Günümüz oyun camiasında artık platform oyunlarının bile herkesin gözünde hatırı sayılır bir yeri var. Eskiden platform oyunları sadece belli bir kitleye hitap edip side scroller, 2D vb. ögeler barındırırken artık gerek görsellik gerekse oynanış açısından hiçbir oyunu aratmayıp tam tersine farklı yönleriyle daha çok ilgi çekici bir hale gelebiliyor. Rad Rodgers kendi içeriğinde bu farklılığı belirli bir oranda göstermeyi başarmış durumda (En azından benim gözümde.).


Interceptor Entertainment‘ın geliştiriciliğinde, 3D Realms ve THQ Nordic‘in yayıncılığında çıkan Rad Rodgers, 80-90’ların klasik oyunlarının tadını ilk elden tatmanızı sağlayan bir oyun. 4. duvarı kıran karakterler ve bu 4. duvarın kırılmasıyla yanımıza gelen dostumuzun bir torba dolusu absürt esprileri (bazıları bel altı olsa da) oyunu oynarken gerçekten keyif almanızı sağlıyor.

Karakterimiz Rad gereğinden fazla oyun oynayan, neredeyse sadece oyun oynayan genç bir çocuk ve Dusty ise dostumuzun bitmeyen oyun macerasında yer alan iyi kalpli fakat biraz ağzı bozuk oyun konsolu. Her zaman ki gibi gecelere kadar oyun oynadıktan sonra karakterimiz yatağında uyurken Dusty’nin kendi kendine açıldığını fark eder. Ne olduğunu anlamak için yaklaştığında ise televizyonundan çıkan bir girdap ile oyunun içine çekilir ve Rad ve Dusty’nin macerası başlamış olur.

Oyunun ilginç yanlarından bir tanesi de “Piksel Dünyası“. Bölüm içerisinde ilerlerken tahmin edeceğiniz üzere ufak tefek bulmacalar mevcut oluyor. Aslında bulmacaya kıyasla ilerlememiz için yapmamız gereken şeyler olarak nitelendirmek daha doğru olur. Bunlardan 1 tanesi de ilerleyeceğimiz yolda kaybolan piksel objeleri yerine koymak veya bulunduğu yerden kaldırıp yolumuzu açmak oluyor. Tabii ki burada devreye Dusty giriyor. Bölüm içerisinde bulunan belli başlı çatlaklar aracılığı ile Piksel Dünyasına girip Dusty’nin kontrolüne geçip ufak işlerimizi hallediyoruz.

Oyun içerisinde Secret Room’ları, Easter Egg’leri kovalamak gerçekten eskiden oynanılan oyunların zorluğunu insana hatırlatıyor. Tüm bunların yanı sıra Dusty’nin ve NPC karakterlerin esprileri arka planın atmosferi ve oyunun müzikleri birleştiğinde ortaya oynaması çok keyifli bir oyun çıkıyor oynayışın rahatlığı da işin artısı oluyor. Oyunla ilgili tek kötü olarak yapılabilecek yorum; bir süre sonra oynanış genel olarak parkur temasını yansıtmaya başlıyor ve savaşmaktan çok bir yerlerden düşüp zıplamak daha çok can kaybetmenize sebep oluyor. Ancak bu durum, oyunun oynanış süresi göz önünde bulundurulduğunda çok da sorun olmuyor. Kelimenin tam anlamıyla oyunun ne zaman başlayıp ne zaman bittiğini anlayamıyorsunuz. Tam tat almaya başladığınız zaman oyunun bittiğini görmek insanın üzülmesine sebep oluyor. Fakat kısalığına rağmen Rod Radgers herkesin denemesi gereken bir platform oyunu.


Düşüncelerin bizler ve okuyucular için değerli olacaktır.