Bu inceleme bir Playstation 4 üzerinden yapılmış olup SPOILER içermektedir. Genel olarak önceki Wolfenstein oyunuyla hikaye bağlantılı ancak bu yazıda önceki oyunlar üzerinde durulmamıştır.

Wolfenstein 2, Deathshed’in kalesini bombalamamızdan 5 ay sonrasında geçiyor ve uyandığınızda bitkin bir şekilde Blazkowickz olarak tekerlekli sandalyede denizaltını savunuyorsunuz. İlk oyundan Ferguson veya Wyatt’ı seçme seçeneğini oyun size ara sahnede sunuyor ve oyun size Blazkowickz’in küçüklüğünü gösteriyor. Oyunun ilk yarısında hep 50 can ile ilerlerken oyun size ikinci yarıda 100 can ve 3 özellikten birini sunuyor, bu özellikler, fragmanlardan gördüğünüz yıkma, kırma ve uçma özellikleri bunlara daha sonra değineceğiz. Oyunun hikayesi The New Order’da ara sıra duyup sizi meraka düşüren deneyleri açıklıyor, örneğin Venüs Projesi gibi. Oyunda ayrıca birçok Wolfenstein severinin çok istediği Hitler de bulunmakta (üzgünüm ama bossfight yok). Özellikle mekanın Amerika olması ve post apokaliptik New York dahil her yeri istediğiniz gibi gezebiliyorsunuz. Evet oyunda yan görevler ve açık dünya da bulunmakta fakat hikaye görevleri açık dünyada değil. Görev dizaynları gerçekten hoş fakat ara sıra buradan nasıl çıkacağım diye sizi 15 dakika oyalayabiliyor. Ayrıca oyunda en çok bozulduğum nokta da oyun yarıda kesilmiş. Çat diye oyun bitiyor ve çok sinir bozucu ayrıca oyundan Ku Klux Klan’ın olduğu bölümler kesilip çıkarılmış. Bunların dışında, cinsel içerikler oyunda sık sık görülmekte.

 

OYNANIŞ

Wolfenstein 2, oynanış bakımından tamamen değişmiş olup yeni bir oyun motoruyla karşımıza çıkıyor. Özellikle yeni takedownlar ile oyun size bolca keyif veriyor. Ayrıca oyunu gerçekten etkileyen yeni özellikler var, örneğin silah modifikasyonu ve bahsettiğim özellikler. Özellik konusunda oyunun ikinci yarısında size 3 özellik sunuluyor (üzülmeyin yan görevler ile tüm özelliklere sahip olabilirsiniz) ve bir tanesini seçmeniz isteniyor. Ayrıca oyunun perk sistemi eski oyunlar ile aynı, ne kadar hareket yaparsanız o kadar perk açılıyor. Oyunun ilk yarısında can sistemi 50 can ve 10 canlık 5 bölümden oluşurken ikinci yarısı 100 can ve 20 canlık 5 bölümden oluşuyor. Oyunda ayrıca power armor kullanmak gayet keyifli ki bu şekilde çoğu yeri kırıp alternatif yollar açılıyor. Gizlilik konusunda ise oyunun gizlilik zekası bazen patates gibi bazen de çok üstün olabiliyor ama bu sorunları tamamen daha oyunun yeni çıkmış olmasına bağlıyorum, güncellemelerle düzenlenebilir.

Zorluk konusunda The New Order (1. oyun) ve Old Blood’u, Bring Em On’da 2-3 kere ölüp bitirmiş birisi iken bu oyuna Bring Em On ile başlayıp Can I Play Daddy’ye geçtim. Oyun bazı yerlerde aşırı zorluyor özellikle lanet olası köpekleri öldürmek çok zor. Ve oyunun hikayesinde olan nükleer New York’ta dolaşırken radyasyon hasarı alıyorsunuz, dikkat edin. Düşman türleri olarak oyun düşman türü sayısını The New Order ve Old Blood’a göre azaltmış (Old Blood zombileri oyunda olcaktı varya…)

Onun dışında can yoldaşımız LazerKraftWerk kullanışsız olmuş, evet koskoca lazer tüfeğimizi Bethesda köşeye atmış. Oyundaki silah sayısı da azaltılmış fakat silahları modifiye ederek yeni silah çıkarmak mümkün ve birkaç gün sonra gelecek Freedom Episode0  ile oyuna yeni silahlar da eklenecek. Öldürülmesi için özel yöntemler isteyen düşmanlar da artık yok, yani süper askerlere Shockhammer ile 10 kere ateş edince ölüyorlar öyle git arkasına kabloyu çek falan yok artık. Yapay zeka ise gereğinden biraz fazla salak veya zeki tabii ki bu oyunun ilk versiyonu olmasından kaynaklı diye fazla üzerine gitmiyorum. Takedown konusu ise oyunun en zevkli kısmı, iki eli aynı anda kesmekten tutun baltayı kalçaya batırıp kendine çekip sonra kafaya bir balta vuruşu indirmek mi diyeyim çok tatmin edici şeyler eklenmiş. Gına getiren ses hatalarını da geçmemek lazım, tabii yine ilk sürümü olmasına vereceğim bu durumu da.

GRAFİK

Grafik konusunda ise oyun evrim geçirmiş, Old Blood’un ultra 1080p hali The New Collosus’un low 720p’si gibi duruyor. Optimizasyon olarak Bethesda yine kendini konuşturup iğrenç bir optimizasyonla karşımıza çıkmış, konsolunuz 100 derecenin üstüne çıkabiliyor ve bir uçak motoru gibi ses çıkarıp titriyor (en azından bende).  Meksika görevinde Oberkommando üssünde 10 FPS’de ilerliyordu. Umarım bu performans sorunları gelecek sürümlerde düzeltilir.

HİKAYE

Hikaye konusunda ise oyun tamamen sürprizlerle dolu ve ne olacağını asla tahmin edemiyorsunuz.

SPOILER: oyunun sonunda General Engel’i canlı yayında öldürüyorsunuz ve devrim çağrısı yapıyorsunuz ancak oyun orada aniden bitiyor ve denizaltıya yan görevlere dönüyor ve bu çok can sıkıcı. Ayrıca yapımcı ekip Hitler sahneleriyle iyi fantezi yaşamış, özellikle Hitler’in kovaya tuvaletini yapıp sonra kusup diğer aktörleri vurması falan.

Genel Olarak

The New Collosus parasını sonuna kadar hak eden, Nazi katliamı yapmanızı sağlayan ve seriye yeni bir soluk katan oyun. Oynayın ve oynatın.

Artılar
  • Muazzam grafikler
  • Keyifli diyaloglar
  • Mükemmel öldürme animasyonları
  • Çıplak Anya (ciddiyim…)
  • Silah modifikasyonu
  • Yepyeni oyun motoru
  • Sürpriz ve heyecan dolu upuzun bir hikaye
  • Wolfenstein evrenini en iyi yansıtmış oyun
Eksiler
  • Ku Klux Klan çıkartılmış
  • Ses hataları (güncellemelerle düzeltilebilir)
  • Konsolu canlı bomba yapması ( performans sıkıntıları, güncellemelerde düzeltilebilir)
  • Oyunun hikayesinin yarıda kesilmesi
  • Azaltılmış düşman sayısı

Her Wolfenstein hayranının oynaması gereken başyapıt olmaya giderken Bethesda’nın paragözlüğü yüzünden bunu kaybeden bir oyun The New Collosus.

Bu inceleme Facebook grubumuzda bulunan Baha Kolsal tarafından yazılmıştır, Only A Gamer tarafından düzenlenmiş ve yayınlanmıştır. Teşekkür ediyoruz. Eğer senin de bizlere göndermek istediğin yazıların var ise, buradan bize ulaşabilirsin.


Düşüncelerin bizler ve okuyucular için değerli olacaktır.