Bu yazı The Darkest Minds hakkında herhangi bir spoiler içermemektedir.

Alexandra Bracken‘in kaleminden bir roman serisi olarak dizilmiş olan The Darkest Minds, 3 Ağustos 2018 itibariyle sinemalarda Chad Hodge‘un film uyarlamasıyla karşımıza çıktı. Fantastik – bilim kurgu kategorisinde yer alan film; hikaye açısından özgün, görsel efektler ve oyunculuk olarak da oldukça başarılı. 


Eğer ki sıradan hikayelerden, klişe süper kahraman filmlerinden, tekdüze aksiyon filmlerinden, o romantik havayı veremeyen aşk filmlerinden ve berbat mizah anlayışıyla bizi ne yapsa etse güldüremeyen filmlerden sıkıldıysanız hepsini en kalitesiyle içerisinde taşıyan o güzide filmi nihayetinde bulmuş, incelemesini okumaktasınız. The Darkest Minds incelememize hoş geldiniz.

The Darkest Minds Hakkında…

Serinin ilk filmi The Darkest Minds ile beraber distopik bir Amerika’nın atmosferi ve karakterleri ile tanışıyoruz. Sadece çocukları etkileyen bir virüs sonucu çocukların bir kısmı ölüyorken virüse karşı bağışık olan kesim de doğaüstü güçlere erişiyor. Yeşiller çok zekiler, maviler telekinez, sarılar elektriği kontrol edebilme, turuncular zihin kontrol edebilme ve kırmızılar ateşi kontrol edebilme gibi yeteneklere sahip oluyorlar. Hükûmet de bu durumu ülkeye bir tehlike olarak görerek orduyu durumla ilişkilendiriyor. Çocuklar alınıyor, hop toplama kamplarına atılıyor. Hikayenin ana karakteri ve o çocuklardan biri olan Ruby‘de de olaylar kopmaya başlıyor.

Sonrasında toplama kampının dışında bir maceraya toparlanan hikaye, odak noktasını değişen dünyaya ve karakterlerimizin hayatta kalma mücadelesine çeviriyor. Baskıcı ve karışık bir atmosferde kurtuluşun izinde, isyan güdüsüyle, devrim düşünceleriyle yol alan karakterleri daha çok Ruby açısından yeni ve değişik durumlar karşılıyor. Tüm bunların dışında gerçekten iyi yazılmış bir aşk serüveni ne bitiyor gibi, ne de başlamış gibi oluyor diyebiliriz.

Eleştiriler

Eleştirecek olursak; çocuklardan korkan bir ordu, yine silah peşinde olan klişe bir Amerika, 2 renkten 6 renge çıkarılan bir ırkçılık havası ve bir yandan ilginç olan ama hafiften klişe bir yol izleyen aşk olaylarından bahsedebiliriz.

Öyle ki, filmin aşk kısmını Twilight ile, mutant çocıkları X-men ile ilişkilendirenler de az değil.

Peki ya afişlerinde rastladığımız Stranger Things ve Arrival notlarına ne demeli? İkisinin tam olmasa da, bir karışımı olmuş bir film diyebiliriz. Özel güçlere sahip çocuklar ve kıyamet eşiğinde bir dünya duygularını bize başarılı biçimde aktarmakta etkili olmuşlar.

E bitmiyor ki?!

Film adeta “devamını izleyin!” dercesine kafada birçok soru işareti bırakarak son buluyor. “E, yarım kaldı bu?!” diyerekten salondan ayrılıyorsunuz. Gelecek filme kadar kitapları okur oluruz artık…

Sinemanın bu kıtlık döneminde beliren filmin 5.2 IMDB / 32 Metacritic puanlarından fazlasını hak ettiğinden eminim.

Fragman

Film hakkında düşüncelerimiz bu şekilde.  Film sırasında gürültü çıkarmamaya, çöplerinizi koltuk altında bir karadelik varmışçasına tıkıştırmamaya dikkat edin. Nitekim oraya da bir kültür hakim, saygısızlık etmeyelim.


Düşüncelerin bizler ve okuyucular için değerli olacaktır.