Yakın zamanlarda izlediğim en etkileyici animelerden bir tanesi olan Kotonoha no Niwa, konusundan çok sadece çizimlerinin yarattığı görsel şölen ve müzikleri ile etkilenmem için yeterli oldu. İngilizce adının da “The Garden of Words” olması bile animenin sanatsal yönünü yansıtmaya yetiyor. Basitçe bir öğretmen ve öğrenci arasındaki  imkansız bir aşk hikayesini konu alan animemiz, aynı zamanda görülen en masum aşk hikayelerinden bir tanesi de olabilir.

Akizuki Takao (ana karakter)

Dışarıdan bakıldığında öğretmen ve bir öğrenci arasındaki ilişki ne kadar absürt ve sakıncalı duruyor olsa da burada işler birbirlerine aşık olmaktan çok iki karakterde birbirleriyle vakit geçirirken kendi yalnızlıklarını, dertlerini ve kederlerini unuttukları için işler biraz daha öğretmen ve öğrenci ilişkisinden çok birbirini anlayan ve birbiri ile vakit geçirmekten zevk alan iki insanın hikayesine dönüyor. Ana karakterimiz Akizuki Takao, klasik bir lise öğrencisi. Hayatı çok kolay geçmeyen Takao, okula gitmesinin yanı sıra ayakkabı yaparak kendi ayaklarının üzerinde durup basit bir hayat yaşamaya çalışıyor. Yağmurlu günleri her zaman sevmiş olan karakterimiz yağmurun bol olduğu günlerde, okula gitmek yerine parka gidip bir yandan yağmurun güzelliğine kulak verirken bir yandan da ayakkabılar konusunda çalışmalarına devam eder.


Yukino Yukari

Bir gün yine yağmurlu bir havada parka giderken her zaman ki yerinde yalnız olmadığını fark eder. Yukino Yukari ile ilk tanışmaları bu şekilde gerçekleşir. Karşılaşmalarından sonra aralarında geçen bir kaç cümle ikilinin dostluklarının başlamasına sebep olur “hafif şimşeğin sesi, bulutlu gökyüzü. Belki yağmur geliyordur. Eğer öyle olursa burada benimle durur musun ?”. Bu sözlerden ve o günden itibaren Takao, istemsiz bir şekilde yağmur yağmasını istediğini fark eder ve sürekli karşılaştığı kişinin söylediği bu sözlerin anlamını düşünür. ikilinin buluşmaları her yağmurlu günde devam eder. Gel zaman git zaman ikilinin aralarındaki ilişki ilerleyerek daha kişisel bilgiler açığa çıkar ve bu şekilde hikayemizin temel taşları da yerine oturmaya başlar.

Romantizm, yaşamdan kesitler ve tabii ki dram içeren bu 1 bölüm ve 46 dakikadan oluşan film tadındaki animemizde yapımcılar neredeyse 1 saat kadar kısa bir süre içerisinde izleyicilerine bir çok duyguyu aynı anda yaşatmayı başararak oldukça takdire şayan bir anime ortaya çıkarmışlar. İzlerken bir yandan Takao’nun yaşam mücadelesine tanıklık ederken bir yandan da Yukino adlı karakterin başından geçen talihsiz serüvenler dizisine tanıklık ediyorsunuz. İkilinin tek neşeli zamanlarının birbirleriyle geçirdiği vakit olduğunu düşününce insan bir yandan üzülüp bir yandan da sevinçli bir hale bürünüyor.

Siz de kendinizi sözcüklerin bahçesinin güzelliğine kaptırmak için çok geç kalmış sayılmazsınız.


Düşüncelerin bizler ve okuyucular için değerli olacaktır.