in

Transistor İncelemesi

Oyun oynayan birçok kişinin genellikle oynadıkları oyun için bir nedeni olur. Kimi grafiklerini çok beğenir, kimi oynanış tarzını, kimi müziklerini çok beğenir, kimi hikayesini. Fakat bazı oyunlar vardır ki sanat niteliği taşır. Barındırdığı müzikleri, sunduğu görsel şölen kısacası her şeyiyle insanı içine çeker. Böyle bir durumda oyunla ilgili her şeyi bir kenara bırakıp sanatla ilgilenir miydiniz? Transistor, tam olarak böyle bir oyun. Aksiyon, RPG’nin sanat ile harmanlanması sonucu ortaya çıkan Transistor, oyun tarihinin nadide eserlerinden biri (en azından benim gözümde.)

Pyre ve Bastion gibi yine sanatsal yönleriyle ön plana çıkan oyunların yapımcısı Supergiant Games, aynı başarıyı Transistor için de sağlamış. Ashley Barret‘ın seslendirmesi aracılığıyla ortaya çıkan müzikler tek kelimeyle şahane.

Kızıl Hikaye

Genel hikayeden bahsedecek olursak, Cloudbank isimli insanların değilde Process isimli bilgisayar programlarının hüküm sürdüğü bir dünyada geçiyor oyunumuz. Ünlü bir şarkıcı olan Red isimli kızıl bir güzelliği kontrol ettiğimiz oyunumuz da, bir gün Camerata isimli bir örgüt tarafından saldırıya uğrayan karakterimiz, gizemli bir kişinin yardımı ile kurtarılıyor. Fakat bu saldırı sonucunda verilen kayıplardan bir tanesi de karakterimizin sesi oluyor. Tüm şehir kaos halindeyken sesini kaybetmiş  güzel şarkıcımıza Transistor isimli bir kılıç rehberlik ediyor.

Genel olarak bakıldığında bir intikam hikayesi olarak gözüken Transistor’daki amacımız Camerata isimli örgütün amaçlarını öğrenip intikam almak. bizim sesimizin olmayışının verdiği acıyı kendi sesinin rehberliğiyle bir tık azaltan Transistor, oyun boyunca en büyük yoldaşımız ve rehberimiz oluyor. Hatta sesinin varlığı gücünden daha büyük bir etmen desem yeridir.

İlgini Çekebileceğini Düşündük:  Blair Witch İncelemesi

Oynanış

Oynanış açısından RPG ile ön plana çıkan oyunumuz, içerisinde strateji ve hack & slash ögeleri de barındırıyor. Dışarıdan ilk bakıldığında Hack & slash oyunu gibi gözükse de hepsinden biraz biraz desem yeridir. Bu konuyu biraz açarsak Transistor, RPG ve hack & slash’in birleşimi bu bir gerçek fakat sadece vur kaç yaparak oynamak neredeyse imkansız. İşin içine bu kısımda strateji giriyor. Savaş esnasında kullanabileceğiniz Turn Base sistemi sayesinde, uygulayacağınız stratejileri planlayıp ona göre bir savaş şekli oluşturmanız gerekiyor.

Turn sisteminde düşmana karşı yapacağımız hareketleri planlayıp bir anda düşmanın işine bitirebilme imkanı ne kadar kulağa cazip geliyor olsa da her durumda Turn kullanmak da işleri riskli bir hale getirebiliyor. Bunun sebebi ise Turn’de yaptığımız planları aktifleştirip düşmana saldırdıktan sonra belli bir süre yeteneklerimize erişimimiz engelleniyor ve düşmanlardan hasar yemekten ya da kaçmaktan başka bir çaremiz olmuyor. Kısacası yapacağınız planları düşünmeden Turn’e girerseniz sonu pek hayırlı olmuyor.

İşe farklı bir açıdan bakarsanız ölmek gibi bir seçenek pek mevcut değil oyunda. Daha doğrusu ölüm değişik bir şekilde işliyor desem daha doğru oluyor. Her canınız 0’a indiğinde Transistor, sahip olduğu bir özelliği kaybediyor ve sahip olduğunuz 4 aktif yetenekten biri gitmiş oluyor ancak tüm yetenekleri kaybederseniz ölmeniz mümkün oluyor. Savaşın geri kalan kısmını bu şekilde devam etmeniz gerekse de savaşı kazandıktan sonra arka arkaya 2 tane kayıt noktasına ulaştığınız takdir de yeteneğinizi geri kazanabiliyorsunuz.

İlgini Çekebileceğini Düşündük:  DESYNC

Transistor’ımızın yeteneklerinin küçük bir kısmını oyunda ilerledikçe büyük bir çoğunluğunu ise seviye atladıkça kazanıyoruz. Aktif olarak kullanabildiğimiz 4 adet yetenek oluyor ve bunun dışında kalan yetenekleri pasif olarak kullanıp karakterimizi veyahut doğrudan yeteneğimizi güçlendirebiliyoruz. Tabii ki bu güçlendirmelerin de belli bir sınırı oluyor ve seviye atladığımız da elde ettiğimiz pasif yükseltmeler ile bunun sınırını artırabiliyoruz.

Karakterimizi seviye atladığında yeni yeteneklerin yanında ekstra pasif yükseltmeler de oyunun ilerleyen kısımlarında gelmeye başlıyor. Tabii ki bunların da aralarından 1 tanesini seçmek gerekiyor. İlerleyen zamanlarda 1 adet yetenek, 1 adet pasif yükseltme ve 1 adet de sınırlayıcı seçmeniz gerekiyor. Bu pasif yükseltme ve sınırlayıcıların ne olduğuna gelirsek, sınırlayıcıları oyunu zorlaştıran faktör olarak görebilirsiniz. Karakterinize negatif ve düşmanımıza pozitif güçlendirmeler sağlayıp sizin için savaşın daha zorlu fakat daha kazançlı olmasını sağlıyor. Pasif yükseltmeler ise, yukarıda bahsettiğim gibi güçlendirmeler için gerekli sınırı yükseltmek veya yeteneğimize ekleyebildiğimiz pasif özelliğin sayısını arttırmak gibi temel şeylerden oluşuyor.

Görsellerin elle hazırlanması oyunun en ilgi çekici noktalarından bir tanesi. Bunun üstüne bir de müthiş müzikler eklenince ortaya gerçekten bir sanat çıkıyor. Tasarımlar açısından bakarsak bana ufaktan Cyberpunk teması yansıtıyormuş gibi de geldi. Transistor gerçekten her sahnesinde vücudumda duygu patlamasına sebep olan oyunlardan bir tanesiydi. Gerek Red’in sesinin kaybetmiş olmasının verdiği acı gerek Transistor’ın bize rehberliği ve tabii ki Camerata. Bu duygu bombardımanı yaşatan sanat eseri oyunu kesinlikle denemeden geçmeyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

LoL Dünya Şampiyonası Finalistlerini Tanıyalım: Invictus Gaming

Hot Lava İncelemesi