in

Requiem From The Darkness Anime İncelemesi (Kyougoku Natsuhiko: Kousetsu Hyaku Monogatari)

Animeler konusundaki düşüncem de oyunlar ile aynı. Tabii ki kimin yaptığı, hangi tarihte çıktığı, grafikleri, çizimleri vb. şeyler anime ve oyun dünyasında önemli unsurlar fakat benim gözümde bunlardan çok içeriğin nasıl olduğu ve beni tatmin edip edemediği önemli. Nitekim bu dediklerimi karşılayan bir oyun/anime ise diğer unsurlar benim gözümde çok da önemli değil. Şu an bunlardan bahsetmemin sebebi ise oldukça nostaljik bir animeyi ele alıyor olmamız.

Requiem From The Darkness ya da Japonca adıyla Kyougoku Natsuhiko: Kousetsu Hyaku Monogatari, 4 Ekim 2003 tarihinde başlangıcını yapmış olan bir anime. Anlayacağınız baya eski bir anime. Tabii ki O zamanın çizimleri ile günümüz anime dünyasının çizimleri arasında dağlar kadar fark var. Eskiden animeler de daha çok keskin detaylar ve gerçekçi unsurlar kullanılırken, şu an için insanlara hitap eden anime karakterleri bundan çok daha farklı. Buna rağmen eski anime dünyasıyla içli dışlı biri olmayan beni oldukça etkiledi.

Gizem İle Burun Buruna


Başından sonuna kadar gizemli bir hava yaratan ve bu havayı hiç bir şekilde bozmayan animemiz, temelinde doğaüstü güçler, korku ve gizem temalarını işliyor. Animemiz, Yamaoka Momosuke isimli ana karakterimizin 100 tane korku hikayesini tek bir kitapta birleştirme hayali ile başlıyor. Esrarengiz olayları araştırıp onlara gün ışığını vurmak isteyen ve sonrasında yaşadığı olayları da bir hikaye şeklinde kitabına not etmek isteyen yazarımız, şehirden şehire esrarengiz olayların peşinde koşmaya başlar. Her gittiği şehir de olayların arasına karışırken bir şeyin farkına varır. Ne zaman nerede esrarengiz bir olay olmuşsa 3 kişinin sürekli o olaylarda parmağı olduğunu görür ve bu kişiler ile ilgilenmeye başlar. Bunlar esrarengiz olayları çözen ve suçluları cezalandıran bir ekibin üyeleri olan Ogin, Mataichi ve Nagamimi‘den başkaları değillerdir. Gel zaman git zaman sürekli olayların peşini bırakmayan aptal cesurumuz sürekli ekibin işlerine burnunu sokmaktadır ve ekipte sürekli dostumuzu bu işlerden uzak durması için uyarmaktadır. Dolaylı yollarla bir şekilde ekip ile bağlantısını kuvvetlendiren yazarımız olayların aslında çok daha derin yerlere uzandığını fark eder.

Esrarengiz olaylar genel olarak Japon tarihinin gizemli olaylarına dayansa da olaylar esnasında yaşanan şeyler ve bazı bölümlerdeki cinsel olaylar (tabii ki bariz gösterilen bir durum yok) durumu biraz daha ağırlaştırıyor ve animenin tamamen yetişkinlere yönelik içeriklere sahip olduğunu gösteriyor.

Hikaye işlenişi bakımın biraz dağınık olarak ilerliyor olsa da her bölümde bir olayın çözülmesi ve son bölümler dışında pek fazla bölümün bağlantılı olmaması akılda soru işareti bırakmadan izlemenizi sağlıyor. Animemiz 13 bölüm olmasına rağmen bu ekibin kim olduğunu, asıl amaçlarının ne olduğunu, kime hizmet ettiklerini vb. sorulara başlangıç safhalarında pek cevap bulamıyorsunuz. Fakat ortalama yarısına kadar izledikten sonra taşlar yerine oturmaya başlıyor ve anime ne kadar dağınık işleniyor olsa da konuya hakim bir şekilde devam edebiliyorsunuz.

Son zamanlarda izlediğim ve etkilendiğim nadir animelerden bir tanesi olan Requiem From the Darkness, bana her koşulda eskilerin tadının farklı olduğunu bir kez daha hatırlattı. Doğaüstü olayları ve gizemi seviyorsanız (korku da temayı içeriyor fakat çok fazla korkacağınızı sanmıyorum) eski tatlar arıyorsanız Requiem From The Darkness, aradığınız anime olabilir.

ne düşünüyorsun?

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yükleniyor...

Yazar: Doğukan Başdoğan

18 yaşında, oyun meraklısı, DC hayranı, figür koleksiyoncusu, yazarlığı yeni aşkı olarak gören ve garip moda anlayışı olan bir genç

MechWarrior 5: Mercenaries’in Çıkış Tarihi Açıklandı!

Nvidia Titan RTX Neredeyse Gelmiş Olabilir Mi?