Life is Strange serisinin namını duymayan pek çok kişi kalmamıştır. Oyunu oynamamış olsanız bile duymamış olmanız biraz zor. The Awesome Advantures of Captain Spirit ise (adı çok uzun…) tam anlamıyla bir ara oyun niteliği görüyor. Ben kendisine Life is Strange ve Life is Strange 2‘yi oluşturan köprü diyorum. Neden böyle dediğimi soracak olursanız, geliştirici ekibin söylediğine göre Life is Strange 2 içerisindeki senaryo ile bağlantılı. Zaten oyun hali hazırda Life is Strange evreninin içinde geçiyor. Bu sebep bile insanın heyecanlanmasına yetiyor, Life is Strange ve Life is Strange Before the Storm‘u bitirenler için bir kez daha aynı zevki yaşamanıza imkan sağlıyor. Evet, sanırım sebepleri bunlar olabilir.



Hikayemiz Chris ve ailesinin günlük yaşamını ele alıyor. Chris, hayal gücünün sınırlarını zorlayan ve kendini bir süper kahraman olarak gören 9 yaşında bir çocuk ve hayatında iyi giden tek şey bu olabilir. Trafik kazasında annesini kaybettikten sonra babasıyla bir başına kalan Chris, üstüne bir de olayın travmasından kendini alkole vuran bir baba ile uğraşıyor.


Aslına bakarsanız baba ve oğlun arası gayet güzel. Baba, Chris’i oldukça seviyor ve Chris’in de duyguları karşılıklı. Kısacası biri annesini, diğeri hayat arkadaşını kaybettikten sonra kendi başlarına kalan iki kafadar (2 aile büyüğü dışında) birbirlerine sıkıca sarılmış durumdalar. Fakat işin içine babanın alkol durumu girince bazen aile içi şiddet ortaya çıkıyor ve 9 yaşında olan Chris, bu durumdan pek de iyi etkilenmiyor. Komşular da bu durumun az çok farkındalar bu yüzden ara ara evi yoklayıp Chris’in iyi olup olmadığını kontrol ediyorlar.

İlk oyuna göre bazı yenilikler eklenmiş durumda. Örneğin artık etrafta serbest bir şekilde dolaşırken babamız bize seslendiğinde cevap verebiliyoruz. Ayrıca bazı etkileşimlerimizde normal cevaplar yerine süper kahraman cevabı verebiliyoruz. Hemen bunu biraz açayım. Karakterimiz kendisini “Captain Spirit” adında bir kahraman olarak tanımladığı için etraftaki eşyalarla bazı etkileşimimizi tabiri caizse Captain Spirit olarak yapabiliyoruz. Fakat bu her zaman iyiye gitmiyor. Örneğin bulaşık yıkarken güçlerini kullanmaya çalışıp çatırt diye bardağı kırınca Captain Spirit yalan oluyor. Tabii ki bu her durum için geçerli değil. Genel olarak süper kahraman seçeneğini seçmek işleri daha eğlenceli bir hale getiriyor ve Chris’in hayal gücünden bir pay daha görmüş oluyoruz fakat söylediğim gibi, dikkatli seçmek önemli.

Oyunumuz maalesef oldukça kısa. Yapmamız gerekenler basit bir şekilde listeleniyor ve bunların genel amacı “Captain Spirit” ile alakalı. Evde erişimimize açık olan araç gereçlerden eğlenceli bir kostüm yapıp kötü adamlarla savaşıp dünyayı kurtarmak gibi basit ve çocukluk ruhunu yansıtan görevler mevcut. Tabii ki senaryoda ilerledikçe baba – oğul arasında geçen sohbete, muhabbete daha çok kulak misafiri olup hikayenin nasıl günümüze geldiğini anlayabiliyorsunuz.

Oyunun tam olarak bir final verdi diyemeyiz. Daha çok klasik Life is Strange serilerindeki gibi “bölüm bitişi” olarak adlandırmak daha doğru olur ki zaten devamının geleceğinin de bilgisini alıyorsunuz. Açık konuşmak gerekirse oyun beni oldukça memnun etti. Eski Life is Strange tadını kaybetmeyip üstüne bulmaca, ara diyaloglar gibi yeni şeylerin eklenmesi oynanışı daha cazip kılmış. Tek üzüldüğüm kısım oynadığımız süre içerisinde hiç kritik seçim yapmamış olmamız. Eh, o da artık sonraki oyuna!


Düşüncelerin bizler ve okuyucular için değerli olacaktır.