İkinci gününde kapıları açtılar, girdim oynadım üstüne konuşamadan edemeyeceğim. Hunt: Showdown’ın gerçek bir potansiyeli var çünkü işin felsefesini anlamışlar. Gerçek hayatta ava/avcılığa ilgi duyan biri olarak bu eylemde diğerlerinin önüne geçen bir hissin olduğu kanaatindeyim, avcılıkta şanlı bir gösteriş var. Şöminenin başına asılmış geyik kafasından tutun yerdeki ayı postuna, anahtarlıktaki kuş ayaklarına kadar her şey gösterinin bir parçası. Detaylara girmeden söylemem gereken bir şey var: Oyundaki sesler muazzam, girişteki “Kanka kulaklık takarsan baya daha iyi oluyor” uyarısını kesinlikle dikkate almanızı öneriyorum.



Kapalı betada olan bir oyunun performansını eleştirmeyi şahsen çok adil bulmuyorum ama grafiklerden kesinlikle bahsedilmeli. Oyunda henüz ayar seçme şansımız olmadığı için ultrada oynadığımı varsayarak şunları söyleyeyim: Minimum sistem gereksinimleri aşağı yukarı Battlefield 1/PUBG ayarında olacaktır. Genel olarak modeller güzel ve göz alıcı olmuş ama oyunu genel olarak öne çıkaran şey bölüm tasarımı. Çeşitli noktalardaki tuzaklar gerçekten iyi düşünülmüş. Tuzaktan kastım kapan tarzı şeyler değil bu arada, oyundaki yaratıklar çıkardığınız sese göre buluyor sizi ve kapılara/geçitlere asılmış konserve kutuları olsun, at nalları olsun başınızı derde sokmak için mekanlara güzelce iliştirilmiş.

Oynanış elementleri
beraber oynamayı değerli hale getiriyor, oyunu co-op oynamanızı öneririm. Eğer dil biliyorsanız randomlarla girmekten çekinmeyin, oyunun çoğunda konuşmaktan ziyade hangi ses nerden geldi ve kimden çıktı diye uğraşırken bulacaksınız kendinizi. Silahların hepsini henüz deneyemedim ama genel olarak nişan alma mekaniği beni biraz itti. Oyun genel olarak yavaş evet ama bu yavaşlığın kaynağı gizlilikten geliyor, silahların yavaşlığı ise sadece hantallıklarından kaynaklı. Umarım çıkışta daha akıcı bir tecrübe sunarlar silahlarla ilgili.

Şu an elimizde olan şey pastanın bir parçası olduğu için oyun modları ve görevlerle ilgili pek bir şey diyemiyorum, o konuda kapsamlı bir incelemeyi muhtemelen oyunun çıkışından sonra yine buralarda bulabilirsiniz. Yazının inceleme bölümünü kapatırken yavaştan ortalama puanımı ve oyunun geleceği ile ilgili fikirlerimi paylaşayım: Oyun genel olarak eğlenceli fakat gerçekten herkese göre değil, ana akım oyunlara göre daha ufak ama sadık bir kitlesi olacaktır.Gece ne kadar korkunç ve canavarlı olsa da manzaralar yine güzel, bi noktada işi gücü bırakıp fotoğrafçılığa verdim ben yine kendimi.


Düşüncelerin bizler ve okuyucular için değerli olacaktır.