Aslında bilmediğimiz, görmediğimiz şeylerden korkarız konusu ile yola başlayan The Deep End Games ekibi türün diğer oyunlarına göre oldukça farklı bir konsept ile karşımıza çıkmış. Peki tutmuş mu? Haydi hep beraber incelememizde bu konuya bir değinelim.

Bu korku oyunu türünün en belirgin özelliklerini her ne kadar farklı bir konsept içerisinde olsa da bu oyunda yine görüyoruz. Klasik “yürüme simülatörü” diye tabir ettiğimiz, etrafı gezerek ve oyunun bize izin verdiği objeleri inceleyerek hikayeyi öğreniyor ve biraz da jumpscarelar ve ses efektleriyle korkuyoruz diyebilirim kısaca.

Oyunun hikayesi oldukça yavan olmuş. Karakterimiz sürekli bir malikâne hakkında kabuslar görüyor ve hem bunu durdurmak istediğinden, hem de merak ettiğinden bu mâlikaneyi araştırıyor ve orayı incelemeye gidiyor. Ardından oyun bizi 4 adet hikaye arasında ilerletiyor. Bu 4 hikaye de birbirinin benzeri ve oldukça tahmin edilebilir sonları bulunan hikayeler. Oyun boyunca da bunu hissedebiliyorsunuz.

Perception, ilk görüşte sizi korkutan ve gergin anlar yaşatan bir oyun gibi duruyor. Ancak ileride karşımıza çıkan “bir şey” den kaçmak ve zaten tek mekanda geçen oyunda bir de yavan bir hikayeyi öğrenmek için dolaşmak gittikçe insanı sıkıyor ve artık “bitse de kurtulsak” dediğimiz zamanları oluyor.

Grafiksel olarak ise zaten pek bir şey beklemek doğru olmaz. Oldukça basit grafikleri var oyunun ama bunu bir eksi olarak görmemek lazım. Çünkü mantıksal olarak düşündüğümüzde görme engelli bir karakterin hissettiği ortamı görüyoruz. Ancak şöyle bir şey var ki, oyun içinde çok fazla bug ile karşılaştım. Oynanmaya engel buglar değil bunlar ancak yine de olmasa iyiymiş dedirtti. Zaten basit bir grafiği olan bir oyunda bu buglar göze batabiliyor.

Bu arada Cassie -yani karakterimiz- oldukça konuşkan biri. Gerekli gereksiz sürekli konuşan bir insan. Bazen en ciddi yerde ufak bir espri yapabiliyor, bazen ise önceki olayın aynısı olan bir yerde sanki ilk defa yaşamış gibi tepkiler verebiliyor. Çıldırdın mı Cassie? Yapımcılar da bu durumu birazcık anlamışlar herhalde ki oyuna girişte bize 2 adet seçenek  sunuyorlar: Çenesi durmayan Cassie ve ağzı bantlanmış Cassie.

“Ama kardeşim bu oyunun olumlu tarafı yok mu?” diye sorular sordunuz, değil mi? Hemen cevap vereyim: Oyun sesler konusunda oldukça iyi. Jumpscare anları olsun, diğer normal konuşmalar olsun… Cassie her ne kadar gereksiz konuşsa da oldukça iyi. Ayrıca ortaya çıkarılan fikir çok güzel olmasına rağmen ben bu fikirin oyunda güzel kullanılamadığını düşünüyorum. Kim bilir, belki ileride devam oyunu gelir ve orada bu hatalar daha az yapılarak daha güzel bir oyun karşımıza çıkar.