in

Nasıl Efsane Oldu: Battlefield 1

Eğlence sektöründe serinin bir sonraki eserinin ilk eserin önüne geçmeye çalışması çok alışıldık bir şeydir. İnsanları aynı numaralarla kandırmaya çalışmak pek tercih edilen bir şey değil(Michael Bay değilseniz.). Bu durum tabii sadece eğlence sektöründe görülen bir şey değil. Nasıl John Wick 2, 1. filmin üstüne çıktıysa “tüm savaşları bitirmek için çıkan savaşın” da ikincisi ilkini aştı. Günümüz popüler kültüründe dünya savaşlarının ilkini temel alan bir eser bulmak gerçekten zor.

OYUN ÇIKMADAN ÖNCE:

Battlefield 1 çıkmadan önce Birinci Dünya Savaşı’na pek sempatik yaklaşamayan oyuncular, oyunun ilk gösterimi olan Seven Nation Armyli muhteşem fragman ile kazanıldı. Heyecan trenine atlamış herkes için geriye kalan tek şey Battlefield 1’i deneyimlemek olacaktı!

Madalyonun diğer yüzünde ise politik problemler ve asla tatmin olmayan insanlar vardı. Oyun çıkmadan önce yayınlanan kapak görselinde bir Harlem Hellfighter birliği askeri bulunuyordu(Bu birlik sadece Afrikan-amerikan askerlerden oluşuyor). Bu pek bilinen bir şey olmadığından bir çok “beyaz” tarafından oyun, tarihi değiştiriyor bahanesi ile ırkçı söylemlerle protesto edildi.

Aslında tüm protestoların ve yersiz yergilerin dışında Battlefield olduğu şey gibi değerlendirilmeli, yani bir video oyunu. Oyunun geliştiricilerinden biri şu harika özeti yapmış:
“Biz bu pakete tekrar bakmak istedik, Battlefield’ın ne ile ilgili olup olmadığıyla ilgili. Battlefield merkezinde savaşın tüm elementlerini barındırır. Biz bu sefer, bu paketi Birinci Dünya Savaşı’nda kullanmak istedik.”

OYUNA GİRİŞ:

Birinci Dünya Savaşı aslında tarihin en ilginç dönemlerinden birisi. Mekanize silahların muharebe alanlarında ilk defa yüzünü gösterdiği bu savaş tarihin ve askeriyenin akışını sonsuza dek değiştirdi. Bu devrimi oyunun içinde de ilk elden tecrübe ediyoruz, çelikten bir kale gibi yürüyen tanklara karşı at sırtında koştuğumuz. Bir yanda sepetli motorsikletlerle sağdan sola giden askerlerin yanında başka bir askerin şövalye zırhıyla gezdiğini gördüğümüz bir oyun Battlefield 1.

Birinci Dünya Savaşı’nda aylarca çamur dolu siperlerde yatıp kalkmış, her sabah toprağı döven havan toplarından başka ses duymamış ve sürekli iperite maruz kalmış insanlar savaştan sonra evlerine döndüklerinde asla eskisi gibi olamadılar, adları kayıp nesil oldu. Battlefield 1 bu kadar uzun siper savaşları içermese de sürekli düşen bombaları, iperiti ve asker çığlıklarıyla savaşın atmosferini çok iyi yansıtmış. Sürekli bir şeyler patlıyor, sürekli birileri ölüyor ve genel renk paleti gri. Özellikle bu durumu “Kaiserschlacht” operasyonunda damarlarınıza kadar hissediyorsunuz. Dice’ı harita tasarımı konusunda gerçekten tebrik etmek gerekiyor.

MÜZİK VE DİĞER SESLER:

Silah seslerine dikkatiyle yıllardır çoğu oyunu gönlümde taht kurmuş bir seri Battlefield. Bu oyunda da dikkatten vazgeçmeyerek şahane bir ortam yaratmışlar. Binaların içinde sıktığınız silahın sesi ile dışardaki arasındaki farkı rahatça duyabildiğiniz. Etraftan uçan roketlerin bombaların kendilerine has sesler çıkarttığı haritlarda ek olarak bir de arka plan çatışma sesleri bulunuyor ki sadece bir shooter oynamadığınızı, savaşın direkt içinde olduğunuzu hatırlatıyor oyun.

Müzikler konusunda ise aslında seri pek başarılı değil, ana tema dışında sanıyorum ki soracak olsak kimse bir Battlefield şarkısı hatırlamayacacktır. Fakat Battlefield 1’de durum böyle değil, oyunun savaş hikayeleri bölümü için hazırlanan eserler gerçekten etkileyici ve atmosfere değer katar nitelikte.
Özellike önereceğim parça ise Aliye Mutlu’dan Zajdi Zajdi, ağıt gerçekten ruhunuza işliyor: https://youtu.be/8liRv8lITgk

HARİTA DİZAYNI VE DETAYCILIK:

Battlefield haritaları ilk oyundan bu yana çoğu zaman güzel detaylarla işlenmiş mekanlardan oluşuyor. Bu durum Battlefield 1 için de geçerli hatta diğer oyunların üstüne çıkılmış. Savaşın tahrip ettiği alanları açık net görebildiğimiz haritalardaki karanlık gri tonlu renk paleti hissi kavramanıza yardım ediyor. Çamurda sürünürken silahınızın üstünde iz kalması, yağmur başladığında yine silahınıza çarpıp düşen su damlaları gibi detaylar oyuna adeta seyir zevki katmış.

Üstelik bu güzel detaycılık yalnızca görseller için de geçerli değil, oynanışa direkt etkisi bulunan küçük fakat güzel şeyler de mevcut. Örneğin oyunda Mauser C96 ile ateş ederken tüm kurşunu boşaltırsanız karakteriniz cebinden çıkarttığı kartuş ile tamamını dolduruyor. Fakat sadece 3-4 kurşun atarsanız karakteriniz cebinden çıkarttığı kurşunları tek tek dolduruyor. Bu da durumdan duruma silahı doldurma sürenizi değiştiriyor ve girdiğiniz çatışmalarda durumunuza daha fazla dikkat etmenizi gerektiriyor.

HİKAYE MODU:

Bütün serinin en yumuşak karnı olan mod bu oyunda da pek iyi durumda değil fakat garip bir şekilde akılda kalıcı. Etkileyici savaş hikayelerinin anlatıldığı hikaye modu birbirinden bağımsız öyküleri barındırıyor. Bir noktada bu öykülerin savaş ortamını yansıtmadaki başarısını ve savaşın problemli yanlarını çıkarmadaki gücünü takdir etsem de diğer tarafta şövalye zırhı giyen bir İtalyan askerinin yüzlerce Avusturya-Macaristan askerini öldürüp; üstüne onlarca uçağı tek başına düşürmesine inanmakta zorluk çekiyorum.

Hikaye modunun bir diğer büyük günahı ise tasarım. Öyküler ne kadar hoş olsa da çok oyunculu modun öğreticisi olmaktan öteye geçememiş bir oynanışa sahip olan hikaye modu keşke sadece izlenilebilir bir eklenti olsaymış. Zira oynarken sıkılmamak elde değil. Tüm mod “Bak, ateş et, git.” eylemlerinden oluşuyor ve başka hiçbir şey barındırmıyor.

Girişte bahsettiğimiz madalyonun maalesef “üçüncü” yüzü de burada yer alıyor. Çeşitli “sosyal adalet grupları” tarafından oyun hikaye modunda oynanabilir bir siyahi baş karakter bulundurmadığı için eleştirilmişti. Bazı insanlar memnun olmamak için ellerinden gelen her şeyi yapıyor gerçekten…

KAPANIŞ:

Battlefield 1, tema aldığı zamanın ruhunu iyi kavramış ve bunu kendi formülüyle nasıl oyunlaştırabileceğini aşırı iyi anlamış bir eser. Modern savaşın şafağı diyebileceğimiz zaman dilimine gitmek kulağınıza hoş geliyorsa kesinlikle göz atmanızı öneriyorum!

“Hedefi zapt etmemiz lazım!”

ne düşünüyorsun?

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yükleniyor...

Yazar: Berk Ökten

Jack of all trades, master of none.

TEKFEST ANKARA Oyun ve Teknoloji Festivali’nde Turnuva Programı Belli Oldu!

Animus Projesi’nden İmza Kampanyası: Vampire the Masquerade Bloodline Türkçe Olsun!