bir şey olabilirdi, o yüzden böyle bir şey beklemiyor değildim. Atreus savaşa babası Kratos tarafından hazırlatılan, okçuluğu gayet gelişmiş bir çocuk. Merak ettiği ve öğrenmek istediği her şeyi babası Kratos’tan öğrenmeye çalışan Atreus, oyun boyunca bolca konuşuyor ve bazı sorularda Kratos’un cevabı sadece Yes veya No oluyor. Ah be Kratos reyiz, çocuk o kadar dil döktü, soru sordu sana senin cevabın bu mu olacak? Neyse yine de hakkını yemeyelim, reyiz oğlunu mükemmel bir şekilde eğitiyor. Atreus, oyun boyunca ok ve yay kullanıyor. Tanrı olduğunu daha sonra öğrendiği için tanrısal olmayan bir silahı var tabii ki ancak mitolojide Atreus’un çok güçlü bir okçu olduğu yönünde bir bilgi var. Bunu tabii ki de çok daha ayrıntılı bir şekilde araştırmak lazım ancak mitoloji akıllarda bolca soru işareti bırakabileceği için ben oyunu mitolojik öğelere en az şekilde girerek sizlere açıklayacağım. Atreus’un oyun boyunca aktif olarak rol aldığını rahatça görebiliyoruz. Atreus’un başarılı okçuluğu sayesinde, korkunç İskandinav yaratıklarını, rahatça öldürebiliyor, hazine sandıklarını açabiliyoruz. Aynı zamanda Atreus’un yaşının çok küçük olmasına rağmen çok kıymetli bir özelliği daha var. Atreus mitolojik dilleri kolayca öğrenebiliyor ve bu özelliği bizlere oyun boyunca İskandinav Mitolojisi hakkında bolca bilgi kazandırıyor. Kratos, Atreus’u ”Boy!” diye çağırarak duvarlarda veya belirli yerlerde bulunan mitolojik yazıları çevirmesini istiyor ve böylece İskandinav Mitolojisi hakkında bolca bilgi sahibi oluyoruz. , Kratos’un özellikleri geliştirilebildiği gibi, Atreus’un özellikleri de geliştirilebiliyor ancak özellik dediğim, zırh geliştirme, yay geliştirme, yetenek arttırma vb. özellikler. Oyunda Atreus’un özellikle Kratos arasındaki baba-oğul bağını biz oyunculara yaşatma konusunda, büyük bir rolü olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Tanrı olduktan sonra, egosunun tavan yapması, şımarması ise çocuk olmasının özelliklerini bizlere en iyi şekilde yansıtıyor ve ayrıca Thor’un oğluyla savaşırken kendi yoğun enerjisine dayanamayarak bayılıyor. Buradan da anlıyoruz ki Atreus, aynı babası Maşallah 🙂 Evet Atreus hakkında verebileceğim bilgiler ve düşündüklerim bu kadar. Oyuna çok yakıştığını düşünüyorum ve Atreus karakter tanıtımı bölümünü burada sonlandırıyorum.

NE ANLATIYOR BU OYUN?

Olimpos tanrılarını katleden Kratos, oğlu Atreus’la birlikte İskandinav topraklarında yaşamaya başlamıştır. Günlerden birinde, Kratos’un karısı Faye, nedeni bilinmemekle beraber hayatını kaybetmiştir. Bu konuyu gerçekten araştırmama rağmen, hiçbir yerde Faye’in neden öldüğünü bulamadım. Oyunda da Faye’in neden öldüğü hakkında herhangi bir bilgiye sahip olamıyoruz maalesef. Karımız ölmeden önce vasiyeti olarak bize, küllerinin diyarların en yüksek dağından aşağı serpilmesini istiyor. Bizimde Kratos ve Atreus ile birlikte amacımız, Faye’in küllerini en yüksek dağa ulaştırmak. Tabii ki de diyarların en yüksek dağına ulaşmak, sanıldığı kadar kolay olmayacak. Oyun boyunca tek bir amaç doğrultusunda. İskandinav yaratıkları ve diyarları ile karşılaşıp, mükemmel bir deneyim yaşıyoruz. Oyunun genel hikayesi bu şekilde.

ADAM GİBİ DUYGUSAL BAĞ

Daha önce görüp beğendiğim duygusal bağ ilişkisi Detroit: Become Human’dan Kara ve Allice, The Last of Us’tan ise Joel ve Ellie arasındaki ilişkiydi. Bu oyunlardaki duygusal bağdan gerçekten büyük keyif almıştım. Bu arada duygusal bağ dememde yanlış anlaşılmasın, duygusal bağ çok farklı olabilliyor. Kara ve Allice arasında daha çok duygu yüklü, ağlatabilecek bir bağ bulunurken, Kratos ve Atreus arasında savaşçı ruhu içeren bir duygusal bağ var. Bir babanın, oğlunu savaşa hazırlarken nasıl bir duygusal bağ kurduğunu bizlere en iyi şekilde yansıtmayı başaran bir oyun God of War. Gerektiğinde geçmişte yaptığı hataları, oğluna yaptırmamaya çalışan, onu kendisinden daha güçlü bir hale getirmeye çabalayan ve bunlar için elinden geleni ardına koymayan, adam gibi adam bir baba var karşımızda. Bu baba-oğul arasındaki duygusal bağ beni gerçekten etkilemeyi ve kendisine çekmeyi başardı.

ESKİ MEKANİKLERE ELVEDA

God of War’un efsane, hızlı ve seri saldırılar yaptığımız, oradan oraya zıpladığımız, acımasızca tanrı öldürdüğümüz mekanikleri kendini, daha yavaş ilerleyiş, daha yavaş ve daha az yaratıklı gruplarla savaştığımız, savuşturma yaptığımız ve 2 farklı saldırı yapabildiğimiz bir mekanik tarzına bırakıyor. Eski oyunlarda ki neredeyse %100 aksiyon bu oyunda yerini daha sakin bir ilerleyişe bırakıyor. Yeri geldiğinde bulmaca çözüyoruz, Atreus’la birlikte tekne yolculukları yapıyoruz ve özellikle yapılan bu tekne yolculukları benim çok hoşuma gitti. Oyunun bir bölümünde Mimir’in kafasını kesiyoruz ve onu ağaç hapsinden kurtarıyoruz. Freya yardımıyla onu tekrar canlandırıyoruz ve arkamıza koyuyoruz. Mimir de tekne yolculuklarında bizlere İskandinav mitolojisi hakkında bilmediğimiz ve merak ettiğimiz şeyleri anlatıyor. Her tekne yolculuğunda Kratos, Atreus’a bir hikaye anlatıyor ve eğer görev bölgesine hikaye bitmeden giderseniz, sonra anlatırım dedikten sonra göreve başlıyoruz. Görevin ardından tekneye döndüğümüzde, Kratos, hikayeye kaldığı yerden devam ediyor. Tekne yolculuklarında, mükemmel bir manzarayı deneyimlerken bir yandan Kratos reyizden güzel hikayeler dinliyoruz. Bu özellik bile oyunun kalitesini arttırmaya yetiyor. Kamera açısı tamamen değişmiş zaten. The Last of Us’taki kullanılan omuz açısı, bu oyunda da bizlere yüzünü gösteriyor. Özellikle kamera açısı bana çok güzel geldi. Uzun süre aynı mekanikler ve kamera açısını gördükten sonra farklı bir şeyler görmek gerçekten göze güzel gelmiyor değil. Cory Barlog’un bu oyun için daha farklı mekanikleri ve kamera açısı getirmesi bence yenilikçi ve güzel olmuş. Ayrıca eski God of War hayranlarının beğenemeyeceği bir türden değişim olduğunu düşünmüyorum. Bence her türlü beğeneceklerdir.

NEREDE BU QTE?

Evet. Oyun boyunca en çok eksikliğini hissettiğim konu QTE(Quick Time Event). Ara sahneler gerçekten çok başarılı yansıtılmış. Aksiyonu dolu dolu yaşayabiliyorsunuz ancak bu sahnelerde bizlere qte sunulmamış olması, bana göre bir eksik. Eski oyunlarda bolca kullanılan bu özelliğin bu oyunda da şahane bir şekilde işlenebileceğine inandım ancak maalesef ki oyunda QTE yok. Sadece belirli ağırlıkları kaldırmak amacıyla O tuşuna seri bir şekilde basmamız isteniyor. Neredeyse oyunun bütün aksiyon içeren sahnelerinde, ”Ulan şurada bir QTE olacak öff!” dediğim oldu. Olsun artık yapacak bir şey yok, oyun her haliyle mükemmel bir deneyim sunuyor biz oyunculara emin olabilirsiniz.

BALTA MI O?

Oyundaki ana silahımız Leviathan adında bir balta. Önceki oyunlarda hiç balta kullanmamış olan Kratos bu oyunda aslında karısı Faye’e ait olan ve Thor’un Mjöllnir’inin yaratıcıları Brok ve Sindri tarafından yapılan bu baltayı kullanıyor. Bu balta İskandinav topraklarına özel olarak uyumlu tasarlanmış. Dondurma ve buz özelliğine sahip bu baltayı, fırlattıktan sonra kendimize doğru geri çekebiliyoruz. Yapımcılar başta bu baltanın sadece fırlatma özelliğini koyacakmış ancak daha sonra fikirlerini değiştirip, baltaya geri gelme özelliği eklemiş kendileri. Geri çekme özelliği gayet işe yarıyor bu arada. Bulmacaların çoğunda genelde baltamızın dondurma özelliğini kullanıyoruz ve bazılarında ise Atreus’tan belirli yerlere ok atmasını istiyoruz yani anlayacağınız, baltanın mekanikleri oyunun içine gayet güzel yerleştirilmiş. Baltayı bir yaratığın içinden geçirip, tekrar kendimize çektiğimizde yaratığa 2 kez hasar vermiş oluyoruz böylece, savaş sırasında balta bizlere büyük bir kolaylık sağlıyor. Balta ile 2 farklı saldırı imkanımız var. Bunlardan birincisi, hafif saldırı, ikincisi ise ağır saldırı. Hafif saldırıda daha hızlı ve az hasar verirken ağır saldırıda daha yavaş ve fazla hasar veriyorsunuz. Mantıklı kombolar yaparak, zamanlamayı güzelce ayarladıktan sonra bu iki farklı saldırıyı mükemmel bir şekilde kullanabilirsiniz. Farklı bölgelerde bulduğumuz kasalardan çıkan rünler yardımıyla, baltamızı efsunlu bir hale getirebiliyoruz bu da verdiğimiz hasarı arttırıyor. Yetenek menüsünden, baltamızın yapacağı komboları çeşitlendirebiliyoruz. Görevleri yaptıkça kazandığımız xp puanı sayesinde bir sürü alanda farklı komboları açabiliyoruz bu da oyunda gözle görülebilir bir ilerleme hissiyatı yaratıyor. Oyunda geliştiğinizi ve ilerlediğinizi hissedebiliyorsunuz. Ayrıca hoşuma giden bir şey daha, geliştirme menüsü gayet açık. Rahatlıkla, eşyalarınızı geliştirebiliyorsunuz. Zırhlarınız vücudunuzun bölümlerine göre ayrılmış. Bilek zırhı, omuz zırhı, göğüz zırhı vs. şeklinde. Atreus’un da zırh ve yayını geliştirme menüsünden bir demirci bularak geliştirebiliyorsunuz. Zırh veya baltamızın demirci geliştirmelerinde ise, kertikgümüş adı verilen materyali kullanıyoruz. Üstümüzde bulunan her şeyin geliştirilmesi açıkça bir artı. Baltamızın yanında bir de kalkanımız var. Bu kalkan sayesinde, yaratıklardan gelen saldırıları savuşturup, karşı atağa geçebiliyoruz. Kalkan kullanmaktan çok hoşlanmıyorsanız, sizleri dodge mekaniği beklemekte. X tuşuna basarak, ön,arka,sağ ve sol yönlerine istediğimiz şekilde kaçabiliyoruz. Tabii bunu da söylemeden geçmeyeyim, oyunda kalkan kullanmanızı gerçekten öneriyorum. Ben oyun boyunca genelde dodge mekaniğinden faydalandım ancak bazen gerçekten kalkan hayatınızı kurtarabiliyor. Adamlar bizlere karşı atak özelliği sunmuş, bize de kullanmak düşer.

SPARTALI’NIN ÖFKESİ

Oyunda beni en çok gaza getiren özellik bu oldu. Oyunda bir adet can barı ve öfke barı bulunmakta. Can barını, yerde bulunan kutuları kırıp veya yaratıkları öldürüp, doldurabiliyoruz. Spartalı’nın Öfkesi ise saldırı yaptıkça artıyor ve bar dolunca L3+R3 yaptığımızda Spartalı’nın Öfkesi’ni açıyoruz. Heryerimiz alev alıyor ve yumruğumuzla saldırıya geçiyoruz. Özellikle boss savaşlarında bu özellik çok işe yarıyor. Mükemmel seri bir şekilde, yumruklarımızı yaratığa karşı sallıyoruz. Oyunda zevkin doruk noktalarına ulaştığım kısımlar açıkça Spartalı’nın Öfkesi’ni kullandığım zamanlardı. Bu başlığı atlamadan son bir şey daha söylemek istiyorum. Oyunda kasalardan bulduğumuz rünler mi denir artık bilemem ama bunlardan 3 adet topladığımızda hangisini topladığınıza bağlı olarak can barı ve öfke barının kapasitesini artırabiliyoruz.

BOSSLAR GÜZEL Mİ BOSSLAR?

Boss savaşlarının gayet doyurucu olduğunu rahatça söyleyebilirim, özellikle Thor’un oğulları Modi ve Magni ile savaştığımız kısım beni bayağı etkiledi. Birden şimşek çaktırıp ortadan kaybolmaları ve yarattıkları o karanlık, korkutucu atmosfer beni gerçekten etkiledi. Açıkçası her bossu kestikten sonra acayip bir tatmin hissi yaşadım. Bossların ölümünden hemen önce Kratos bossa farklı kombolar uyguluyor ve işte önceki oyunlardan aradığımız sahnelerden bazılarını bu oyunda da görebiliyoruz. Kratos, baltasını bossun kafasına geçiriyor ve kafasından zıpladıktan sonra baltasını çekiyor böylece Bossun kafası kopmuş oluyor. Tabi bu anlattığım klasik bir titan bossunun sonu. Diğer bosslarda daha farklı sinematik sonlar bizleri karşılıyor. Sparta’nın Öfkesi ile birlikte bu bossları kesip, sondaki sinematik bitirişi görünce kalbim yerinden çıkacak gibi hissedip, aşırı heyecanlandım diyebilirim. Boss savaşları gayet doyurucu ancak titanlar genelde fotoğrafta gördüğünüz gibi tek tip. Bu da Titan savaşlarını birazcık tekrara sürüklüyor ancak Titanlar dışında farklı bosslar da görünce, Titanlar’ın tekrarlanmasını pek kafaya takmıyorsunuz. Boss savaşlarında tek eksi olarak gösterebileceğim özellik Titanların genelde aynı tip bir dövüş mekaniğine sahip olması. Onun dışında Boss savaşlarını gayet sevdim ve beni tatmin ettiler.

DİYAR DİYAR İSKANDİNAVYA

İskandinav mitinde şüphesiz dokuz diyar en çok ilgi çeken konulardan birisi. Her bir diyarın kendisine ait destansı hikayeleri, yaratıkları ve savaşçıları bulunmakta. Kratos ve ailesinin yaşadığı yer Midgard’da bulunuyor ve zaten oyunun büyük bir kısmı Midgard’da geçiyor. Oyunun belli bir bölümünden sonra Odin’in karısı Freya ile karşılaşıyoruz ancak oyun bizlere direk Freya diye tanıtmıyor kadını. Başta orman cadısı olarak tanıdığımız bu kadının, Odin’in karısı Freya olduğunu sonradan öğreniyoruz. Odin ile anlaşmazlığa düşüp ayrıldıktan sonra kendini ormana bırakan Freya, orman cadısı olarak bizlere tanıtılıyor. Freya tarafından bize verilen Bifost adında bir alet sayesinde, diyarlar arasında yolculuk yapıp, görevlerimizi yerine getirebiliyoruz. Her bir diyarın kendine ait özel bir atmosferi bulunmakta, gerçekten diyar değiştirdiğinizi hissedebiliyorsunuz ancak şöyle bir durum var ki diyarlar arasında en çok Midgard üzerine yoğunlaşılmış gibi geldi bana. Diğer diyarlar Midgard’dan daha küçük ancak oyunun büyük bir bölümünün Midgard’da geçmiş olması, Midgard’ın diğer diyarlardan daha büyük tasarlanmasını gerektiriyor tabii ki de. Buna rağmen diğer diyarlarda da bol bol ana görev bulunsa daha güzel olabilirdi. Bu diyarlar arası yolculuk olayı sayesinde, her diyarın kendi destansı hikayelerini, Atreus’un yardımıyla çözebilir ve mitolojiyi iyice kavrayabilirsiniz. Ayrıca bol bol ganimet avına çıkabilir, manzaranın keyfini çıkarabilir ve yan görevler de yapabilirsiniz. Özellikle baltamızın yaratıcıları Brok ve Sindri bolca yan görev veriyor bizlere, tabii ki de görevleri alıp yapmak yan görev olduğundan size kalmış ancak yan görev severler, Brok ve Sindri’nin yanına sıkça uğrayarak bu yan görevleri alabilirler.

KAOSUN KILIÇLARI GERİ DÖNDÜ

Evet. İncelemenin başında spoiler vereceğimi açıklamıştım. Beni oyunda en çok şaşırtan sahne evimizin altında bulunan kutunun içinden Kaos’un Kılıçları’nın çıkmasıydı. Oyunun bir bölümünde, daha önce bahsettiğim gibi, Atreus, Modi ile savaş sırasında Spartalı’nın Öfkesi geçirirken yüksek enerjiye dayanamayıp bayılıyor. Biz de bunun üzerine Atreus’u Freya’nın yanına bize yardım etmesi için götürüyoruz. Freya, Atreus’un tedavisi için Hellheim bekçisinin kalbine ihtiyacımız olduğunu bize söylüyor. Biz de Kratos ile oğlumuz Atreus’un tedavisini tamamlamak için Hellheim’e yolculuk yapıyoruz ancak Hellheim’da ölüler bulunduğu için, Leviathan adlı baltamız bu diyarda işe yaramıyor, bunu Freya bize söylüyor. Baltamızın işlevsiz olduğunu öğrendikten sonra reyiz Kratos, evine gidiyor ve emaneti alıyor. İşte bu anda ekranın karşısında çok pis çıldırdığımı hatırlıyorum. Eski God of War oyunlarında gördüğümüz Kaos’un Kılıçları bu oyunda da bizleri güzel bir şekilde karşılıyor. Oyun beni sonuna kadar baltayla ilerleyeceğimize inandırmıştı bile ama Kaos’un Kılıçları’nı görünce bana bir fenalık geldi 🙂 Yani tek silahımız aslında Leviathan baltası değil dostlar.

BU GRAFİKLER NE BÖYLE KARDEŞİM?

Tek kelimeyle muazzam! Oyun boyunca bütün o atmosferi, manzarayı mükemmel grafikler sayesinde doruk noktasına kadar yaşayabiliyorsunuz. Her diyarın kendine ait özel atmosferi o kadar güzel tasarlanmış ki alın yanınıza çayınızı, oh miss. Freya’nın evinin önündeki manzara beni bayağı bir etkilemişti. Yaklaşık 10 dakika boyunca etrafıma bakıp durdum. Ağaçlar, dağların görkemli duruşu, gökyüzü vs. her şey tam anlamıyla mükemmel bir şekilde tasarlanmış. Grafik detayı God of War’un kalitesini gerçekten fazla düzeyde artırmakta. Oyun bütün PlayStation 4 sürümlerinde 30 FPS çalışmakta ve bazen bu fps 20-25 gibi değerlere düşebiliyor. PlayStation 4’ün fanlarını coşturan bir oyun olduğu aşikar zaten. Bu durumlardan da oyunun ne kadar kaliteli grafikleri olduğunu anlıyoruz. Fps’in 30 olması gözü gerçekten hiç yormuyor. Yoğun bir PC kullanıcısı olmama ve 30 FPS’ten nefret etmeme rağmen, Playstation 4’ün 1080p ve 30 FPS sunduuğu God of War’u oynarken gram rahatsızlık hissetmedim. Ne yaptın sen be Santa Monica, helal olsun 🙂

SES-MÜZİK UYUMU

Böyle bir oyunda ne tarz bir müzik beklersiniz? Tabii ki de destansı bir müzik. İşte yapımcılar bu işi o kadar güzel başarmış ki boss savaşlarında veya herhangi bir aksiyon sekansında tam gaza gelmelik destansı parçalar arkada çalarken, Kratos ve Atreus ile İskandinav yaratıklarını, titanlarını ve trollerini dize getiriyoruz. Oyunun duygusal müzikleri, destansı aksiyon müzikleri oynadığınız bölüme veya izlediğiniz sinematik sahneye göre aşırı uyumlu hazırlanmış ve bizlere sunulmuş. Spotify’da God of War’a ait özel bir liste bulunmakta. Dilerseniz bu listeden oyunun OST’lerini dinleyebilirsiniz ki zaten şiddetle dinlemenizi tavsiye ederim.

HİKAYE SUNUMU

Hikaye bana çok basit gelmişti başta bunu söylemeliyim öncelikle. Karımızın küllerini diyarların en yüksek dağına ulaştırmak ve serpiştirmek. Dışarıdan bakıldığında evet, çok basit bir amaç ve hikaye gibi geliyor ancak oyun size aslında çok da karmaşık olmayan bu hikayeyi çok güzel yansıtıyor. Kratos’un tekne yolculuklarında anlattığı hikayelerle, farklı diyarlarda keşfettiğimiz tapınaklarda bulduğumuz yazıtlar sayesinde oyunun hikayesini çok iyi bir şekilde kavrayabiliyoruz. Mitolojiyi daha iyi kavrayıp aslında diyarların en yüksek dağına ulaşmanın o kadar kolay bir şey olmadığını anladıktan sonra zorlu bir mücadeleye girerek, amacımıza ulaşmaya çalışıyoruz. Hikaye gerçekten çok başarılı sunulmuş ve oyunu oynarken hikayeden hiç mi hiç bunalmıyorsunuz.

OYNANIŞ SÜRESİ

Oyunun ana hikaye süresi howlongtobeat verilerine göre 19 saat ancak bu süre nasıl bir oyun tarzıyla ilerlemek istediğinize göre değişebiliyor. Oyunun bütün herşeyini eksiksiz bir şekilde oynayıp bitirmek için yine aynı verilere göre oyunu 50 saat civarı oynamanız gerekmekte. Bu oynanış süresi beni çok tatminkar etti. Uzun bir süre sonra oynadığım bir PlayStation 4 Exclusive oyunun yaklaşık 20 saatlik bir ana hikaye deneyimi sunması benim için harika bir durum. Oyunu oynarken hem kısa bir deneyim yaşamayacaksınız hem de oyunun oynanış süresi uzun olmasına rağmen sıkılmadan oynayıp oyunu bitireceksiniz bunu size garanti ediyorum.

FİYAT-PERFORMANS

Oyunun tam sürüm fiyatı şu an bu incelemeyi yazdığım zamana göre 299 TL. Ben oyuna 150 TL vererek sahip oldum. Böyle kalitesi üst düzey bir oyunun bu kadar erkenden %50 indirime girmesi şaşırtıcı ve mükemmel bir şey. Peki oyun acaba 299 TL’yi hak ediyor mu? Ana hikayenin oynanış saatinin 19 saat olduğunu söylemiştim ancak oyunu aldığınızda bu paranın tüm hakkını vermek istiyorsanız, oyun size bunu gayet iyi sağlayacaktır. Bütün her şeyi bitirmek isterseniz toplam 50 saat süren bu oyun, sizlere verdiğiniz paranın hakkını mükemmel bir şekilde vermenizi sağlıyor. Fiyat performans uyumu God of War için üst düzeyde.

ARTILAR

– Mükemmel grafikler.
– Sıkmayan, uzun bir oynanış.
– Vuruş hissiyatı.
– Çoğu oyuna ders verecek nitelikte, yeni mekanikler.
– Türkçe desteği.
– Oyunla %100 uyumlu mükemmel soundtrackler.
– Sade, anlaşılabilir mükemmel bir envanter menüsü.
– Her oyunda zor bulunabilen, ilerleyiş hissiyatı.
– Hikayenin mitolojik ögelerle mükemmel bir şekilde dizayn edilmesi.
– Eşi benzeri bulunmayan mükemmel sinematik ara sahneler.

EKSİLER

– Bulmacaların bazen sıkıcı oluşu.
– Bazı bossların aynı tip oluşu ve bu durumun belli bir zaman sonra oyuncuyu sıkabilmesi (Troller veya titanlar).
– QTE bulunmaması.

SON KARAR: Elinizde PlayStation 4 olup olmaması hiç önemli değil. Bu oyun kesinlikle şu ana kadar çıkmış en iyi PlayStation 4 Exclusiveler listesinde zirvede olması gereken bir oyun. PlayStation 4 alıp almamak konusunda kafanızda soru işareti var ise ve God of War’u merak edip oynamak istiyorsanız. PlayStation 4’ünüzü ve God of War’ınızı alın ve bu mükemmel deneyimin tadını çıkarın hem de Türkçe desteğiyle 🙂


DEĞERLENDİRME
Genel Puan
95 %
PAYLAŞ
Önceki İçerikDota 2 | 17 Temmuz 2018 Güncelleme Notları
Sonraki İçerikHitman Ücretsiz Oldu!
Selamlar ben Efe Külhan. Beykent Fen Lisesinde 3.sınıf öğrencisiyim. Çoğu öğrenci gibi oyunları çok seviyorum. Oagtr'ye 29 Ağustos 2017 tarihinde katıldım ve elimden geldiğince her konuda içerik hazırlıyorum.

Düşüncelerin bizler ve okuyucular için değerli olacaktır.