in

Observer İncelemesi

Bilim-kurgu türünün en geniş alt kollarından biri olarak görülen Cyberpunk türü, bende oldukça ilgi uyandıran bir tür olmuştur hep. Gerek distopik dünyası, gerekse de verdiği karanlık atmosfer; insanın geleceğe tedirginlikle bakmasını, teknolojinin bu kadar ileri gittiğinde neler yapabileceğini düşündürtüyor.

Observer da bu tarzı bize yansıtan nadir oyunlardan bir tanesi. Teknolojinin yarattığı karanlık, insanın içini ürperten atmosferini bir de korku-gerilim öğeleriyle süsleyen bir yapım. Cyberpunk türünde genel olarak gördüğümüz karanlık, yağmurlu, her yerin dijital ekranlarla rengarenk olduğu, çöplük gibi gözüken mekanlar bu oyunda da mevcut. Görsel olarak bu türün en güzel örneklerinden birisi diyebilirim.

Oluşturulan bu atmosfere ek olarak oyunun verdiği korku-gerilim elementleri insanı oldukça korkutan türden. Oyunda beni en çok cezbeden şey sesler oldu. Normalde kült olan, her oyunda gördüğümüz jumpscarelarda bile ses efektleri yüzünden Alt+Tab yapmadım değil. Oyun içindeki korku öğeleri sadece jumpscarelarla sınırlandırılmamış, cyberpunk türünde özellikle Blade Runner serisinde gördüğümüz ve çoğu oyunun kullandığı “televizyon içinde gözler” gibi öğeler de fazlasıyla oyunda yerini almış.

Oyunun hikayesi ise oldukça güzel tasarlanmış durumda. Klasik cyberpunk türü bir hikayeye sahip. Devlet ikinci kademeye atılmış, ülkeyi teknolojik şirketler yönetmekte. Oyun 2084 yılında Beşinci Polonya Cumhuriyeti’nde geçmekte. Tabi ülkeyi de Chiron adında bir şirket yönetiyor ve karakterimiz olan Daniel Lazarski ise bu şirkette özel dedektif rolünde görev yapıyor. Tabi dedektif olduğumuz için bazı bize özel yeteneklerimiz de var. Hackleme, kan gibi örnekleri inceleme, teknolojik aletleri inceleme ve ölmüş ya da canlı insanların beyinlerine sızarak anılarını yaşama gibi yeteneklerimiz mevcut. Kendimize ise oyun isminden de anlaşılacağı gibi Observer deniliyor.

Oyunun en başında Krakow kentinde, C sınıfı (en kötü) insanların bulunduğu bir bölgede başlıyoruz. Bir anda oğlumuz Adam’dan gelen bir yardım mesajı ile uyanıyor ve olayları çözmek için apartmana giriyoruz. Olaylar ise burdan kopuyor ve ardı sıra gelişmeye başlıyor.

Apartman içinde olayları takip ediyor, bina sakinlerini ziyaret ederek bilgi topluyor, hatta bazılarının beyinlerine girerek olayları çözüyoruz. Oyunun en korkunç yerleri ise bu sekanslarda gerçekleşiyor. Her girdiğimiz beyinin ayrı ve detaylı bir hikayesi olması, yaşadıkları korkunç anılar oyunun ne denli özenle hazırlandığını gösteriyor. Her girilen beyinde yaşanan değişik, ilginç anlar anlatmakla tarif edilecek gibi değil. Hafızayı gezerken yaşanan “bug”lar, sahne geçişleri mükemmel seviyesinde.

Tabi oyunun ana hikayesi bu şekilde ilerliyor ancak yan görevler de yok değil. Bazı ana görevle alakası olmayan yan hikayecikler ve bilgisayar içinde yer alan mini oyun da oyuna ekstra bir derinlik katmış.

Yaşadığımız bu mükemmel distopik, mükemmel bir atmosfere sahip ortamda keşke olmasaydı dediğimiz ortamlar da mevcut. Oyunun doğasını, gidişatını bozan yaratıktan kaçma gibi sahneler mevcut ve bu sahneler ne oyuna iyi bir şekilde oturtulmuş, ne de sizi oyuna sokan sahneler. Sadece oyunun süresini uzatmak dışında bir işe yaramayan bir olay olmuş. Ancak yine de o sahneler sonrasında oyun çizgisini bozmadan aynı şekilde devam ediyor ve oyun sonunda sürpriz üstüne sürprizlerle oyunu bitiyorsunuz. Yaptığınız tahminler her konuşma sonrası yanlış oluyor ve ciddi manada sürpriz yaşatan bir sonla bitiyor.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yükleniyor...

Fortnite – Battle Royale İnceleme

Playstation 4 İçin Korsan Oyun Artık Mümkün