in

Post Apokaliptik Atmosfere Sahip 10 Oyun

Hepimizin bildiği üzere bir oyunu başyapıt yapan şey onun senaryosudur. Özellikle bazı oyunlar var ki değil senaryosuyla atmosferiyle bile insanı sarıp sarmalayabiliyor. Hazır senaryodan bahsetmişken, günümüzün popüler konularından biri olan post apokaliptik (kıyamet sonrası) senaryolar ister filmde ister oyunda olsun her halükarda insanın dikkatini çekmeyi başarıyor. Söz konusu oyun olduğunda ise post apokaliptik atmosferin bir tık daha derinine inebiliyoruz. Öyle ki oyuncuya efsane bir hikaye sunan bu tarz oyunlar kısa sürede adlarını duyurmayı ve bir anda popüler olmayı başarabiliyor. Bizler de kıyamet sonrasında geçen 10 oyunu sizler için derledik efendim. Hazırsanız post apokaliptik oyun evrenlerine beraber bakalım:

 Half Life

Çoğu kişinin oynadığı, oynamayanların bile illaki duyduğu Half Life ile listemize başlıyoruz. Oyunda Gordon Freeman adlı bir bilim adamını canlandırıyoruz. Hikayenin başında Black Mesa Araştırma Tesisi‘ndeyiz ve katılmamız gereken bir deneye yarım saat geç kaldığımızı sağdan soldan öğreniyoruz. Her şey de bu deney ile başlıyor zaten. Dünyada bir portal fırtınasına yol açıp tuhaf tuhaf yaratıkların ortalığı birbirine katmasına tanıklık ederken bir taraftan da tesisi yok etmeye çalışan askerlerle uğraşıyoruz. Aslında bu kadar basit anlattığımıza bakmayın, oynayanlar bilir; senaryo o kadar müthiş ilerliyor ki etkisinde kalmamanız imkansız. Hatta yapımcılar aynı senaryoya farklı bakış açılarından baktığımız oyunları bile çıkarmış durumda (Half Life – Blue Shift, Half Life – Opposing Force). Ancak ne yazık ki yine aynı yapımcılar oyunun 3. serisini çıkarmamakta bir o kadar ısrarlı.

 Last of Us

Tuhaf giden deneyler sonucu kopan kıyametler silsilesine girmişken The Last Of Us‘tan bahsetmemek ayıp olur diye düşündük lakin kendileri şu ana kadar tonlarca ödül toplamakla kalmayıp oyuncuların el üstünde tuttuğu bir yapım olarak geçiyor. Oyundaki senaryoya bakacak olursak Cordyceps türü bir mantar enfeksiyonunun bir gecede bütün dünyayı cehenneme çevirdiğine tanıklık ediyoruz. Oyunun daha ilk dakikalarında yaşadığımız panik, etrafta kopan kıyameti an be an görmemiz, oyunun atmosferine anında kapılmamıza yetiyor da artıyor bile. Ardından da kıyamet sonrasında yaşama tutunmaya çalışan insanlarla beraber acıklı hikayemize devam ediyoruz. Sanıyoruz ki böylesine muhteşem bir yapımın oyuncuları sıktığı tek bir nokta var o da oyunun sadece belirli platformlarda çıkış yapmış olması. Yine de bu, oyunun çekiciliğinden hiç bir şey götürmüyor.

Fallout

“War. War never changes.”

Nükleer savaşların, tuhaf Vault deneylerinin kısaca insan hayatının hiçe sayıldığı türlü olayların yaşandığı Fallout, gerek senaryosuyla gerekse atmosferiyle oldukça ilgi çekici bir başyapıt. Nükleer savaş sonrası rol yapma oyunu olarak da geçen Fallout,  İkinci Dünya Savaşı’na kadar dünya tarihi ile aynı çizgide ilerliyor. Ancak buradan sonra alternatif bir gelecek bizleri bekliyor. Kıyamet sonrası olarak da nitelendirebileceğimiz bu gelecekte kendimizi adeta başıboş kalmış bir dünyada buluyoruz. Tabii yolumuzda bol bol savaşın etkilerini görmek mümkün. Mutant varlıklar, haydutlar ve türlü türlü olay zincirleriyle dolu bu oyunu eğer oynamadıysanız mutlaka bir deneyin deriz. Lakin ilk denemenizde oyunun atmosferi sizi sarıp sarmalayacak.

Telltale’s The Walking Dead

Post apokaliptik konulardan birisi de hepimizin bildiği gibi klasik zombi virüsü. Klasik zombi hikayelerini, filmlerini çoğu kişi duymuştur ancak Telltale yapımı olan The Walking Dead‘i eşsiz kılan şey, oyunu bizzat oynamanın yanında kritik kararların da bize ait olması. Verdiğimiz kararlar doğrultusunda oyundaki her karakterin kaderini belirlediğimiz The Walking Dead, geçtiğimiz günlerde de efsane bir final yaparak serisini tamamladı. Zombi evreninde sıkışıp kaldığımız, zor ama zorunlu olduğumuz kararlarla bizi baş başa bırakan The Walking Dead, kıyamet sonrası yaşamı iliklerimize kadar hissettirmeyi başarıyor.

Resident Evil

Bir önceki konuyla benzer konuyu işleyen ve bir dönemin efsanesi olan Resident Evil ise bizlere daha karanlık bir atmosfer sunuyor. “Bir zombi felaketi olsa ne yapardık?” sorusuna yanıtlar vermemize yardım eden Resident Evil‘in senaryo işleyişi filmlerine taş çıkartacak cinsten. Aslında zombi kıyameti olarak farklı iki oyunun da çok tutmuş olmasının farklı farklı nedenleri var. Resident Evil‘da zombi virüsünün yayılışına dair ipuçları bulunsa da (T virüsü) The Walking Dead‘de virüse dair herhangi bir ipucu yer almıyor. Ayrıca bir oyunda tuhaf mutantlarla savaşırken ötekinde de çaresizliklerle dolu bir atmosfer bizleri bekliyor. Yine de her iki oyunun başarılı bir atmosfere sahip olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Project Zomboid

Zombi kıyameti sonrası hayatta kalma işini biraz daha abartan(cidden abartan) bir oyunla listemize devam ediyoruz. Hikaye bakımından pek bir şey bulamadığımız ancak atmosferiyle oynayanı adeta yutan Project Zomboid için hayatta kalma simülasyonu desek sanıyoruz ki daha doğru olur. Daha menüde size bu oyunun bir simülasyon olduğunu, eninde sonunda öleceğinizi(daha doğrusu onlardan biri olacağınızı) ama o süre zarfında nasıl hayatta kalmanız gerektiğini en acı şekilde gösteren bir uyarıyla karşılaşıyorsunuz. Karakter yaratma ekranında ise karakterinizin kişisel özelliklerinin yanında teknik özellikler de yer alıyor. Bütün bu özelliklerin oyunda size olumlu ya da olumsuz birer etkileri var. Bu adımlardan sonra oyuna başlayıp kendinizi etrafı zombilerle kaynayan evinizde bulduğunuzda birer birer ortamın ne kadar ürkütücü olabileceğine tanıklık etmeye başlıyorsunuz. Son olarak oyunu deneyecek olanlara bizden ufak bir tavsiye; başlar başlamaz pencereleri sıkıca kapatmayı unutmayın ve olabildiğince sessiz kalmaya çalışın.

Metro 2033

Nükleer felakette ilk saklanacağınız yer neresi olurdu sizce? Öyle bir yer düşünün ki kıyametin etkileri size ulaşmasın, ya da en azından daha güvende olun. Rus yazar Dmitry Glukhovsky’ın romanından uyarlanan Metro 2033‘e göre ruslar bu sorumuzun cevabını çok net bir şekilde veriyor. Hikaye nükleer bir felaketten 20 yıl sonra, Moskova metrolarında geçiyor. İnsanlar bu felaketten kurtulabilmek için yeryüzünden kaçarak metrolara sığınmış durumda. Oyunun ilk sahnelerinden itibaren atmosferi iliklerimize kadar hissettiren Metro 2033, kıyamet sonrası hayatta kalmanın zorluklarını bize anlatıyor. Kabuslarımıza misafir olabilecek mutantların yanında insanların kendi içerisindeki kavgalarını da içinde barındıran bu oyunu listemizde vermesek olmazdı diye düşünüyoruz.

Rage

Post apokaliptik hikayenin en can alıcı noktası, belirli bir noktaya kadar günümüzdeki tarih akışına uyup alternatif bir geleceğe uzanması. Özellikle bu senaryo akışı oyunlarda işlendiğinde ortaya muazzam bir atmosfer çıkıyor. Tıpkı Fallout’ta olduğu gibi Rage de bunu yapıp oyuncunun ağzını bir karış açık bırakmayı başarmış durumda. Hikayeye göre 2004 yılında keşfedilen ve 2029 yılında dünyanın yakınından geçmesi (ya da çarpması) beklenen Apophis adlı göktaşının dünyaya çarpmasıyla gerçekleşen kıyameti ve bu kıyametteki kargaşaya tanık ediyoruz. Oyun, Wastelands’ta dilediğimiz gibi dolaşırken Apophis’in açtığı yaraları yakından görmemizi sağlıyor.

Twilight 2000

Tarihteki savaşların dünyada kalıcı bir iz bıraktığını herkes bilir. Bu savaşlar tarihin akışını değiştirmekle kalmayıp dünyadaki düzeni de oldukça etkiliyor. İlk iki dünya savaşını düşündüğümüzde teknolojinin bu denli gelişmesini de göz önünde bulundurursak; üçüncü bir dünya savaşında neler yaşanırdı? İnsanlığa ne olurdu? İşte tüm bu sorulara yanıt veren Twilight 2000, olası bir üçüncü dünya savaşında neler olabileceğini bizlere gösteren bir yapım. Oldukça eski olmasının yanında efsaneleşmiş ve belki de post apokaliptik atmosferli oyunlara zemin hazırlamış bir oyun olan Twilight 2000 de alternatif bir geleceğe uzanan hikayesiyle oyuncuyu çekiyor.

60 Seconds

Nükleer felaketler sonrası yeryüzünde yaşamın solup gittiği bir atmosfere esprisel bakış açısı kazandıran 60 Seconds, post apokaliptik oyunların belki de en eğlenceli olanı. başlangıçta adından da anlaşılacağı gibi oyuncuya 60 saniye veren yapım, sığınağa inmeden önce bizden erzak almamızı istiyor. İşin esprisi de burada başlıyor. Oyunda isterseniz ailenin fertlerini yanınıza alıp erzakları az tutabilir, isterseniz de hiç kimseyi almadan yalnızca erzaklarla sığınağa inebilirsiniz. Ancak biz yine de vicdanlı davranmanız konusunda sizi uyaralım lakin evin küçük çocuğu beklenmedik anlarda oldukça işe yarayabiliyor.

Kıyamet sonrası yaşama ışık tutan yapımları böylece listelemiş olduk. Tabii bu kategoride yapılmış sayısız oyun var. Fikirlerinizi bizlerle paylaşmayı unutmayın!

Yazı: Oruç Çolak & Talha Çeçen

ne düşünüyorsun?

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yükleniyor...

Daha çok Pet Sematary! Daha çok Stephen King!

FC Barcelona, Rocket League Takımı Satın Aldı!