in ,

La Casa De Papel 3. Sezon İncelemesi (Spoilers!)

Bekleye bekleye bir hâl olduğumuz La Casa de Papel, 3. sezonunun gelmesiyle birlikte tüm ilgiyi üzerine çekti. E hâliyle biz de OAGTR olarak diziyi şöyle bir inceleyelim dedik.

Nerede Kalmıştık?

Bildiğiniz üzere geçtiğimiz sezon en son Profesör’ün Raquel ile Tayland’ta buluştuğunu görmüştük. Akıllarda ekip üyelerinin nerelere gittikleri, nasıl hayatlarına devam ettikleri ve devletten nasıl rahatça saklanabildikleri ile ilgili birçok soru vardı. 3. sezonun daha ilk bölümünden bu soruların çoğuna cevap bulabildik.

Evet şimdi hızlı bir şekilde hikayeyi yakalayalım. Karakterler uluslararası denizlere ulaşıp oradan 2 kişilik gruplar halinde kıtalara dağılmışlar. Bu ikililerden hikayenin fitilini ateşleyen ikili Rio ve Tokyo. Bu çift birlikte kuş uçmaz kervan geçmez adanın birinde etliye sütlüye karışmadan tatlı tatlı 2 yıl geçirmişler. Ardından bizim asi kızımız Tokyo’nun gezesi, dünyayı göresi gelmiş. Tamam hobi olarak yine görebilir bunda sıkıntı yok ama asilik yapacak ya, Rio olmadan tek başına gezmek istiyor ve haberleşmek için kullanmaları yasak olan sayılı cihazlardan olan telefonu kullanıyorlar… You had one job yahu! Yeni bir sezon getirmeleri için birilerinin hata yapması gerekliydi evet ama orada Rio’nun da gezmek yerine adada kalmaya devam etmesi, haberleşmek için şuursuzlukla satın aldıkları uydu telefonlarını kullanmaları vs. yapılacak hareketler değildiler. Sonuç olarak: Rio yakalandı, Tokyo zar zor paçayı kurtardı.

 

Sezon Başlıyor!

An itibariyle start verildi ve hikaye arapsaçına döndü. Tokyo doğal olarak en kısa yoldan Profesör’ün yanında buldu kendini. Tayland’ta Raquelin annesi, kızı ve Raquel ile tatlı bir hayat yaşayan Profesör, Tokyo’nun gelişini ve ortadaki durumu muazzam bir ferahlık ile karşıladı. Toplasan 1 hafta içerisinde Usain Bolt hızında Rio’yu kurtarmanın yolunun abisinin planını gerçekleştirmekten geçtiğini düşündü, tüm çiftlere haber saldı ve çiftleri Tayland’ta topladı.

Tüm ekip (Rio hariç) yeniden birlikte. Ekibi birlikte görmek her ne kadar şahane bir durum olsa da kimsenin Tayland’a varana kadar neden buluştuklarını, kendilerini kıtalar arası yolculuk ile tehlikeye attıklarını sorgulamaması bir hayli ilginç. Masada Profesör asıl konuyu açtığında karakterlerin verdikleri tepki de bir hayli şaşırtıcı. Bu insanlar artık sadece tehlikeli suçlular değiller. Kendilerine ait hayatları, eşleri, çocukları ve devasa zenginlikleri var. İki duygusal konuşmaya “Ben de varım.” diyemeyecek olmaları gerekirdi. İlk iki sezonda birbirlerine doğrultulan silahlar, birbirlerini bağlamalar hatta tutup darphaneden dışarı masayla fırlatmalar varken “Çok sevdiğimiz arkadaşımız eziyet çekiyor haydi 10 kişi hep beraber aldığımız nefesi riske atalım :3” demeleri aşırı saçma geldi.

İlgini Çekebileceğini Düşündük:  No Game No Life Anime İncelemesi

Ah ama buradan sonra olaylar çok farklı bir tatta gelişmeye başladı. Yeni yüzler görmeye başladık ve dizinin muhteşem müziği eşliğinde Profesör’ün “Soygun Nasıl Yapılır? 101” dersleri de başlamış oldu. Biraz ısınırız yavaş yavaş soyguna geçeriz diye beklerken çaat diye yapıştırdılar zeplin sahnesini ve olayın kapsamını, ne kadar devasa bir şekilde gerçekleştirileceğini en baştan anlamış olduk. Karakterlerin savaşa gider gibi hazırlandığı o sahnede oturduğum yerde kanım çekilmiş durumdaydı. “Ha şu kırılma yaşayacak, ha kesin bu karakter arıza çıkartacak” diye kendi kendimi yiyordum. Denver ile Monica arasındaki gerginlik zaten bu konuda anksiyeteye girmeme sebep oldu.

 

Yeni Sezon, Yeni Yüzler

Denver ile Monica demiş iken karakter gelişimine değinelim. İlk bakışta karakterler 2 yıl içerisinde olması gerekenden daha fazla değişmiş, yeni gelen karakterlerin davranışları da tutarsız gibi geliyordu. Ortada muazzam bir soygun varken yatak-sofra demeden dakika başı, kullanılan tek bir kelimeden feministlik isyanları başlatan kadın grubu, insanın sinirlerini bozacak derecede boş yapan, barzo barzo söylemlerde bulunan bir erkek grubu (Helsinki ve Profesör hariç) ekrana “Bu sahneleri neden çektiniz be adam?” diye bakmama sebep oluyordu. Hele eşcinsellik ile kadın düşmanlığının bağlantılı olgularmış gibi bu şekilde birleştirilebileceğini hiç düşünmemiştim. Neyse ki ilerleyen bölümlerdeki sahnelere hazırlıkmış tüm bu isyanlar. Bu sahnedeki çelişkileri Profesör’ün Raquel ile arasındaki gerginliklere, Palermo’nun yaşadığı platonik duygularla Berlin’in ölümü birleşince kendisini dünyaya kapatmasına ve ekibin kendi içerisinde soygun sırasında yaşayacağı diğer birçok soruna bağlamışlar.

Bunlardan ayrı olarak geçmişini, kapasitesini hiç bilmediğimiz karakterler de var. Bogota, Bogota’nın yanında getirdiği genç eleman ve Marsilya hakkında dirhem bilgimiz yok. He Marsilya’nın savaştığını ve insan öldürmeyi bildiğini gösterdiler ama onun dışında tık yok. Bogota’nın Nairobi’ye sulanıp terslenmesi ve Marsilya’nın hayvan severliği gibi soygunla alakalı olmayan sahneler gördük. Keşke o arkadaşların içi biraz daha doldurulabilseydi.

İlgini Çekebileceğini Düşündük:  İlk Türk Netflix Dizisi Hakan: Muhafız Şimdi Yayında!

 

Vallahi Özlemişiz

Diğer sezondan farklı olarak bu sezon plan Profesör’e ait değil. Bu durum karakterimizde gerginliğe, agresifliğe ve bazen de kısa devrelere yol açıyor. Planda terslik çıktığında kendini denizlere doğru atması, Raquel’e iki de bir laf sokmaya çalışması, “Ha sıçtık, ha sıçıyoruz.” tarzı endişeleri vs. planın Berlin’e ait olmasından kaynaklanıyor sanırım.

Berlin demiş iken sırma saçlıma(??) da bir değinmeden geçmeyelim. Yapılan flashbacklerde Berlin’in aşk hayatındaki nahifliğini, soygun konusundaki parlak zekasını ve gündelik konuşmalarda ne kadar relaks bir insan olduğunu gördük. Profesör ile bu miktarda sahne koymaları muhtemelen Berlin hayranlarına ufak bir jest 🙂

 

Adrenalin Banyosu

Bu sezon dizideki aksiyonu tepeye çıkartmışlar. Askeri araçla yaptıkları girişte zamana karşı yarışlarından tut, Profesör ile Raquel’in kaçış sahnelerindeki yarışlarına, Tokyo’nun yaptığı doğaçlama plana kadar yüksek dozda aksiyon var ve bu inanılmaz hoşuma gitti. İşler sürekli çığırından çıkıp ana plana uymayan aksilikler yaşandı ve her bir aksilikte yürekler hoplandı. Kimi zaman üstesinden geldiler kimi zaman ise iki silah sesiyle aklımızı kaybettirdiler.

Bu sezonda tam gücünü hissedemediğimiz, sezonun son sahnesinde şeytanlığından birkaç yudum tattığımız, hormonları tavan, hamile polis şefi Alicia ise hayatın acı bir gerçeği olarak orada duruyor. Rio’ya çektirdi, Raquel’i halletti, Profesör’ün de aklını aldı… Her ne kadar yaptıkları sınırlı da olsa sıradaki sezon, sezonun ortasında dahil olmayacağı için üzerine daha çok gidilecek ve daha iyi yansıtılabilinecek bir karakter. Baş düşman rolünün sağlama alınması bu kadar geç olmamalıydı ama konunun 2 sezon işlenmesinden ötürü bunu göz ardı edebiliriz.

Sonuç

Şu bir gerçek ki bu sezon her ne kadar önceki sezonları andırmayıp nostalji duygumuza dokunmamış olsa da kendi içerisinde bir tarz oluşturmuş. Takdir edersiniz ki dizinin tek bir sezonunda bile bu ve bunun gibi değinilmesi gerekilen çok fazla konu var. Ben elimden geldiğince hangi yönünü nasıl bulduğumu sizlere aktarmaya çalıştım ama üzerine konuşulacak bir bu kadar konu daha var. Birlikte dizileri, filmleri, oyunları ve daha fazlasını tartışabileceğimiz Discord kanalımızın linkini buraya bırakıyor ve iyi günler diliyorum 🙂

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yükleniyor...

httpsoagtr.comanasayfaddr-3-ddr-4-bell…farklar-nelerdir

DDR 3 – DDR 4 Bellekler Arasında Farklar Nelerdir ?

Ücretsiz Oyun: This War of Mine Ücretsiz Oldu!