Herkesin küçüklüğünde unutamadığı bazı korkular vardır: Yatağın altındaki veya dolabın içindeki canavarlar, karanlıkta kalmak, geceleri uyumazsak bizi yiyeceğini düşündüğümüz garip yaratıklar vb. Bu tarz korkuları herkes olmasa bile eminim ki birçok kişi yaşamıştır.

Peki tüm bunların harmanlandığı ve çocuk yaştaki bir karakteri kontrol ettiğimiz bir oyun sizce nasıl olurdu? Tarsier Studios bu sorunun cevabını oldukça güzel bir şekilde vermiş. Oyunu oynarken bir yandan oldukça korkunç ve gergin anlarla boğuşuyor bir yandan da küçük kızımız Six‘in, her türlü pisliği ve korkunçluğu barındıran Maw adlı gemiden kaçmasına yardım ediyoruz. Hademesinden tutun da aşçısına kadar herkes bizi ya yemek ya da öldürmek istiyor. Tabii ki işler böyle olunca da gemiden kaçmak birazcık zor oluyor.


Çocukluk kabuslarımızın en dipleriyle harmanlanarak yapılan Little Nightmares, müzikleri ve gerici atmosferiyle kendinizi gerçekten çocuk olarak hissetmenize sebep olabiliyor. Üstüne üstlük peşinizden 2 metre uzunluğunda kola sahip veya eli satırlı arkadaşlar koşunca gerçekten kabus oluyor.

Hikayede tam olarak gemiye nasıl düştüğümüzden veya kim olduğumuzdan bahsedilmiyor. Zaten 3-4 saat gibi kısa bir oynanış süresi olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda hikayeye doğrudan giriş yapıyor olmamız daha hoş olmuş. Olay örgüsünün işlendiği ve peşimizdeki arkadaşlarla karşılaştığımız her sahne gerçekten oldukça özenli ve ustaca dizayn edilmiş. Genel korku oyunlarından alışkın olduğumuz üzere herhangi bir dövüş mekaniği mevcut değil. Bunların aksine karanlıklardan sinsi bir şekilde hareket edip gizliliği ön planda tutmak oyunumuzda hayatta kalmanın temel kuralı.

Peşimizdeki arkadaşlar ile sürekli bir etkileşim içinde oluyoruz, bu da genel olarak gerilim yönünü azaltıp korku temasını arttırıyor. Karanlıklarda veya sessiz mekanlarda tıp tıp hareket ederken yaratık ne zaman üstümüze atlayacak diye beklemek yerine her an bir etkileşim içinde oluyoruz. Oyunumuz ne kadar kısa da olsa korku dozajı her daim yüksek ve bir side scroller/korku oyununa göre gerçekten oldukça başarılı. Oyunun belli başlı yerlerinde neyin ne olduğunu anlamak için ya da önceden belirlenmiş (scripted) sahneler görmek için oyunun side-scroll avantajından faydalanmamız gerekiyor.

Oyunun her şeyi gayet güzel ve hoş fakat sorunları da yok değil. Örneğin bazı bulmacaları çözerken yakalanmanız veya ölmeniz sonucunda otomatik kayıt sistemin azizliğine uğrayıp gerilerden başlamak sinir bozucu olabiliyor. Aynı şekilde kamera açıları da parkur yapmamızı gerektiren durumlarda yanlış kararlara sebebiyet verebiliyor. Platform oynanışının da muhteşem olmadığını göz önünde bulundurursak başımıza dert olabiliyor.

Özet geçmek gerekirse Little Nightmares hem platform severleri, hem side-scroller, hem de korku severleri bir araya toplamayı başarmış. Tüm bunların üstüne bir de oyunun müzikleri, başarılı çizimleri ve atmosferi girdiğinde yukarıda bahsettiğim olumsuzluklar diş kavuğunu dolduramayacak hale geliyor.


Düşüncelerin bizler ve okuyucular için değerli olacaktır.