in

Gerçek Hastalıklara Dikkat Çeken 10 Oyun

That Dragon Cancer

Sağlık, oldukça önemli. O kadar önemli ki, bu teknoloji çağında teknolojinin bize sağladığı faydaların yanı sıra zararlarını da yaşamak durumundayız.Öyle ki, teknolojinin getirdiği hareketsizlik ve benzeri olumsuzluklar aslında hastalıklara davetiye çıkarıyor. Ancak bazen teknoloji, bu hastalıklara karşı da bizi uyarabiliyor, sadece kendisinden kaynaklı olmasa da. Çok çeşitli hastalıkları da oyunlaştırma yoluyla insanlara tanıtan ve insanların bu hastalıklar hakkında bilinçlenip bilgi almasını sağlamak da oyunların çok güzel bir artısı denebilir. Uzun bir aradan süre liste yazmaya geri dönerken böyle bir listenin uygun olabileceğini düşündüm ve bugün ki yazımız biraz daha bilinçlendirme amaçlı ve tedbir uyandıran bir yazı olacak. Yani az eleştiri ve kritik, ama çok bilgilendirme. Eğer ki bu konularda hassas biriyseniz, yazıyı okumaya devam etmemenizi tavsiye ederiz. Aynı zamanda, herhangi bir hastalık belirtisinin belki de onlarca farklı sebebi olabileceğini de unutmayın. Yani bu yazıyı okuduktan sonra can havline kapılmayın, hastalık şüpheniz varsa uzman bir doktora gidin ve kontrole girin. O zaman fazla beklemeyelim, bilinçlenme başlasın:

10-) RED DEAD REDEMPTION 2 – TÜBERKÜLOZ

Red Dead Redemption 2

Yalnız bu biraz ağır bir spoiler olacak, bu nedenle oyunu oynamadıysanız direkt ileri atlayın derim ben. Ama oynadıysanız da, oyundaki trajediye oyuncu kitlesinin çok üzüldüğünü biliyorsunuzdur. Arthur Morgan’ı sevdik ve sempati duyduk. Ama kendisinin sessiz sedasız bir anda tüberküloz yaşamaya başladığını görünce kahrolduk. Aynı zamanda oyunun bunu hiç belli etmemesi ve bir anda yüzümüze vurması(aslında belirtiler vardı ama kimse doğru dürüst şüphelenmemişti.) da Rockstar’ın aslında hikaye anlatımındaki bir diğer başarısını bizlere kanıtlar nitelikte.

Tüberküloz, akciğerleri enfekte eden bir bakteriden ortaya çıkan bir hastalık. Oyunda da gördüğünüz gibi semptomları hiç de hafif değil. Ateş, şiddetli öksürük, halsizlik ve kilo kaybı gibi belirtileri var ama kendini en çok öksürmek ile belli ediyor. Çok önceki dönemlerde, aslında oyunun bulunduğu dönemi ele alabiliriz, bu hastalığı taşıyan biri tespit edildiğinde yapılabilecek tek şey kendisine rahat bir yaşam ortamı sunmak ve enfeksiyonu bazı yollarla yavaşlatmaya çalışmaktı. Ancak günümüzde imkanlar daha da arttı ve şimdilerde tüberküloz için güçlü antibiyotik tedavileri sunulmakla birlikte yüksek risk altındaki çocuklara da hastalığın riskini azaltan aşılar yapılmakta. Tüberküloz vakalarında tedavi başarısı artmaya başladı ve bu güçlü hastalık için önlemler daha da arttırıldı. Arthur’a yazık oldu tabii, orası ayrı.

9-) PLAGUE INC. EVOLVED – BİRDEN FAZLA HASTALIK

Plague Inc Evolved

Bu oyunda aslında tam anlamıyla gerçek hayat hastalıklarına yer verilmiyor. Daha çok siz kendiniz hastalık oluşturup Dünya’ya salgın yaymaya çalışıyorsunuz ve ülkeler bir tedavi bulabilmek adına canla başla size karşı mücadele veriyorlar. Ama Kara Ölüm gibi gerçek dünya salgınlarını da baştan başlatabiliyorsunuz ve özellikle su çiçeği gibi salgınları da tekrar yeryüzüne salabiliyorsunuz. Bu sefer bu gerçek hayat salgınlarını daha da tehlikeli bir hale getirerek insanların hayatta kalma ihtimalini daha da düşürüp insan ırkını ortadan kaldırma ihtimalini arttırabiliyorsunuz. Açıkçası ne düşünsem bilemedim, salgın başarılı olunca tuhaf hisler bırakıyor sizde. Biraz pişmanlık, biraz zafer sevinci falan. Ortaya karışık yani.

8) DOKI DOKI LITERATURE CLUB – İLERİ DEPRESYON

Doki Doki

Çok masum başlayan bir oyun ile devam edeyim. Görsel roman olarak karşımıza gelen ve çok şirin bir başlangıç yapan Doki Doki, toplumdan uzak bir karakterin 4 kızdan oluşan bir edebiyat kulübüne, o 4 kızın içinde dahil olan arkadaşı Sayori’nin ısrarıyla ana karakterimizin katılmasıyla başlıyor. Ancak daha sonrasında Sayori, tuhaf davranışlar göstermeye ve karakterimize karşı tuhaf cevaplar vermeye başlıyor. Zamanla Sayori’nin durumu iyiye gitmiyor ve karakterimize karşı bir ilan-ı aşk yapıyor. İster buna olumlu geri dönüş verip Sayori’yi rahatlatabilir, isterseniz de arkadaşı olarak yanında olmaya devam edeceğini söyleyip Sayori’yi çok büyük bir hayal kırıklığının içine itebilirsiniz. Ama sonuç ne olursa olsun, Sayori ertesi gün okula gelmiyor ve bunu merak eden karakterimiz Sayori’nin evine gittiğinde Sayori’nin intihar ettiğini görüyor. Çok büyük üzüntü ve şok yaşayan karakterimiz ise aslında ileri depresyon ve anksiyetenin nelere sebep olabileceğini birinci elden tecrübe etmiş oluyor. Öyle ki, bu an bizi çok derinden yakalıyor ve oyun bir anda oyuncuları şoka uğratıyor. Daha sonrasında özellikle bir diğer karakter Yuri’nin benzer sorunlar yaşadığını ve acı bir şekilde intihar etmeye kalktığını da belirtelim. Oyun böylesine bir sosyal soruna çok etkili bir şekilde değinmeyi başarıyor.

7-) DEPRESSION QUEST – DEPRESYON

Depression Quest

Depresyon yaşayıp yaşamadığınızın bir önemi olmadan, depresyon yaşayan birinin hayatının nasıl olduğunu hiç merak ettiniz mi? Depresyonun aslında sözlerle anlatılabilecek kadar basit birşey olmadığını ve ciddi bir sorun olduğunu belki de bazılarımız fark etmedi henüz. Ama birinci elden depresyon sahibi birinin hayatını kontrol edebildiğiniz bir text oyunundan bahsediyor olsaydık size peki?

İlgini Çekebileceğini Düşündük:  İndirimlerde Göz Atmanız Gereken 11 Oyun

Bu oyunda depresyon sahibi birini kontrol etmeye başlıyorsunuz. Oyun seçimlerinize dayanarak ilerliyor ama yardım alıp almadığınıza bağlı olarak oyun ilerledikçe seçimlerinizin çeşitliliği azalıyor ve depresyonun üzerinizdeki etkisi önemli ölçüde artıyor. Bazen sadece tek bir seçeneğiniz oluyor ve o seçenek üzerinden ilerlemeniz gerekiyor. İşte bu, tam anlamıyla bu oyunun aslında depresyonu resim edişi denebilir ve güzel de bir başarıya imza atılmış.

6-) A PLAGUE TALE: INNOCENCE – KARA VEBA

A Plague Tale Innocence

Avrupa’yı Orta Çağ döneminde çok ağır bir şekilde etkileyen ve 4 yılda hem Avrupa hem de Asya’da en az 75, en fazla 200 milyon insanın ölümüne yol açtığı tahmin edilen kara veba tarihe tıpkı adı gibi kara bir leke olarak geçerken tarihin en büyük salgınlarından birisini de A Plague Tale: Innocence bünyesi altında görmüş ve tanımlamış olduk.

Yersinia pestis adlı bir bakteriden ortaya çıktığı düşünülen kara veba, son Bronz çağında ortaya çıktığı düşünülen bir bakteri. Genelde pireler ve kediler gibi hayvanlardan bulaşıyor ve bu oyunda da farelerin de hastalığı yaydığı anlatılıyor. Vücuda girdiği anda da ateş, kas krampları, baş ağrısı, öksürük, mide bulantısı ve koma gibi semptomları var. Tedavisi ise aslında daha kolaylaştı ve güçlü antibiyotik tedavileri ile vücuda destek verilebiliyor. Yine de, Kara Ölüm’den sonra 18.yüzyıla kadar çok ciddi anlamda olmasa da hafif ve orta şiddette kara veba salgınlarını Avrupa hissetmeye devam etti. İngiltere’de 1 yıl süreyle bu salgın tekrar kendini gösterdi ve 70 bin kişinin öldüğü rapor edildi.

Oyunda da Hugo, kanında Prima Macula adlı bir doğa üstü oluşumu bünyesinde barındırıyor ve bu nedenle Hugo’nun başı büyük bir derde giriyor. İksir arama çabasına giriyorlar ve amaç bu Macula’yı ve aynı zamanda salgını tedavi edebilmek. Kolay olmuyor tabii ki, bu sırada da oyun devreye giriyor

5-) HELLBLADE: SENUA’S SACRIFICE – PSİKOZ

HellBlade Senua’s Sacrifice

Indie yapımlar, genelde sosyal mesajları ve dikkat çabasını gayet iyi bir şekilde bizlere sunabiliyorlar. Psikolojik hastalıklar arasında sık görülen rahatsızlıklardan birisine değinen Hellblade: Senua’s Sacrifice oyunu, ana karakterini psikoza maruz kalmış bir şekilde bizlere sunuyor. Senua, yani oyunun ana karakteri, psikoz hastası. Psikoz, gerçeği ve hayali ayırt edememe durumudur ve ciddi bir psikolojik rahatsızlıktır. Supernatural gibi televizyon şovlarında da bu soruna değinilmişti.

Halüsinasyonlar ile başlayan psikoz, rastgele reaksiyonlar ve ilüzyonlar ile devam ediyor. Akıl sağlığını çok ciddi anlamda tehdit eden psikoz, Senua’yı da 5 yaşında vuruyor. Biraz spoiler giriyor işin içine burada, isterseniz direkt 4.sıraya geçin, yoksa devam edelim.

Annesi de aynı rahatsızlığa yakalanıyor ve babası, annesini canlı bir şekilde yakıyor. Bunu gören Senua’nın psikoz teşhisi daha da kötüye gidiyor ve babası Senua’nın dış dünyayla bağlantısını kesiyor. Senua’ya lanetlendiğini söylüyor ve Senua’da küçük yaştan itibaren karanlık tarafından lanetlendiği fikri oluşuyor. İlerleyen yıllarda Dillion adlı biriyle tanışan Senua, Dillion’a aşık oluyor ve sonrasında da Dillion’ın yaşadığı bölgede ciddi bir salgın başlıyor. Kendi hatası olduğunu düşünen Senua, hemen orayı terk ediyor ve lanetinin uzaklaştığına inanıyor. Ama geri döndüğünde bütün bölgeyi ölü olarak buluyor ve Vikingliler tarafından Dillion’ın Hela’ya kurban edildiğini öğreniyor. Dillion’ı ruhunu kurtarmaya çalışırken de psikozuyla mücadele etmeye devam eden Senua, oldukça güzel bir karakter gelişiminin de önünü açıyor.

4-) OVERWATCH – OTİZM

Overwatch

Bulunduğumuz dönemin en popüler oyunlarından birisi de Overwatch. Takım tabanlı bir multiplayer FPS oyununda belki hastalıklara dikkat çekilmesini çok beklemezsiniz. Muhtemelen aklınıza gelen ilk şeylerden birisi de en fazla zombi oynanışı olur. Ama Overwatch, aslında otistik bir karakteri bünyesinde barındırarak farklı bir tercihe yöneldi.

Symmetra adlı karaktere oynayanlar aşinadır. Bu karakter otizm hastalığına sahip. Otizm hastaları, nörolojik bir rahatsızlıktan dolayı daha bebek iken otizmin ilk belirtilerini hissetmeye başlar ve 3-4 yaşlarına geldiklerinde otizm tanısı konur. Sosyal etkileşimin zayıflığı ve tuhaf yaşantı tarzı, genelde en sık görülen belirtilerdir. İlerleyen yıllarda belirtiler hafifleme eğilimi gösterse de otizm varlığı kendini devam ettirir. Durum için bir tedavi henüz yok fakat belirtileri azaltmaya yönelik terapiler ve ilaçlar mevcut. Otizm, günümüzde toplumun en çok duyarlı olduğu hastalıklardan birisi ve pek çok etkinlik ile otizm hastalarına destek olunmakta.

İlgini Çekebileceğini Düşündük:  Ucuza Oyun Alabileceğiniz 4 Güvenilir Dijital Oyun Satış Sitesi

Symmetra karakteri, aslında çok zeki ve potansiyelli bir karakter ve Vishka organizasyonu tarafından çok küçük yaşta eğitilmeye başlanılıyor ve ilerleyen yıllarda çok büyük akademik başarılara imza atıyor. İlerleyen yıllarda da tam bir teknolojik dehaya dönüşen Symmetra hakkında da oyunun direktörü Jeffrey Kaplan, otizmli birinin nasıl harika işlere imza atabileceğini göstermekten gurur duyduklarını belirtti.

3-) NIGHT IN THE WOODS – DEPERSONALİZASYON

Night In The Woods

Indie yapımlarla devam ediyoruz yeniden. Night In The Woods var listemizde. Bu oyunda da ana karakterimiz Mae, depersonalizasyon hastası. Hastalık, dış dünyaya ilgiyi neredeyse tamamen kaybetmek ve tamamen ruhsuzlaşmak olarak tanımlanabilir. Ruh haliniz çok kötüdür ve etrafınızdaki hiçbir şey size anlam vermez. Kendinizi bile tanıyamazsınız ve kendinize bile yabancılaşırsınız. Cisimlerin şekilleri çok tuhaf durur ve bazen korkutucu bir şekil alır. 100 kişiden birinde görüldüğü tahmin edilmektedir.

Mae, çocukluğundan beri bu hastalıkla yaşamakta. Ama okulda birine beyzbol sopasıyla vurmasından dolayı insanlar kendisinden uzaklaşmaya başlar ve ailesi buna bir çözüm bulmak için tedavi aramaya başlar. Herşey normale döndü gibi dursa da Mae, üniversiteye başlayınca sorun tekrar ortaya çıkar. 3 sömestr sonunda Possum Springs’e geri dönen Mae, bu ilüzyonlardan kurtulmaya çalışır. Sonrasında da başka birinin bu ilüzyonlara sebep olabileceğini düşünür ve çözüm ümidiyle arayışa başlar.

Kesin bir tedavi olmasa da bu hastalık, günümüzde farklı terapi ve uzman yardımları ile baskı altına alınabiliyor. Antidepresanlar ile bu hastalığın kontrol edilmesi de mümkün.

2-) CELESTE – İLERİ DERECE DEPRESYON

Celeste

Kendinizin en büyük düşmanı, yine kendinizdir. Bunu en güzel kanıtlayan oyunlardan birisi de Celeste aslında. Öyle ki, indie yapımlar arasında muazzam bir başarı yakalayan bu oyun çok ses getirdi ve oyuncuya çok güzel bir deneyim sundu.

Karakterimiz Madelline, Kanada’da Celeste Dağı’na çıkmak istiyor fakat yolda dağda ölenleri gören Madelline için kötü anlar başlıyor. Badelline adlı kendisinin kötü tarafı ortaya çıkıyor ve Madelline’i durdurmaya çalışıyor. Madelline onunla mücadele ederken Theo adlı bir seyahatçiyle karşılaşıyor ve kendisiyle yola devam ediyor. Onun da yardımıyla, nihayet Badelline’i yenmeyi başaran Madelline buna rağmen kötü tarafını uzaklaştırmak yerine onu tanımayı ve onunla beraber hedefine ilerlemeyi seçiyor. Olaylarda aslında çok güzel bir mesaj var, depresyon sizlerin düşmanı değildir. Bazı gerçekleri görmenizi sağlar ve onlardan kaçmak yerine onlarla yüzleşip mücadele etmeniz gerekir. Onlardan kaçarsanız asla kendinizi düzeltemezsiniz, ama onlarla yüzleştiğinizde sadece zamanla yapamayacağınız şey yok. Kendinize inanın ve güvenin. Kendinizi olduğunuz gibi kabul edin ve hedeflerinize tekrar ulaşmayı deneyin. Sonuçları görünce, çok şaşıracaksınız 🙂

1-) THAT DRAGON: CANCER – ATİPİK TERATOİD RABDOİD TÜMÖR

That Dragon Cancer

Oyunlar her zaman mutlu sonla bitmiyor, öyle ki bu oyunun cidden üzücü bir hikayesi var. Başlıktakini tek tek yazmadan AT/RT olarak kısaltacağım ve bu yönde bahsedeceğim.

Öncelikle bu hastalık, nadir görülen bir tümör. Genelde çocuk yaşta ve merkezi sinir sisteminde ortaya çıkmakta ve inanılmaz hızda gelişme gösteren bir tümör olarak bilinir. Kan kanseriyle birlikte en çok kanseri çocuk ölümlerine sebep olduğu bilinen AT/RT hastalığı, maalesef tedavisi olmayan bir hastalık. Bu hastalığın görüldüğü çocuklar üzerinde denemeler yapılarak ve ameliyat ya da kemoterapi gibi yöntemlerle tedavi ön görülse de bu tedavilerde istenen başarı oranı şu an için ulaşılamadı. Tedavinin olumlu sonuçları olsa da ciddi yan etkileri olabiliyor ve beyin sağlığını olumsuz etkileyebiliyor.

Bu oyunda da bu hastalığa yakalanmış Joel adlı bir çocuk ele alınmış. 2010 yılında, 1 yaşındayken, teşhis konulan Joel için doktorlar 4 ay ömrü olduğu yönünde görüş verse de 4 yıl boyunca kanserle savaşmayı başaran Joel daha fazla dayanamayarak 2014 yılında aramızdan ayrıldı. İşin daha da kötü tarafı, Joel’un hikayesinin gerçek olması. Joel’u kaybeden ailesi, Joel ile yaşadıklarını anlatan bir oyun yaptılar ve bu süreçte Joel ile geçirdikleri zamanı bizlere sundular. Beni çok derinden üzen ve ciddi anlamda etkileyen bu oyunun aynı zamanda çok ödül aldığını da belirtelim. Kitlesini böylesine etkileyebilen ve hatta ağlatabilen bir oyunun bu ödülleri hak ettiğini söylemek gerek.

Evet, zor bir yazı oldu açıkçası. Hastalıklar, güzel şeyler değildir ama özellikle psikolojik hastalıklar hakkında biraz daha detaylı şeyler öğrendiğinizi ve farklı bakış açıları kazandığınızı ümit ediyorum. Siz Gerçek Hastalıklara Dikkat Çeken 10 Oyun. listemizi nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu listede olmayı hak etmeyen ya da olmasını istediğiniz oyunları da yorum kısmında paylaşmayı unutmayın!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Comikon 2019 Hakkında Her Şey!

Birbirinden Mutlu Sonlara Sahip 10 Oyun!