Günümüz oyun camiasında gündeme oturan Mobalar, FPS vb. oyunlar yüzünden MMORPG  oyunlar eski şöhretlerini yavaş yavaş kaybetmeye başladılar. Nitekim kendi çaplarındaki ayrıcalıkları ile hala ben de buradayım diyen MMORPG’ler mevcut. Skyforge da bunlardan bir tanesi. Skyforge bir çok MMORPG oyununa kıyasla farklılıkları ile kendini bir adım öne taşımayı başarmış durumda.

Oyunumuzda kendi içerisindeki hikaye dışında, karakterimize özel olarak küçük bir adet hikaye de mevcut. Training kısmında bu hikayeye de adım atmış oluyoruz kısaca: Biz bir asker olarak uzaylılar tarafından işgale uğrayan bir köyü kurtarırken üstüne bastıran uzaylı saldırısı üzerine biz dahil bütün ekibimiz ölür. İlerleyen senaryoda etrafımız cesetlerle dolu bir ortamdayken gözümüzü açarız. Bu kısımda karakterimiz bir İmmortal’a tabiri caizse bir tanrıya dönüşür. Bulunduğumuz ortamdaki tüm düşmanları intikam arzusuyla katlettikten sonra başka bir ekip bizi kurtarmaya gelir ve bize İmmortal olduğumuzu söylerler (karakterimiz İmmortal olduğunu aslında burada öğreniyor). Bizi oyunumuzun ana şehri olan Aelion’a götürürler ve oyunumuzun resmi olarak başlangıcını yapmış oluruz.

İmmortal’ı kızdırmamak lazım

Oyunumuzda 2 farklı oynanış tipi mevcut.
1. Zindandan zindana koşturup tek başımıza veya parti sistemi ile arkadaşlarımızla.
2. Benim Open World olarak adlandırdığım Multiplayer haritalarda klasik bir MMORPG şeklinde NPC’ler ile görev alıp ilerleyebiliyoruz (Open World haritalarda binek kullanmanızı tavsiye ederim).
Ne kadar 2 farklı oynanış olarak bahsetsem de genel amacımız zindan üzerinden ilerlemek.

İmmortal olmanın asıl amacı olan insanlara yardım etmek. Aelion’dan 9 farklı harita içerisinde sırayla açılan zindanlara veya Open World haritalara girip yardıma ihtiyacı olan insanların imdadına yetişiyoruz. Her girdiğimiz zindanda farklı bir harita, farklı bir senaryo ve bizi gördüğüne sevinen, teşekkür eden veya yüzsüz bir şekilde geç kaldığımız için azarlayan NPC’ler mevcut. Görevlerin başlangıcını genellikle bu arkadaşlardan yapıyoruz. Neler olup bittiğini öğrendikten sonra “Ay akşama ışıktır.” deyip uzaylıları avlamaya çıkıyoruz.

Aelion düşündüğümüzden daha büyük

Skyforge’un kendi çapında farklı olduğundan bahsetmiştik. Gelelim bu farklılıklara. Skyforge dünyasında herhangi bir level sistemi mevcut değil. “Nasıl oluyor o iş ?” diye sorar gibisiniz şöyle açıklayım: Oyun içerisinde “Prestij” adını verdiğimiz bir sistem mevcut. Bu sisteme göre Prestij’iniz ne kadar yüksek ise oyunda da o kadar güçlü oluyorsunuz. Gelelim “Prestij nasıl yükselir ?” sorusuna. Oyun içerisinde “Capital” adı altında minyatür bir şehrimiz bulunuyor. Kendisi Cathedral, Tower of Knowledge, Altar ve Hall of Throphies adı altında 4 farklı binadan oluşuyor. Altar dışındaki diğer tüm binaları yükseltmek en basit Prestij yükseltme yöntemi. Altar ise laf üzerinde bizim takipçilerimizden, bize inanan insanlardan gelen ödüller. Kısaca Altar’dan 1 gün içerisinde 10 kere para alabiliyoruz. Bunun dışında zindanlardan veya Open World haritalardan düşüreceğimiz ekipmanlarla veya her harita sonunda bulunan “Bastion” adlı binadan pasif yeteneklerimizi açarak yükseltmemiz mevcut.

Her sınıfın kendine has bir çekiciliği mevcut

Skyforge, Sınıf sistemi açısından gerçekten takdire şayan bir düşünce sergilemiş. Klasik bir  MMORPG oyun gibi yapıp her farklı sınıf için farklı karakter açıp en baştan karakterimizi yükseltmek yerine bütün sınıfları tek bir noktada toplamaya karar vermişler. Oyunda ki bütün sınıfları aynı karakterimizde ve aynı prestij de oynayabiliyoruz tek yapmamız gereken zindanlar arasında ilerleyerek haritada karakterimizin bulunduğu tapınağa varmak. Karakterlerimiz için yapmamız gereken tek şey onlara özel olan silahı düşürmek bunun dışında bulunan ekipmanların hepsi bütün karakterlerde ortak tabii ki prestijimiz de öyle.

Karakterlerin oynanışlarının her biri birbirinden zevkli. İster destek rolünde takımınıza arka safhadan yardımcı olun, ister tank rolünde ön safhalarda takımınızı taşıyın veya isterseniz hasar sınıfında bulunarak yüksek hasarın tadına varın. Skyforge yapımcıları oyunu bir MMORPG ve hack and slash karışımı şekilde çıkartmışlar. Yakın dövüşe sahip karakterlerimizde bir çok farklı kombo sistemi mevcut aynı şekilde yeteneklerin kullanılış şekli de işin içine girince oyun bir MMORPG’den çok Hack and Slash bir oyuna benzemeye başlıyor. Bu da oyunu klasik bir MMORPG olmaktan çıkarıyor.

Tam bir sonbahar havası

Skyforge oyuncularına tam bir görsel şölen sunmayı planlamış (ki bana kalırsa gayet başarılılar). Bu amaçlarını da başarmışlar gibi görünüyor. Aynı görsellik sadece çevre detaylarıyla sınırlı kalmamış. Aynı şekilde sınıf sisteminde, karakterlerde hatta yaratıklarda bile oldukça ince detaylarla çalışıldığı görülüyor. Aynı şekilde müzikleri de insanı çok etkileyecek türden olmasa da yerine uygun kullanıldığı söylenebilir.

Sonuç olarak: Skyforge  kendine has farklılıkları ile oldukça yüksek kapasiteli bir MMORPG ve bir çok MMORPG’ye göre oldukça fazla oynanma süresine sahip. Fakat keşke öve öve bitirebilsem sadece. İlerleyen zamanlarda oyunun sizi etkilemesinden kurtulduktan sonra bazı şeylerin farkına varıyoruz biz RPG hayranları maalesef bir çok oyunda olduğu gibi yaratık, oynanış vb. şeylerde Skyforge kendini çok tekrar ediyor. İlk haritalarda kestiğimiz yaratıklar 6.-7. haritalarda da karşımıza çıkabiliyor. Bu da oyunun oynanılabilirliğini etkiliyor. Fakat kendinizi bir tanrı olarak görmek istiyorsanız ölümsüzlüğün tadına bakmak istiyorsanız, Aelion yeni görevler için sizi bekliyor.

Only A Gamer’ın Skyforge’a Verdiği Puanlar
Grafik:
 87/100
Oynanış: 95/100
Hikaye:
 70/100
Müzik: 77/100