in

En Başarılı 15 Indie Oyun

Oyun sektörü, maalesef maliyetli bir sektör. Geliştirici ekip için ayırılan para bir yana, ekibin ihtiyaçlarını karşılamaya dönük yapılan harcamalar zaten tek başına ayrı bir hikaye. Bazı firmalar bu maliyetlerin altından kalkabilecek durumda ama bazı firmalar ise iflaslarını ilan ettiler bile. Bir de indie geliştiriciler var bir köşede. Sınırlı bütçelerle zoru başarmaya çalışan geliştirici topluluğu ise büyük stüdyolardaki desteği bünyesinde barındıramadığı gibi insan gücü açısından da sınırlı imkanlara sahipler. Ama işin bir gerçeği de şu ki çok büyük paralar kazanmayı da başaran indie oyunlar mevcut. Aradan sıyrılıp kendini oynattırmayı başaran ve yapımcılarına güzel paralar kazandıran en başarılı 15 indie oyunu ise sizler için seçtik:

PAPER’S PLEASE

Paper’s Please

Gerçek hayatın içinden alınıp getirilen konseptleri bünyesinde barındıran oyunlar için her zaman daha olumlu bir bakış açısına sahip olmak daha kolaydır. Sebebi ise, oyuna daha kolay empati kurabilmektir ve sürükleyiciliği de yüksektir. Göçmen ofisinde bir görevli olarak göçmenlerin geçişini onayladığınız bir oyun olan Paper’s Please ise bu konsept içerisinden aramıza katılıyor.

Oyunu daha güzel kılan ise, oyunda sizin de etki etme durumunuzun bulunması. Yani göçmeni içeri alıp almamak sizin elinizde. Sizin düşünce yapınıza bağlı olarak bazıları geçse de olur diyip araya iki üç istisna koyabilir ya da hemşeriyi orda durdurabillir ve geçişine izin vermeyebilirsiniz. İyilik yapayım derken cebinizden olabilirsiniz, baştan uyaralım. Bu arada, bazı belgeler o kadar komik ki kişi kendi cinsiyetini kadın olarak değiştirip yaşını küçük göstermeye bile yeltenebiliyor. Fotoğrafın kendisine ait olmadığını da söylememe gerek yok heralde. Az daha zorlasa, komedi listelerini bile zorlayabilir bu oyun.

HOLLOW KNIGHT

Hollow Knight

Metroidvania teması ise macera oyunlarının bir alt teması olarak oyun sektöründe yerini aldı ve bu temadaki oyunları Indie oyun listelerinde daha çok görmemiz gerek.

Bu oyunun en sevdiğimiz tarafı ise sizi yönlendirmemesi, zaten oyunda geniş bir harita tasarımı bulunuyor. Amaç tamamen kullanıcının kendi yolunu bulması ki günümüz oyunlarının da oyuncuya sürekli kapı açması durumunu bu oyunda görmemek büyük bir rahatlama yarattı bende. Çevreyi keşfetmek zaten ayrı bir güzel. Sabrınızı bir güzel zorlayan bosslar da yok değil. Ama oyunu güzel yapan son detay ise oyunun sizi basamak basamak ilerletmesi ve eğitmesi. Aradaki dengeyi tutturmayı başarmış olmaları ise Kickstarter’da 57 bin dolar barajını neden çok daha önce tutturamadıkları sorusunu sordurmuyor değil.

FIREWATCH

Firewatch

Oyunlar her zaman oyuncunun zorlu dakikalar yaşadığı ve her saniye tetikte olduğu FPS,MOBA veya RPG temalarında olmak zorunda değil. Firewatch oyunu ise bunlar olmadan da bir oyunun çok büyük başarılar yakalayabileceğini kanıtladı.

Oldukça huzur verici bir ortama sahip olan bu oyun, indie oyunlardan istediğimiz şeyleri bize sunuyor aslında. Ses aktörlerinin de çok başarılı olduğunu belirtmek gerek. Oyunun hikayesi ise en başında size hemen söylenmiyor. Oyun ilerledikçe siz fark ediyorsunuz hikayeyi. Çevre dizaynının çok güzel bir şekilde hazırlandığı bu oyunda ise doğa yürüyüşleri oldukça zevkli. Hatta filmi bile yapılacaktı, uzun süredir ses yok. Umarız iptal olmamıştır.

FROSTPUNK

Frostpunk

Şehir inşa oyunları şu an yüksek talepte olan oyunlardan birisi. Cities Skyline gibi oyunlar şu an kendilerine güzel bir oyuncu kitlesi oluşturdu ve bu kitle oluşturan oyunlardan birisi de Frostpunk. Ancak Frostpunk, aslında zor bir oyun. Boynunuz kıldan ince ve şehir sakinleri sizi kolay kolay beğenmiyor. Yani, çok çalışmanız lazım çookkk.

Frostpunk, sahip olduğu atmosferi ile de güzel bir oyun. Şehrinizin hayatta kalması lazım. Dünya donmuş vaziyette ve size güvenen çok sayıda şehir sakini var. Bu insanların hayatta kalmaları ve mutlu olmaları da sizin elinizde. Onlara umut vermeniz lazım. Yaptığınız her seçim, illaki sizi zor durumda bırakacak. Yeri geldiğinde özgürlüklerini de kısıtlamanız lazım, ki tahmin edebileceğiniz gibi bu sizin sınav notunuzu düşürecek, bu nedenle de devamlı olarak yaptığınız her seçimi sorgulayacak ve iki defa da değil defalarca düşüneceksiniz.

THE STANLEY PARABLE

The Stanley Parable

Half Life modu olarak çıktı, kendi oyununa dönüştü. Stanley Parable için sorulması gereken asıl soru ise şu:

Ben mi oyunu oynuyorum, yoksa oyun mu beni oynuyor? 

Oyunda size konuşan bir adamın talimatlarını takip etmeniz gerekiyor, ya da cidden gerekiyor mu? Oyuna ilk başladığımda da Portal tarzı bir deneyim yaşayabilecek olmanın düşüncesiyle talimatlardan çıkmadım. Ama talimatları reddedince ne olacağını merak ettim ve “Keşke en baştan bu yolu izleseymişim!” diye düşünmedim değil. Bu yolu izlerseniz oyun çok güzel bir yöne doğru gitmeye başlıyor. Beyefendinin tepkileri ise paha biçilemez. Diyeceğim o ki, isyankar olun. Ayaklanın. Emir almayın. Yani o adam varya, he işte onu dinlemeyin.

DON’T STARVE 

Don’t Starve Together

Hayatta kalma oyunları, günümüzde yüksek kalite grafiklerle oynanan oyunlardan ibaret değil aslında. 2D grafiklerle ve kendine has değişik bir tarzı ile kendisini oynatmayı başaran bir oyun olan Don’t Starve oyunu da kesinlikle en iyi hayatta kalma oyunları arasında.

Muhtemelen başka hayvanlara yem olacaksınız ya da açlıktan öleceksiniz ama ekosistemi öğrenip tekrardan şansınızı yeni bir oyun başlatarak deneyebileceksiniz. Co-op moduna da sahip olması nedeniyle arkadaşlarla oynadığınızda etrafınızda suçlayacak birileri de oluyor. Co-op modu daha zevkli, yani arkadaşlarınızla oynadığınızda çok daha güzel bir oyun deneyimi sizi bekliyor. Loot kavgası yaparsınız ya da beraber bir bölüm inşa edersiniz kendinize. İsim sizi uyarıyor, uyarıya dikkat edin ve sakın açlıktan ölmeyin.

THIS WAR OF MINE

This War Of Mine

Savaşın ne kadar yıkıcı sonuçları olduğunu sizlere anlatmamıza gerek yok sanırım. Savaş alanında yüzlerce hatta binlerce asker hayatlarını kaybederken başka yerlerde de hayatta kalmaya çalışan halkın yaşadığı bir trajedi mevcut. Bu trajediyi bizlere çok güzel bir şekilde sunmayı başaran This War Of Mine, aldığı iyi geri dönüşlerle de bize savaşın diğer yüzünü de göstermiş oldu.

Bir grup hayatta kalmaya çalışan insanla beraber bir evde yaşadığınız bu oyunda dışarı çıkıp hayatta kalmak adına erzak ve farklı araç gereçler bulmanız lazım. Bulunduğunuz evi inşa ederek ve içine farklı düzenekler kurarak hayatta kalmayı kolaylaştırmanız gerek. Erzak toplarken binbir tehlikeye bulaşacak ve tek parça dönmek zorunda kalacaksınız. Yeri geldiğinde çok zor seçimler yaparak sizi zorlayayan bu oyun ise hayatta kalma çabasını güzel bir oyun dizaynı ile bizlere sunmayı başardı. İnsanlara güvenmek ya da güvenmemek, bütün mesele bu.  

SUBNAUTICA

Subnautica

Yüzmeyi seviyormusunuz? Peki, dalış yapmaya hayır dermisiniz? Subnautica, size bu imkanı tanırken hayatta kalma hissiyatını da size uzatıyor ve balık avlamanız yönünde sizi hafifden zorluyor. Oyunda bunu yapmak zorunda da değilsiniz, hayatta kalma modunu kapattığınızda devamlı olarak balık tutup açlığınızı giderme gereksiniminden kurtuluyorsunuz. Fakat, suyun derinliklerinde sizi muazzam tüneller ve büyük yaratıklar bekliyor. Bu devasa okyanusta yemek veya yenmemek, asıl meseleye dönüşüyor. Bir dönem yapımı duraklayan bu oyun ise sonradan iyiki tamamlanmış. Oyunun yapımcı ekibi ise, silahların her zaman hayatta kalma oyunlarında olmasının şart olmadığını ve onlarsız da bir oyun deneyimi yaşatmak adına projeyi bu yöne çevirdiklerini de belirtmişti. İyi de yapmışlar.

UNDERTALE

Undertale

Pixel art severmisiniz bilemeyiz. Şahsen ben sevmiyorum pek. Fakat Undertale gibi oyunlar, pixel art sevmeyenleri bile oynatabiliyor. Ön yargıları bir kenara bıraktığınızda aslında 80 lerin grafikleri ile de çok güzel oyunlar çıkabildiğini fark ediyorsunuz.

Indie oyunların kültürünü bize ayna gibi yansıtan Undertale, oyundaki gidişatı ise size bırakıyor. Artık oyunların size bu seçimleri sunması ise video oyunlarının son dönemde gösterdiği en büyük ilerlemelerden biri belki de. Seçimleriniz, oynanışa yön verdiğinde sonuçları sizi şaşırtmıyor ve oyun olması gereken şekilde ilerliyor. 3A kalitede oyunlar ön plandayken Undertale gibi oyunlar ise arka planda kalıyor. Bu oyunu oynayın, oynatın. 8-bit grafiklerle güzel bir oyun deneyimi yaşayın.

ROCKET LEAGUE

Rocket League

Futbol oynayan arabalar? FUTBOL oynayan arabalar?? Futbol oynayan ARABALAR?! Evet, böyle bir oyun çıktı ve bu oyun şu anda sektörün en popüler oyunlarından da birisi. Bu demek oluyor ki pazarlamanın başarılı olması şartıyla nerdeyse her oyunu oynatabilirsiniz oyunculara.

Yapımcı şirket ise çok güzel bir gelir elde etti bu oyundan. DLC çılgınlığına kendini çok fazla kaptırmayan Rocket League, araba satışlarını da en azından çok makul ücretlerde tutarak biraz biraz indie ruhunu kaybetmedi. Freelance olarak çalışan ve daha önce 3A kalitede oyunlarda da görev almış kişiler tarafından çıkarılan bu oyun ise aslında indie oyun tanımına sığar mı tartışılır. Tartışmadan ziyade, oyunun atmosferinin tadını çıkarmak çok daha güzel. Unreal Engine oyun motorunu kullanan Rocket League ise optimizasyonu sebebiyle orta-düşük arası bilgisayarlar donanımlarında da oynanabiliyor düşük ayarlarda. Yani denememeniz için bir sebep yok.

CELESTE

Celeste

Grafiklerle değil de oynanışı ile öne çıkan bir oyun daha. Celeste, geçtiğimiz yıl çok ses getiren oyunlardan birisi de olmayı başardı. Indie oyunların, günümüzde bir çok yüksek kalite oyunlardan daha çok istek ve arzu içine katılarak yapıldığı gerçeğini ise Celeste, bizlere kanıtlıyor.

Çok fazla söylenecek birşey yok aslında, oyun hakkında çok fazla inceleme var zaten. Oyunun harika bir dünyası var ve küçük bir takımdan böylesine başarılı bir oyunun çıkmış olması ise takdire şayan. Platformer oyunlarda istenen oynanışı daha da üstüne katarak bizlere sunan Celeste, bu listeye almasaydık haksızlık edeceğimiz bir oyun şahsen.

DOKI DOKI: LITERATURE CLUB

Doki Doki

Animeler, hem oyun hem de film açısından, çok rağbet gören konseptlerden birisi. Manga okuyanların da aslında bu oyunu biraz öne ittirdiği gerçeği de var. Ama animelerle çok arası olan biri değilseniz, oyun sizi sıkabiliyor en başta. Sonrasında sizi dürten bir oyunu kapatma hissi geliyor. O his varya, işte o hissi SAKIN dinlemeyin. İyiki de ben dinlememişim ve sonunda az sayıda oynadığım görsel roman tarzı oyunlar konusunda bende bir ilgi merak uyanması oluştu.

Bazılarının ise kaldıramadığını belirttiği bu oyun ise spoiler yenilmemesi gereken oyunlardan birisi. İlk kısımlarını bile açıklamaya kalksak, oyun heyecanını biraz öldürmüş oluyoruz. Manga ve anime seven biriyseniz zaten oyunu size anlatmamıza gerek yok ama bunları pek sevmiyorsanız da bir deneyin. Bahane uydurmayın, çünkü oyun ücretsiz.

SOMA

Soma

Bozuk insan davranışları sergileyen makinelerle dolu ve keşfedip ilerledikçe daha da işlerin kötüleştiği bir dünya? Evet, SOMA’daki tema bu. Bioshock benzerliklerini zaten oyunda fark etmeniz kolay ancak bu benzerlikler öyle güzel modifiye edilmiş ki korku temasına çok güzel bir adaptasyon yapılmış. Oyunun “güvenli modu” da var, bu mod sadece hikayesi için oynayıp bitirdikten sonra uyuyup uyuyamayacağınızı test edebilirsiniz bu modda. Video oyunları tarihinin en rahatsız edici senaryolarından biri de kesinlikle SOMA bünyesinde mevcut.

OUTLAST

Outlast

Yardımdan kilometrelerce uzakta, bir dağda, gece vaktinde, terk edilmiş bir akıl hastanesine araştırma için gidiyorsunuz ve yanınızda kameranız dışında başka hiç bir şey yok. Silahsız bir şekilde, bu akıl hastanesinden canlı çıkmak zorundasınız. İlk başlarda, zararsız bir araştırma gibi gözükse de bu akıl hastanesinin hiç görülmemiş bir yüzü var. Bu görülmemiş yüz ise sizi baya bir zorlayacak. Bir dönemin korku direği olan bu oyun, size mükemmel bir korku deneyimi yaşatacak ve bitti sandığınız her an size yeni sürprizler getirilecek. Kameranızın gece görüşünü kullandığınızda, atmosfer daha da güzel bir hale geliyor. Unreal Engine oyun motorunun nimetlerinden beslenen bu oyun, oynamadıysanız çok şey kaçırdığınız bir oyun.

LAYERS OF FEAR

Layers Of Fear

Korku oyunlarını severiz, korkarız doğal olarak ama azcık bizi korkutan ve kendine kitleyen oyunlara da hayır demeyiz. Ancak bu oyunların arasından öyle bir oyun sıyrıldı ki size gerçekle hayali çorba edip çorbanın içinden gerçeği ayıklamanızı istedi ve fark ettirmeden de sizi farklı sonlara götürdü. Layers Of Fear, son yıllarda piyasaya sürülen en güzel korku oyunlarından birisi.

Korku temasını harika bir şekilde yansıtan ve sizi bilinmezlerin içine sürükleyen Layers Of Fear, aslında size inatla spoiler veremeyeceğimiz çünkü spoiler verirsek oyunun hikayesini rahatlıkla çözebileceğiniz bir oyun. Senaryosu bu kadar rahat çözülüyorsa, nasıl böylesine iyi bir oyun olabiliyor? Çünkü hiç bir şekilde size ipucu verilmeden bir evde başlıyorsunuz oyuna. Kim olduğunuzu veya nerde olduğunuzu bilmiyorsunuz. Senaryoda ilerlerken halüsinasyonlar görüyor ve tuhaf olaylar serisinin içinde kayboluyorsunuz. Arkanızı döndüğünüzde farklı bir yerde olabiliyorsunuz ve önünüzü döndüğünüzde yine bambaşka bir dünyanın içindesiniz. Senaryoyu kendiniz çözüyorsunuz, oyundaki ilerlemeniz ve fark etmeden yaptıklarınıza bağlı olarak farklı sonlar elde ediyorsunuz. Bir korku oyununun çıtasını yükselten nerdeyse her etken var bu oyunda. Oynanışı azıcık kısa, ama indie bir oyun olmasından dolayı göz ardı edilebilir. Karakteri yaşadığınız az sayıda oyun vardır, bu oyun da onlardan birisi.

Siz en başarılı 15 indie oyun listesindeki sıralamayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce bu listede olmayı hak etmeyen ya da listeye girmesi gereken başka indie oyunlar var mı? Bu listenin ikincisini de görmek istermisiniz? Fikirlerinizi yorumlarda paylaşın!

 

 

ne düşünüyorsun?

3 puan
Upvote Downvote

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yükleniyor...

Video Oyunları Hakkında 10 İlginç Gerçek!

Yazılıma Başlayanlar İçin 6 Önemli Madde