in

Birbirinden Mutlu Sonlara Sahip 10 Oyun!

Video oyunları, başlı başlarına birer serüven. Öyle ki, bizleri saatlerce ekrana kilitleyen oyunları oynarken hem gerçek hayata dair şeyler öğreniyor hem de dünyanın sinir stresinden bir süreliğine uzaklaşıyoruz. Senaryosu harika olan oyunlar da var, eh işte olan da. Eh işte kısmında Bethesda ve EA benzerleri sanırım aklınızdan geçti ve uygun olmayan sözcükler de sarf ettiniz gibi geldi bana. Ama o hissiyatları güzelce bir kenara koyun ya da unutun. Çünkü bu yazımızda öyle güzel sonlara sahip oyunlardan bahsedeceğiz ki bu sonlara bakanda ne depresyon kalır ne de dert tasa. Mutluluk gözyaşlarını dökmeye hazır olun! Spoiler uyarısı vermeye gerek olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Sonra lütfen yorumlarda niye spoiler verdiniz gibi yorumlar olmasın gençler. Birbirinden Mutlu Sonlara Sahip 10 Oyun!, karşınızda:

10-) THE WALKING DEAD: FINAL SEASON

The Walking Dead: Final Season

Telltale’in hafiften dirilmeye başladığı şu günlerde The Walking Dead’i tekrardan çınlatalım diyorum ben. Harika bir ilk sezon, güzel bir ikinci sezon, berbat bir üçüncü sezon ama oldukça başarılı bir dördüncü sezonun ardından oyun evrenine veda ettik. Bu süreçte ağırlıklı olarak drama ve üzüntü yaşadık, ama The Walking Dead gibi bir oyunda bile güzel sonlar mümkün.

Lee ile başlayan ve Clementine ile devam eden sezonda zaten herşey güzel başlamıştı. Clementine, yaşıtlarıyla beraber yaşayabileceği bir yer bulmuştu ve en başta her şey güzel gidiyordu. Sonra, The Walking Dead falan oldu işte, planlar beklendiği gibi gitmedi. Hayat, siz planlarken olanlardır falan filan derken çok ciddi bir sıkıntı atlatılmış oldu. Son mücadeleler ile birlikte Clementine’ı az daha kaybediyor olsak da oyun bizi aldattı ve harika bir sonla yüzleştik. Az biraz klişe olsa da The Walking Dead gibi nerdeyse gönülden bağlı olduğumuz bir serinin böylesine güzel bir sonla bitmesi ve bazı karakterler için aynı şeyden bahsedemesek de çocuklar üzerine kurulu olan bir topluluğun uygarlığa tekrar ışık saçması gayet sevindiriciydi. Başka oyunlarda da böylesine yüzümüzün gülmesi dileğiyle.

9-) BATMAN: ARKHAM KNIGHT

Batman Arkham Knight

Arkham serilerini çok sevdik, sevmeyen pek yoktur heralde. Açık dünya oynanışına güzel bir anlam kazandırmasının yanı sıra Arkham serilerinin hikaye açısından da güzel şeyler sunabilmesi, Batman aksiyonunu da çok başarılı mekaniklerle bizlere yaşatabilmesi de seriyi öne atan artılar arasında. Arkham Origins ile başlayan senaryodaki boşluk ve Arkham City’nin beklenmeyen bir son ile bitmesinden sonra Arkham Knight için heyecanlıydık ve neler olacağını merak ediyorduk. Joker’den vazgeçemeyen Rocksteady, oyundaki teknik problemler ve optimizasyon sıkıntılarını saymazsak aslında güzel bir oyun sundu bizlere. Öyle ki, Batman’in son oyundan kalan suçluluk hissiyatının devam ettiğini görebiliyorsunuz. İlaç yan etkilerinden dolayı da Joker’i halisünasyon olarak sürekli görmeye devam eden Batman, sonrasında da Gotham’ı korumakda yine yetersiz kalıyor. Ama sürpriz bir karakterin devreye girmesi ve Batman’in sonunda beyninde Joker ile verdiği mücadeleyi kazanıp Gotham’i yeniden kurtarması da oldukça umut veren bir sondu. Arkham serisinin nereye gideceği şu an bile netleşmemişken Rocksteady’nin sürpriz bir oyun üzerinde çalıştığı duyumları da heyecan yaratmıştı. Fazladan bir Arkham oyununa bence hayır demeyiz.

8) GRAND THEFT AUTO V – İNTİHAR SONU

Grand Theft Auto V

Efsane GTA serisine değinmesek olmazdı, biliyorsunuz. Çok güzel bir senaryo yapılanmasına sahip olan GTA serisinde GTA 5 oyunu da istisna değil. Özellikle multiplayer tarafındaki başarısıyla da çok konuşulan ve 6 yıl geçmesine rağmen popülerliğini kaybetmeyen GTA 5’in single player tarafında da harika bir senaryo aktarımı mevcut.

Michael, Trevor ve Brad adlı 3 kafadar ile başlayan hikayemiz Franklin ile devam ediyor. Öyle ki, Franklin kendine servet oluşturmaya çalışan bir siyahi genç ve araba galerisinde çalışıyor. İş üzerindeyken ise Michael ile denk geliyor ve hayatı çok büyük bir ölçüde değişiyor. Federaller, manyak iş adamları ve Trevor derken olaylar iyice sarpa sarıyor ve sonunda bu üçlümüzün çalıştığı kafası bir dünya olan Dave adlı iş adamının Franklin’den bir isteği oluyor. Michael’ı ya öldürecek ve Dave ile arayı iyi tutacak, ya federallerin oyunun sonuna doğru kendisinden istediği yönde Trevor’ı öldürecek ki federaller kanuni yönden arkasını toplayıp Dave’i ikna edebilsin, ya da hiçbirini öldürmeden bütün güçlere kafa tutarak ya topluca ölecekler ya da mucizeyi gerçekleştirecekler. Sonuncu seçenek Deathwish olarak geçiyor ve araları limoni olan Michael ve Trevor’ı da bir araya getirmesiyle bu üçlünün Dave’in kendi ordusu ve federallerle aynı anda çatışmaya girmesi ve sonrasında tek tek bu organizasyonların ele başlarını öldürmesi ile son bulan oyunun cidden mutluluk veren bir sonu var. 3 karakterin barış içinde tüm kötülerden yakayı kurtarması ve sonunda huzur bulmaları da oldukça yüz güldüren bir gelişme. Michael ve Trevor’ın da nihayet arayı yapmaları ve tekrar eski samimiyetlerine dönmeleri de yine çok mutlu eden bir detay. Ne diyebiliriz ki, GTA IV’ün iğrenç sonlarından sonra iyi geldi bu son vallahi.

İlgini Çekebileceğini Düşündük:  Steam İndirimlerinde Kaçırmamanız Gereken 10 Oyun!

7-) PORTAL 2

Portal 2

Valve’ın parlak zamanlarıyla devam ediyoruz. Tek dertlerinin Steam ile para basmak olmadığı ve kaliteli oyunlar üretip sevenleriyle buluşturmak olduğu dönemlerde 2011 yılında Portal 2 adlı bir oyunla buluştuk. Portal oyununun kısa ama zevk veren oynayışından sonra Portal 2 için de beklentiler yüksekti ve hayal kırıklığına uğramamakla birlikte oynanışa getirilen yenilikler ile de mesut olduk desek yalan olmaz heralde. Portal 2’nin detaylı oynanışıyla ve ilk oyundan tam 50 bin yıl sonra olanlarla devam ederken ne olduğunu idrak etmeye çalıştığımızda da olaylar yine karışıyor. Tesis yine kafayı yiyor ve bu sefer çareyi dışarıya değil daha derinlere kaçmakta buluyoruz. Öyle ki, derinlerde Aperture Science ile ilgili çok daha derin bilgiler öğrenip oyuna bakış açısı kazanma fırsatımız da oldu. Sonunda Wheatley’i de GLADOS gibi yenmeyi başardık ve GLADOS, bu sefer farklı bir yöntem seçerek Chell’i özgürlüğüne kavuşturdu. Bir de küp hediye eden GLADOS, insanları manyak yollarla öldürmek yerine robotlarla deney yapmayı tercih etti. Sadistik yollara göre bu daha barışçıl bir çözüm denebilir. Deneklerini kısık ateşte yakmak yok, tamam mı GLADOS?

6-) GTA SANANDREAS

GTA Sanandreas

GTA 5’e yer verdik ama Sanandreas’tan da bahsetmek gerekiyor. Los Santos’ta doğduğu yere dönen CJ’in kendini bir anda kaosun içinde bulması ve içerden sorunlu polislerin yanı sıra mafya ve kafası güzel elemanlara çalışması, Amerikan rüyası denemez. Niko’da bunu yaşadı tabii ki ama o başka bir yazıya. Bir de psikopat bir Latin kız arkadaş var, orası da ayrı.

Olaylar iyice çığrından çıkarken ihanete bizzat tanık eden CJ, bu ihaneti temizlemeye çalışsa da kardeşi ile birlikte şehirde öyle bir baskıyla karşılaşır ki canı pahasına şehirde köşe kapmaca oynar. Sonunda Tenpenny’i öldürmeyi başaran ve kanı bozukları durduran CJ, kendisine ihanet etmeyen diğerleri ile birlikte mutlu bir sonun odak noktası olmayı da başarır. Bizim oğlan treni takip etmekte zorlansa da, Tenpenny gibi kansızlarla gayet güzel mücadele etti. Los Santos’da çeteleri de bastırmayı başaran ve bölgesini de koruyan CJ, açıkçası oyun dünyasının en güzel sonlarından birisine sahip olmuş oldu.

5-) TALES FROM BORDERLANDS

Tales From Borderlands

Borderlands, çok güzel bir oyun serisi aslında. Açık dünyası ve uzak geleceğe sunduğu farklı bakış açısıyla olumlu geri dönüşler almıştı ki Borderlands 2 oyunu da çok sevildi. Telltale Games dizaynıyla da bir Borderlands oyunu yapıldı ve bu oyun da oldukça sevildi. Scooter ve Athena gibi karakterleri görebilmemizin yanı sıra her zamanki komedi faktörüne yine bu oyunda da şahit olduk.

Oyunda Fiona ve Rhys adlı iki karakteri yönetiyorsunuz. Hyperion’da çalışan Rhys, patronunun kendisini terfi ettirmek yerine aşağılamaya kalkmasıyla patronunun alacağı Vault Anahtatarı’nı arkadaşı Vaughn’ın yardımıyla kendisi almaya çalışır. Olaylar burda çığrından çıkar ve Rhys aynı zamanda Fiona adlı bir Pandora yerlisiyle de karşılaşır. Canları pahasına Fiona’ya Vault sözü veren Rhys ve Vaughn ile beraber Fiona ve kardeşi de hazineyi aramaya başlar. Bu yolculukta da çeşitli maceralar yaşarlar ve sonunda Vault’ı koruması gereken yaratığı öldürürler. Az zaiyat ile durumu kurtaran Fiona ve Rhys, en sonunda Vault’a giriş yaparlar ve birbirlerine teşekkür ederler. 4 bölüm önce birbirlerini boğazlayan bu ikilinin gösterdiği gelişme ve canavarın yok oluşu da çok güzel bir son çıkardı karşımıza.

4-) BIOSHOCK

 

Bioshock

Efsane bir seriden daha bahsetmek gerekirse, Bioshock’tan güvenle bahsedebiliriz. Rapture adlı bir yer altı şehrinde 1960’lı yılların bilim kurgu dünyasında geçen Bioshock, Jack adlı bir karakterin uçak kazasından sonra hayatta kalması ve tesadüfen(!) Rapture şehrini bulmasıyla başlıyor. Atlas adlı birinin kendisiyle temasa geçmesiyle Jack, psikopatlarla ve Big Daddy adlı yaratıklarla mücadele etmeye başlar. Yolda ise Little Sister adlı küçük kızlarla karşılaşan Jack, Tenenbaum’un kızları bağışlaması ve sonuç olarak ADAM adlı elementten daha az almasını isteğine karşın Atlas’ın bu kızları öldürmesi ve daha fazla ADAM alması arasında bir seçim yapmak zorunda kalır. Oyun boyunca bu kızlarla karşılaşan ve bu seçimi tekrar tekrar yapan Jack’e ne olduğu oyun sonunda buna göre şekiilleniyor. Eğer ki Jack, bütün kızları kurtardıysa ya da sadece birini öldürdüyse oldukça şirin bir sonla yüzleşiyor. Kurtardığı kızlar büyüyor ve birer birer mutlu bir hayat sahibi oluyor. İlerleyen yıllarda Jack’in yanında bulunarak da minnetlerini gösteriyorlar. Sırf bu son, yüzünüzde gülücükler oluşturmaya yeterli.

İlgini Çekebileceğini Düşündük:  Yıllara Kafa Tutan 10 Oyun!

3-) UNCHARTED 4

Uncharted 4

Nathan ile az mı katliam yarattık, az mı dağlardan dağlara atladık? Nathan’ın öldürdüğü her insan için 1 TL koysaydınız kenara, 1829 liranız olacaktı ki fena bir yatırım da sayılmaz. iPhone 11’in 7 de biri kadar parası çıkmış oldu işte. Oyunlar işte böyle insanı zengin eder.

Tam 1829 insan öldüren Nathan, yüzlerce insanın ölümünden sorumlu aslında. Ama oyundaki senaryo yıllar boyunca öyle güzel şekillendi ki Nathan’ın öldürdüğü insanlardan çok oyunda başına gelenler daha çok konuşuldu. Hazine avcısı, yıllar süren öldürme dalgasını elbet bir yerde sonlandırıyor. Peki nasıl bitiyor? Güzel bitiyor aslında.

Elena ile mutlu bir emeklilik hayatı yaşayan Nathan, bir de kız babası oluyor. Kızının da Crash hayranı olduğunu düşünürsek, son bir Crash Bandicoot deneyimi daha yaşıyoruz. Mutlu bir şekilde emekli hayatı yaşayan Nathan, yüzlerce insanın elinde kanını bulundursa da kendisine mutlu bir son yaratmayı başardı.

2-) CALL OF DUTY: BLACK OPS

Call Of Duty Black Ops 1

Black Ops 1, kesinlikle hem CoD’un hem de FPS tarihinin en başarılı oyunlarından birisi. Oldukça başarılı mekanikler, oldukça güzel bir senaryo ve harika bir senaryo aktarımı söz konusu. Oyunun başında herşeyi size söyleyen günümüz oyunlarına tepki olarak aslında Black Ops, daha detaylı incelenmeli. Sorgu odasında başlayan ve Mason adlı karakterimizin başına geçenlerin bir bir anlatıldığı oyunumuzda kendimizi 1960-1970’li yılların kriz dönemlerinde buluyoruz. Küba’da başlayan ve iyice olayların çığrından çıktığı Black Ops oyununda ise sonlara yaklaştığımızda öyle ilginç bir gerçekle karşılaşıyoruz ki oyunun belirli bir bölümünün neredeyse bomboş olduğunu ve olayların aslında hiç de gözüktüğü gibi olmadığını fark ediyoruz. İğrenç sayılarla birlikte ne olduğunu anlamaya çalışırken kendimizi bir anda Dragovich’in boğazına yapışırken buluyor ve nihayetinde mutlu sona ulaşıyoruz. Sonda yardıma gelen Amerikan gemileri ve uçaklarının yarattığı mutluluk ise öyle sağlam bir hissiyat olacak ki Guiness Rekorlar Kitabı’na bu oyunun girmesine vesile oldu.

1-) UNDERTALE – PASİFİST SON

Undertale

Geldik mi Undertale oyununa? Bu oyun, bizlerde öyle güçlü hisler bıraktı ki çok şirin bir RPG oyunu olarak bizleri mest etti. İnsanlar ve canavarlar arasında gerçekleşen bir savaştan sonrasını anlatan ve canavarların dünyasına giren bir insanın öyküsünü anlatan Undertale, aslında 3 farklı sona sahip. Katliamli bir son ve nötr bir sona sahip olan Undertale, aynı zamanda bu sonların hepsine ulaşabildiğinizde erişilebilir olan pasifist bir sona da sahip. Bu son öyle şirin ve tatlı ki, aslında oynamanız gerekir ve sözlerle yeterli kalmaz.

Flowey’in yer altındaki tüm ruhları ve 6 insan ruhunu da içine çekerek ana karakterimizle savaşmasıyla başlıyor son. Flowey, asıl formuna geçiyor ve Asriel Dreemurr formuyla bizimle mücadele ediyor. Ama karakterimiz, kararlığı sayesinde yenilmiyor. Asriel, daha da güçleniyor ve kanatlı bir forma geçiyor. Karakterimiz hareket edememekten dolayı yenilmenin eşiğine geliyor ama sonunda kavga yerine belki de ruhlara seslenerek ruhları Asriel’den kurtarmak için ruhlara seslenmeye başlıyor ve birer birer kurtarmaya başlıyor. En sonda, tek bir ruh kalıyor ve Asriel’in ruhunu kurtarmak adına çabalasa da karakterimiz ciddi bir hasar alıyor. Fakat, Asriel sonunda çocuk formuna dönüşüyor ve karakterimizden özür diliyor. Özrü kabul edip etmemek size bağlı. Daha sonrasında karakterin adının aslında Frisk olduğu öğreniliyor ve Frisk, Asriel’e sarılarak onu rahatlatıyor. Asriel bütün ruhları salıyor ve Frisk, arkadaşları ile beraber herkese veda ediyor. Asriel yok olduktan sonra da Frisk, gün yüzüne çıkıyor ve arkadaşlarıyla yeni bir hayata başlıyor.

Son o kadar güzel ve iç açıcı ki bu sonun varlığından haberdar olduğumda çok mutlu oldum. Özellikle en sonda gün batımında Frisk ve arkadaşlarının canavarlar ve insanlar ile birlikte yeni bir dönemin başlaması için birbirleriyle sözleşmesi de çok şirin bir detaydı. Ne yalan söyleyeyim, tüm zamanların belki de en mutlu sonu olarak bu sonu yazabiliriz bir kenara.

Siz Birbirinden Mutlu Sonlara Sahip 10 Oyun! listemizi nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu listede olmayı hak etmeyen ya da olmasını istediğiniz oyunları da yorum kısmında paylaşmayı unutmayın!

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gerçek Hastalıklara Dikkat Çeken 10 Oyun

Steam İndirim Tarihleri Sızdırıldı!