in

Büyük Sempati Duyulan 10 Oyun Karakteri!

Clementine

Oyunların insanlar üzerinde bıraktıkları etkilerden sürekli sizlere bahsettik. İyi veya kötü, oyunlarda çok fazla hissiyatı yaşadık. Bu tecrübeler doğrultusunda da oyunlara bağlandık ve hisler sel oldu gitti adeta. Kim bilebilirdi ki bir mekanik kutuda oynadığınız oyunların ve oyunlardaki hiç tanışmayacağımız karakterlerin bizlerde böylesine büyük hissiyatlar bırakacağını? Oluyor mu oluyor, vallahi.

Bugün de biraz duygusal bir liste yazalım dedik ve bu oyunlarda bizlerin gönlüne adeta bayrağı diken karakterlerden liste oluşturmaya karar verdik. Spoiler uyarısı da verelim, kızmak yok sonra. Anlaştık mı? Başlayabiliriz bence:

10-) NATHAN DRAKE (UNCHARTED SERİSİ)

Uncharted 4

Ünlü mü ünlü, bir o kadar da katil olan hazine avcımızla listemize başlayalım. Hızlı bir şekilde Uncharted serisinin ilk oyununda başını anında derde sokan Nathan, bizi anında aksiyonun içerisine sürükleyerek kendini güzelce bizlere tanıttıktan sonra da kendisine yavaş yavaş ısınmaya başladık. Hafiften iyiyle kötü arasında çekişen moral koduna rağmen Victor Sullivan ve Elena ile birlikte binbir maceradan hayatta kalacak şekilde kurtulmayı başaran Nathan, ikinci ve üçüncü oyunda da binbir sürprizle karşılaşıp ihanete de uğramış olsa da bu olaylarla birlikte şekillenen karakter yapısı ile oyuncuları kendine sevdirmeyi başardı. En berbat durumlarda bile mizah anlayışı ile modu aydınlatabilen Nathan, son oyunda da Elena ile mutlu bir emeklilik hayatı yaşayarak bir de kız sahibi oluyor. Özellikle son oyunun hikayesi ve senaryo ilerleyişinin ilk 3 oyundan daha başarılı olduğunu düşünürsek, Nathan için çok güzel bir final olarak Uncharted 4’ü yorumlayabiliriz. Öldürdüğü insan sayısını bir yerden sonra sayamadık tabii ama olsun, soğuk kalpli katiller de mutlu sonları hak ederler.

9-) LARA CROFT (TOMB RAİDER SERİSİ)

Lara Croft

Birçok erkeğin Lara’ya sempati duyduğunu söylemek galiba yanlış olamaz. Tatlı aksanı ve güzelliği ile kendine bizleri aşık eden Lara, hikayesine de bir gemi kazasıyla başlayınca karakteriyle de bizi kendine daha fazla aşık etti. Adada hayatta kalmaya çalışan ve arkadaşlarını da kurtarmak için büyük çaba sarf eden Lara, yol boyunca yaşadıklarıyla daha da güçlenerek bir geyiği öldürdükten sonra ağlayan bir kadından orduları katleden bir kadına dönüşerek de havalı bir kadın karakter olmayı da başardı yol üstünde. Rise Of The Tomb Raider ile beraber aşağı yukarı aynı deneyimleri tekrar yaşayan ama daha da güçlenen bir Lara Croft görme imkanı bulduk ve ölümsüzlüğün sırrının arandığı oyunda daha tehlikeli ve organize bir örgüt ile mücadele veren Lara bizleri kendine adeta hayran bıraktı. Shadow Of The Tomb Raider belki senaryo açısından Lara’ya çok fazla şey katmadı ama yine de güzel bir deneyim oldu. Lara’nın 3D pikselli modellendiği ve dinazorlara ateş ettiği günlerden daha anlamlı bir karaktere sahip olması da biz oyun severlerin kesinlikle şikayet etmediği bir detay.

8) RİVİALI GERALT (THE WITCHER SERİSİ)

The Witcher 2 Assassins Of Kings

Witcher serisine yer vermesek galiba bize çok kızardınız. Tabii ki böylesine harika bir serinin ana karakterine yer vermemek olmazdı. Oldukça berbat olan ilk oyuna rağmen o oyunda da çok iyi bir karakter gelişimi gösteren Geralt, aslında ilk önemli çıkışını ikinci oyun ile yapmaya başladı. Ejderlerden kaçıp zindanlarda adam keserek ilk oyundaki donuk ve anlamsız grafiklerden kurtulan Geralt, havalılığını ve mükemmelliğini önemli düzeyde arttırdı. Mutasyon geçirmiş bir canavar olsa da Geralt’ın kişiliğinin çok daha komplike olduğunu belirtmemiz gerekiyor. Özellikle 3.oyun ile beraber Ciri’yi arayışındaki karakterine şahit olduğumuzda manevi kızına bu kadar değer veren bir karakterin sadece bir canavardan daha öte biri olduğuna inanmamız gerekiyor. Ciri’ye verdiği önem ve Triss ile Yennefer gibi diğer karakterle yaşadığı etkileşimlerde de görüldüğü üzere Geralt beraber çalıştığı karaktere önem veriyor ve karakteri gösteriyor ki yardımcılarına da büyük saygı gösteriyor. Bazen yersizce ortaya çıkan mizah anlayışı da tabii pastanın üzerine çilek olarak yorumlanabilir. Geralt’ı böyle seviyoruz biz, olsun o kadar da birşey olmaz.

7-) KRATOS (GOD OF WAR SERİSİ)

Kratos

God Of War, boşuna yılın oyunu seçilmedi. Şu an bile bana kalırsa Red Dead Redemption 2 o ödülü hak ediyordu ama kesinlikle God Of War ödül adayı olmaya değer bir oyundu ki çok da güzel geri dönüşler aldı. İlk oyunla beraber Kratos, hunharca rakiplerini deşmeye başladığında gösterdiği şiddet bizleri oynarken adeta mest etti. Oyun boyunca karanlık tarafa nasıl ilerlediğini görmek de bizi hem endişelendirdi hem de heyecanlandırdı. Seri boyunca tanrıları adeta muazzam bir şiddetle öldüren ve mitolojiye adeta diz çöktüren Kratos, 3.oyunun sonunda da insanlığı kurtarmayı başararak tanrıların hükümdarlığına son verdi. Son oyunda da oğluyla beraber uzun bir yolculuk yaşayan Kratos, ruhsuz tanrı katilinden bir babaya doğru evrilmeye başladı ve oğlu Atreus ile birlikte tekrar aksiyona geri döndü. Emekli hayatına ara veren ve Kaos Bıçaklarını geri alarak Spartalı öfkesiyle bizleri adeta sevinçten çıldırtan Kratos, sonunda hak ettiği mutlu sona kavuşarak oğluyla beraber normal hayatına geri döndü.

6-) DANTE (DEVIL MAY CRY SERİSİ)

Dante

Çok sevdiğim bir seri olan Devil May Cry serisinde en sevdiğim karakter de Dante’dir şahsen. Karizmatık ve patavatsız kişiliği ile çekici bir karakter olmasının yanı sıra oldukça da tehlikeli bir yana sahip olan Dante, ilk oyunda şeytan kralın ölümlülerin dünyasına girmesini durdurmak için tutuluyor. Bir sürü şeytan kesen ve karizmasını arşa çıkartmaya devam eden Dante’nin aslında iyi tarafını da bu arada fark ediyoruz. Mundus, Dante’nin ailesini kullanarak Dante’nin zihni ile oynadığında Dante’ye daha fazla sempati duyuyoruz. İkinci oyun kendisine pek fazla birşey katmasa da üçüncü oyunda Vergil ile verdiği mücadelede de  bu iyi yanını görme fırsatı yakalıyoruz. Vergil ile büyük bir mücadele veren ve insanlığı kurtarmak adına önemli bir çaba içerisine giren Dante, ailesinden yaşadığı acıyı hissederken biz de onunla üzüldük. Beyaz saçlı şeytanı Devil May Cry 5’te de oynamak benim için çok güzel bir zevk oldu. Devil Trigger ile ortalığı dağıtmanın zevkini size anlatamam. Alternatif dövüş teknikleriyle de oyuncuya farklı çözümler sunan Dante, bana kalırsa bu serinin en iyi karakteri. Gelişen grafiklerle karizmasını daha yakından görmek, Dante’ye duyduğum hayranlığı daha da arttırdı.

İlgini Çekebileceğini Düşündük:  Yeni Tomb Raider Oyunu Yarın Tanıtılıyor!

5-) BRUCE WAYNE (ARKHAM SERİSİ)

Batman Arkham Asylum

Batman’in çok farklı başarılı versiyonları var ama Arkham serisindeki karakter gelişimine kesinlikle değinmek gerekiyor. Normal bir Batman hikayesi şeklinde başlasa da aslında hikaye güzel bir şekilde yön alıyor. Arkham Origins’te Joker tarafından kurulan adeta Şampiyonlar Ligi’ndeki ölüm grupları kadar dehşet verilen bir çetede Bane, Copperhead, Deadshot, Deathstroke gibi oldukça tehlikeli ve ölümcül katillerle çatışan ve Batman olmasının daha ilk yıllarında böylesine büyük bir tehlike ile karşılaşan Bruce Wayne, başarılı oluyor ve bu çeteyi teker teker çökertip Gotham’ı kurtarıyor. Arkham Asylum oyununda da Joker’in başlattığı Arkham ayaklanmasını durdurarak kendini Titan formülü ile güçlendiren Joker’i durduran Batman, Arkham City oyununda da kimliğini korumaya çalışırken Ras’al Ghul ile çetin bir mücadele veriyor. Hugo Strange’in korkunç planını da aynı anda durdurmayı başaran Batman, oyunun sonunda yaşadığı travmadan sonra psikolojik sorunlarla karşılaşsa da son oyunda Scarecrow ile yine oldukça çetin bir mücadeleye giriyor ve geçmişten sürpriz bir şekilde oraya çıkan birinin de kendisini bayağı bayağı katletmeye çalışmasının etkisinden çıkmaya çalışıyor. Fakat o sürpriz kişinin de yardımıyla Scarecrow’u durdurmayı başaran Bruce Wayne, kimliğinin ortaya çıkmasıyla da görevini tamamlayıp inzivaya çekiliyor. Özellikle son oyunda yaşadığı travma ve kişiliğindeki Joker etkisi ile çetin bir mücadele veren Batman, hayatı boyunca kendini kötülüğe karşı savaşmaya adadı ve sonunda üstüne düşeni yaptı. Tüm karakterlere veda ederek ortadan kaybolan Bruce’a ne olduğunu da galiba Rocksteady bize yakın zamanda anlatacak gibi duruyor.

4-) JOEL (THE LAST OF US 1 & 2)

The Last Of Us

Rockstar Games kadar olmasa da oyunlarda karakter gelişimini çok iyi şekilde yapabilen firmalardan biri olan Naughty Dog, bu oyun ile kalpleri de fethetmeyi başardı. Mantar salgını sonucu ortaya çıkan kıyamet sonrası hayatı anlatan The Last Of Us’ta daha oyunun başında büyük bir trajediyle yüzleşen bir adamın 20 yıl boyunca kıyamet sonrası dönemde hayatta kalmasından sonra yaşadıklarına şahit oluyoruz. İş yaptığı adamın silahları bir isyan grubuna satması sonucu grubun isteğini yerine getirerek silahları geri almayı hedefleyen Joel, Ellie adlı bir kızı bu amaçta diğer isyancıların yanına güvenle ulaştırması gerektiğini fark edince bu fikri pek beğenmiyor. Ancak mecburen teklifi kabul ediyor ve kızla yolculuklarına partneri Tesse ile beraber başlıyorlar. Olaylar çığrından çıkıyor ve plan sabote ediliyor. Bunun sonucu kızı da terk edemeyen Joel, Ellie ile beraber çok uzun sürecek bir yolculuğa başlıyor. İlk başta Ellie’yi tolere ederek yolculukta ilerleyen Joel, daha sonrasında da yavaş yavaş Ellie’ye ısınmaya başlıyor. Farklı duraklara uğradıktan sonra bir anda ölüm noktasına gelen Joel ise Ellie’nin kendisinin hayatını kurtarmasıyla Ellie’ye iyice bağlanıyor ve yavaştan bir baba-kız bağı ortaya çıkıyor. Ateşböcekleri’ne Ellie’ye teslim eden Joel ise daha sonra işlerin ters gideceğini fark ediyor ve çok büyük bir karar alarak Ellie’nin bir kez daha hayatını kurtarıyor. Oyunun başında yaşadığı trajediye bağlı olarak da Ellie’ye zamanla bağlılık gösteren Joel, tamamen bencil ve soğukkanlı bir insandan sıcak kanlı ve cana yakın birine dönüşmeye başlıyor. Uzun bir süredir de beraber yolculuk ettiği Ellie’ye olan bağlılığı ile bizleri kendine hayran bırakan Joel, ikinci oyundaki geleceği ne olursa olsun bizdeki yerini çoktan kazandı bile.

3-) CLEMENTINE (TELLTALE: THE WALKING DEAD SERİSİ)

Clementine

The Walking Dead ilk çıktığında ve Clementine ile ilk tanıştığımızda kendisi sadece 8 yaşında ufacık bir kız çocuğuydu. Anne ve babasını bir daha geri dönmemek üzere kaybeden Clementine, bir ağaç evinde hayatta kalmayı başarmış ve açlıkla mücadele ediyordu. Neyse ki Lee gibi düzgün bir insanla tanışan Clementine, hayatının sonsuza kadar değişeceğinin belki de farkında değildi ama Lee’nin hayatını kurtarmasıyla beraber uzun bir yolculuğa başlamış oldu.

İlgini Çekebileceğini Düşündük:  Yapımcının Kafasını Yaşamak İstemeyeceğiniz 7 Oyun!

Lee ile beraber yolda çeşitli engellerle karşılaşan Clem, 4 ay boyunca Lee ile beraber hayatta kaldıktan sonra oldukça kalp kıran depresif bir sonla gardiyanı ve baba figürü olan insanın ölüme teslim olmasını izledikten sonra yoluna güzel insanlarla devam etse de trajedi kendisinin peşini bırakmamaya devam etti. Yolda birer birer sevdiği insanları kıyamete kaybeden Clem, çok erken yaşta büyümeye başlamış ve ilk sezondaki çocuksu masumluğunu kaybedip yerine daha katı ve soğukkanlı bir kişiliğe bürünmüştü. Ancak Javier ve Luke gibi karakterlere hala eski sıcakkanlılığını göstermeye devam eden Clementine, manevi evladı olarak gördüğü AJ’i bulma uğruna yaptığı fedakarlık ve harcadığı zamanla da ne kadar sadık ve iyi bir kişiliğe sahip olduğunu da gösterdi. Son sezonda da kendi yaşıtlarının dolu olduğu bir grup ile karşılaşan Clem ise artık 16 yaşına gelmiş ve 7 yıldır kıyameti birinci elden tecrübe etmiş biri olarak tam bir hayatta kalan olmayı başarmıştı. Clementine’in yeni grubuna karşı gösterdiği sevgi ve bağlılık da aynı zamanda 7 yıla rağmen hala kendisinin geleceğe dair umut taşıdığını ve mutlu bir hayat yaşama isteğinin bir yerlerde durmaya devam ettiğini görmüş olduk. Bu amaç uğruna koca bir topluluğun liderini ve yanındakilerini öldürmeyi başaran ve planlarını sabote ederek kendi arkadaşlarını da kurtaran Clementine, 7 yıllık tecrübesini iyi bir amaç uğruna kullandı ve yüreğimizi ağzımıza getirse de çok arzuladığı mutlu sona ulaşmayı başardı. Ne diyelim, kızımız büyümüş de topluluk yönetmeye başlamış. Clementine’ı son sezonda oynadığımda size yemin edebilirim ki tek hissettiğim şey gurur oldu.

2-) CARL JOHNSON (GTA SANANDREAS)

GTA Sanandreas

Oyun dünyasının en efsane capslerinden bazılarının sahibi olan ve bizlerin de adeta bayıldığı bir oyun olan GTA: Sanandreas’ın ana karakteri olan CJ ile devam edelim. Sanandreas, ikonik bir oyun  olmasının yanı sıra örnek senaryosu ile de GTA serisinin en güzel hikaye aktarımlarından birisine sahip bir oyun. Bir siyahi mahallesinde geçen ve CJ’in uzun bir aradan sonra evine dönmesiyle başlayan olaylar, oldukça masum gözükürken bir anda çığrından çıkıyor. Polisle arası da düzelmeyen CJ, üstüne sürpriz ihanetler de yaşayarak iyice köşeye sıkışıyor. Oyun boyunca bin türlü deli divane insan ile tanışan ve bu insanların arasından sağlam bir şekilde çıkmayı başaran CJ, kardeşi ile beraber Sanandreas’ta mutlu sona ulaşmayı da başardı. Lanet olası treni de başarıyla takip eden CJ, oyun boyunca karakterler ile etkileşimlerinin yanı sıra karakteri ile de bizleri kendine sevindirdi. Manyak bir latin ile başını da derde sokan CJ’i, o kadının elinden kurtulduğu için tebrik etmek lazım. Sırf bunun için bile CJ’e saygı duyabilirsiniz.

1-) ARTHUR MORGAN (RED DEAD REDEMPTION 2)

Red Dead Redemption 2

Geldik listenin ilk sırasına. Rockstar Games’in bizlere sunduğu ana karakterler arasında kötü olan birini sayamıyorum aslında. Tüm ana karakterler az ya da çok iyi yazılan karakterlerdi. Son dönemde ise şirket bizleri Arthur ile gafil avladı ve bayağı da üzdü. Kızsak mı kızmasak mı bilemedik. Karar sizin.

Van der Linde çetesinin önemli üyelerinden biri olan Arthur Morgan’ı yöneterek başlıyoruz oyuna. Arthur oldukça ilginç bir karakter. Çok soğuk ve şiddet içeren bir düşünce yapısına sahip biri. Şiddet uygulaması gerektiğinde tam anlamıyla şiddeti baştan yazabilen bir karakter olan Arthur, bu nedenle de korkusuz ve ne olursa olsun teslim olmayan bir kanun kaçağı.

Dutch tarafından böyle yetiştirilen ve büyütülen Arthur, oyun ilerledikçe bir şeyi fark ediyor. Oyunda başka genç karakterleri de manipüle eden ve kendi işlerini yaptıran Dutch’ın ne kadar zıvanadan çıktığını ve ileri gittiğini görünce Arthur bir anda kendi çocukluğunu düşünmeye başlıyor. Sonunda Dutch’ın kendinden nasıl faydalandığını ve nasıl manipüle edildiğini anlıyor. Yavaş yavaş çetenin amacını ve nereye doğru ilerlediğini düşünmeye başlayan Arthur, bunun üstüne tüberküloz kapınca da iyice kötüleşiyor ve bütün hayatını sorgulamaya başlıyor. Geçmişte ne kadar hata yaptığını ve kalpsiz şekilde bazı insanlara haksızlık yaptığını fark eden Arthur, oyunun sonlarına doğru güvendiği ve saygı duyduğu insanlara daha fazla sahip çıkmaya başlıyor ve çetede işler karışınca onların güvende olduğundan emin olmak istiyor. Korkusuz biri olmasına rağmen sevdiklerinin güvenliğinin tehlikeye düşebileceğinden korkan Arthur ise ne kadar düşünceli biri olduğunu da oyunun sonlarında göstermiş oluyor. Seçimleriniz de tabii ki Arthur’u değiştirebiliyor ancak seçimlerden bağımsız olarak Arthur’un iyi tarafını görebilmek mümkün. Ölümünün büyük bir şok yarattığını ve oynayanlarda derin üzüntü bıraktığının da altını çizmek gerek. Bazı karakterlerle olan konuşmalarından ise anlıyoruz ki Arthur’un soğuk ve katı bir kişiliğinin olduğu dönemde bile sıcakkanlılığa sahip olduğu ve düşünceli bir insan olmayı asla bırakmadığı gerçeği de bizleri daha derinden etkiledi. Pek diyecek birşey yok, huzur içinde uyu Arthur.

Siz Büyük Sempati Duyulan 10 Oyun Karakteri! listemizi nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu listede olmayı hak etmeyen ya da olmasını istediğiniz oyunları da yorum kısmında paylaşmayı unutmayın!

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yeni Sıra Tabanlı Strateji Oyunu Othercide’ın Çıkış Dönemi Belli Oldu!

Avrupa Espor Federasyonu’nda Alper Afşin Özdemir Rüzgarı!