in

Seçimlerinizle Oynanışı Şekillenen En İyi 10 Oyun!

Batman The Enemy Within

Oyunlar iyi güzel de, bazen oyunu oynarken “YA DUR KARDEŞİM, O ÖYLE OLMAZ BÖYLE YAPACAKSIN!” veya “YAHU GÜZEL KARDEŞİM, GİRME O KAPIDAN ÖLÜYORSUNUZ SONRA BAK!” gibi sözlerle oyuna müdahale etme isteğiniz gelir. Bazen de edemezsiniz ve saçma sapan sebeplerle insanlar ölür, ya da kıyametler falan kopar işte. Bu, biz oyuncuları bayağı sinir eden bir olaydır. Peki, biz o karakterleri kurtarabilseydik nasıl olurdu? Yaptığınız seçimlerin, oyunda bazı şeyleri değiştirdiğini görmek aslında güzel bir hissiyat. Seçime dayalı ilerleyen oyun mekaniği de Telltale gibi firmalarla iyice yükseldi ama sadece Telltale oyunlarında da bu mekanik kullanılmadı. Çok fazla oyun, seçime dayalı ilerleyişe bağlı olarak ilerlemesiyle ünlü. Her zaman olduğu gibi bu listeye de 10 oyun seçmek cidden kolay olmadı, ama sonunda seçebildik. E o zaman sizleri bekletmeyelim fazla:

10-) PAPER’S PLEASE

Paper’s Please

Indie oyunların gururlarından birisi ile listemize başlıyoruz. Sınır kapısında görevli olarak başladığınız oyunda herşey basit gibi gözükebilir ama kesinlikle değil. Bunun teminatını da size şöyle verebilirim: politik sebeplerden dolayı sınır güvenliğini korumak adına daha dikkatli olmanız lazım. Çünkü ilerleyen aşamalarda bazı kurallar yürürlüğe girdiğinde pek bir opsiyonunuz kalmıyor ve mecburen daha dikkatli olmanız gerekiyor.

Bazı kişilere öncelik verme konusunda da vicdanınız devreye giriyor ve izin verip vermeme konusunda karar size kalıyor. Ama, yasadışı yollarla girmeye çalışan herkes masum olmuyor tabii ki. Ülkenin düşmanı olan gizli bir organizasyona yardım etmeye kadar giden farklı yolları takip etmeniz durumunda hiç tahmin etmeyeceğiniz sonuçlarla karşılaşma ihtimaliniz çok yüksek. Bu nedenle aman dikkat, benden söylemesi. Ekmek parası peşindeyken, canınızdan olursunuz. İnce seçimlerle oynanışı ağır ağır şekillendiren Papers Please oyununu kesinlikle oynamalısınız.

9-) BATMAN: THE ENEMY WITHIN

Batman The Enemy Within

Telltale, biraz geç de olsa oyunlarının eskisi kadar rağbet görmemesinin sebebinin seçime dayalı oyun mekaniğinin başarısızlığından kaynaklandığını farketti ama iş işten geçmişti. Bu oyun, aslında Telltale’in neler yapabileceğine dair çok güzel bir örnek olarak bize seçime dayalı oynanış mekaniğinin bir üst seviyesini göstermiş oldu. Bunun kanıtı da, seçimlerinize bağlı olarak 2 farklı final bölümü oynayabilmeniz.

İlk sezonda Children Of Arkham tarafından başlatılan iç savaşın üstüne en yakın iki arkadaşını da karanlık tarafa uğurlayan Bruce, Arkham Asylum’da Joker’le tanışınca da ikinci sezona malzeme çoktan verilmişti. İlk sezonun ardından 1 yıl geçtikten sonra da Gordon ve Batman’in partnerliği daha sıkı bir vaziyet aldı. Ama Riddler’ın Gotham’a geri dönmesi ve aslında Bane, Harley Quinn, Mr.Freeze ve Joker’den oluşan adeta bir Şampiyonlar Ligi denebilecek bir suç örgütü kurarak gelmesi olayları bayağı bir kızıştırdı. Özellikle Joker’in alışılmışın dışında bir karakter gelişimine sahip olması ve bunun başarıyla oyunda yer edinmesi de övgü odağı oldu. Joker’in masum ve sıcak kanlı doğaya sahip problemli bir hasta olarak Bruce Wayne’in karşısına tekrar çıkması, olayları bayağı bir karıştırdı. Federaller ile işbirliği içerisinde olan Batman, bu suç örgütünü çökertmek için canla başla uğraşırken olaylar daha da sarpa sarınca Joker bu sefer sorun olmaya başlıyor. Oldukça başarılı 2 farklı final bölümüne sahip olan Batman: The Enemy Within, Telltale’in Minecraft oyunları yapmazken neler yapabileceğine dair güzel bir örnek oldu. En azından sahalara geri dönmeleriyle beraber bu oyundaki seçim hassasiyetini başka oyunlarında da görmeyi çok istiyoruz. Yaptığını seçimlere bağlı olarak her bölümdeki 1 veya 2 chapterı tamamen farklı bir şekilde oynamanız mümkün. Telltale biraz geç de olsa, sorunun bunun eksikliği olduğunu anladı.

8) TALES FROM THE BORDERLANDS

Tales From Borderlands

Borderlands’ı sevmeyen yok galiba. En azından oynamayan yoktur. Duymayan da yoktur herhalde. Bu yazıyı okuyan herkes en azından Borderlands diye bir kelimeyi duymuştur sanırım. Telltale perspektifiyle yeni bir Borderlands oyunu piyasaya sürüldüğünde de beklentiler yüksekti. Borderlands serisindeki mizah ve hikaye aktarımının bu oyunda da görülmesi beklendi ki öyle de oldu.

Pandora’da başlayan bu oyunda Hyperion çalışanı olan Rhys ve Pandora’da yaşayan bir hırsız olan Fiona’yı yönetiyoruz. Hikayeye kendi perspektiflerinden bakmamız ve Borderlands heyecanını iki farklı ana karakterin gözlerinden yaşıyor olmamız da güzel bir detay. Birbirlerini boğazlama konusundaki ısrarları sayesinde bölümlerin yarısı bunların kavgalarıyla geçiyor ama seçime dayalı oynanış mekaniğinin de kendini hissettirdiği anlar fazla. Telltale’in sektörde hız kazandığı ve başarıyla ilerlediği bir dönemde çıkan bir oyun olması nedeniyle de gayet güzel bir hikaye ve oynanıştan bahsetmek mümkün. Gortys gibi şirin mi şirin bir robotun olduğu bir oyunu da seversiniz bence.

7-) THE WOLF AMONG US

The Wolf Among Us

Masallarını dinleyerek büyüdüğümüz karakterlerin aslında çok trajik hikayeleri var. Büyüdüğümüz zaman öğreniyoruz ki, aslında o mutlu sonların çoğu sadece çocukları mutlu etmek için sonradan eklenmiş. Aslında çoğu masal karakterinin çok karanlık sonlara sahip olduğunu belirtmekte fayda var.

Bu oyun da aynı isimdeki çizgi romanın öncesini anlatıyor. Büyük Kötü Kurt adıyla da bilinen Bigby karakterini yöneterek başlıyoruz oyuna. Masal karakterleri, karanlık geçmişlerini geride bırakarak insanların dünyasına geliyor ve yeni bir başlangıç yapıyorlar. Ancak, karanlık geçmişleri onları yalnız bırakmıyor ve oldukça kötü bir şekilde olaylar sarpa sarıyor. Depresif bir yöne doğru ilerleyen bu oyunun hikayesinde, olayların çok daha derin ve berbat bir durumda olduğunu anlıyoruz. Bigby ve Snow White duosunun oyundaki mafyayı çökertmek adına verdiği mücadele sırasında da oldukça dramatik ve ince seçimler de mevcut. Ünlü karakterlerin iyi niyetlerini kullanarak tefecilik yoluyla insanları kendine bağlayan bir mafyaya karşı koyan Bigby’nin durumu hiç de kolay değil ve her seçimin kendi sorunlarını doğurması da bizleri daha zor bir durumun içine koyuyor. Çok güzel bir konsepti yine harika bir şekilde bizlere sunan Telltale’in yıllar sonra yaşadığı dram ise bu başarıyı boşa çıkarmış gibi olsa da, bu oyunun ikincisi hazırlanırken meraklı bekleyişimiz de devam ediyor.

İlgini Çekebileceğini Düşündük:  Playstation Hakkında Bilinmeyen 5 Bilgi

6-) UNTIL DAWN

Until Dawn

Korku temasının vazgeçilmezi olan ergenler, bu oyunun da vazgeçilmezi. Ne yalan söyleyeyim oyunu ilk gördüğümde karakterlerin ergen olacağını tahmin ettim ve tahminim doğru çıktığında bir gram bile şaşırma hissi yaşamadım. 13.Cuma esintisi görür müyüz dedim, onu da gördük. Ama bu, oyunun kötü olduğu anlamına gelmez. Hatta korku oyunları arasında belki de en iyi oyunlardan birisi olarak Until Dawn oyunundan üst sıralarda bahsedebiliriz.

Until Dawn, aslında ağır bir ergen şakası ile başlıyor. Bir kızın hisleriyle oynayan bir grup genç, kızın ölümüne kadar giden olaylara direkt olarak sebep oluyor. Onu kurtarmaya giden ikizi de onunla beraber ölünce erkek kardeşleri Josh kötü bir depresyona giriyor. Daha sonrasında ise bu grup, Josh’tan bir davet alıyor ve olay yerinde buluşup zaman geçirme fikri ortaya çıkıyor. Kendi deyimiyle “porno yıldızları” gibi eğlenmek isteyen Josh, herkesin buluşmasına vesile oluyor olmasına ama o kadar kötü şeyler de peşinden gelmeye başlıyor ki vahşet dolu bir yöne doğru hikaye gitmeye başlıyor. Seçimlerinizin cidden fark ettiği bu oyunda başarısızlıklarınız da fark ediyor. Yani game over denen birşey bu oyunda yok. Karakter ölürse bayağı bayağı oyun devam ediyor. Oyunu keşfetmeye çalışmamak gibi bir tembellik ya da üşengeçlik sergilerseniz bunun da iyi sonuçları olmuyor. Bu oyun fazla affetmiyor, evet. Oynarken, kendi riskinize oynayın.

5-) LIFE IS STRANGE

Life Is Strange

Life Is Strange gibi çok güzel bir oyunu daha önce çoğu listemizde ağırlamamıştık. Yavaş yavaş bunu da telafi edeceğiz gibi duruyor. Çok örnek bir oynanışa sahip olan ve ilginç konsepti ile çekici bir oyun diyebileceğimiz Life Is Strange, bir kızın zamanı geri sarabilme gücüne sahip olmasıyla başlıyor. Gücün nerden ve kimden geldiği ise bilinmiyor. Tek bilinen, Max’in bu güçlere “PUF!” diye sahip olması. E tabii, Max üstüne çocukluk arkadaşı Chloe ile de yıllar sonra tekrar karşılaşınca zamanı geri sarma olayını bayağı bir abartıyorlar.

Sonrasında ise hiç iyi şeyler olmuyor. Güneşli havada kar yağma, gökyüzünde iki tane ay belirmesi, koca bir fırtınanın kasabaya geliyor olması gibi büyük felaketleri de Max görmeye başlıyor. Gerçekliği defalarca değiştiren Max, bu olaylardan da kendini sorumlu tutmaya başlıyor ve olaylar çığrından çıkıyor.

Bu oyunu çok güzel yapan detaylardan birisi de, pişman olduğunuz seçimi geri dönüp değiştirebilmek. Bu, aslında oyuncuların sürekli istediği birşey ve bizlerin hayali bile denebilir. Seçiminizin sonucunu beğenmezseniz zamanı geriye sarıp yeni seçim yapabiliyorsunuz. Keyfiniz ve kahyası ne isterse o. Ama bunu yaparken dikkatli olun, uyarmadı falan demeyin sonra. Evreni falan yok etmek yok, tamam mı?

4-) ELDER SCROLLS V: SKYRIM

The Elder Scrolls V Skyrim

Skyrim bazı listelerimizin hep üst sıralarında yer alan bir oyun. Elde de değil, çok örnek bir oynanış ve oyun dizaynına sahip. Bethesda’nın altın dönemlerinde çıkan ve video oyunları tarihinin en başarılı oyunlarından birisi olarak görülen Skyrim, aynı zamanda en iyi RPG ve en iyi açık dünya oyunları arasında da çok yüksek bir başarıya sahip ve kesinlikle en üst sıralarda.

Skyrim, çoğu RPG gibi seçimlerle şekillenen bir oynanışa sahip. Oyunun 200 saate yakın bir oynanış süresi olduğunu düşünürsek, bir de yapacağınız seçimlerin sayısını hesap edin. Oyunda sadece seçimler değil, başarısızlıklar da oyuna etki ediyor ve geri dönme şansınız olmuyor. Dragonborn olmanın da sorumlulukları var tabii ki kendi çapında. NPC karakterlerin yanı sıra, ana karakterler ile ilişkileriniz de oldukça önemli. Diyalog opsiyonlarında sahip olduğunuz metriklerin de etkisi var. Örnek bir RPG oyun olmasından dolayı da seçime dayalı ilerleyiş konusunda da güzel bir başarı görüyoruz. Uzun yolculuklarda kimlerle tanışacağınız ve bu insanlarla nasıl etkileşimler kuracağınız da tamamen sizin elinizde. Özellikle oyunun başında diyaloglar daha fazla önem taşıyor çünkü yeni olduğunuz için ne paranız var, ne armorunuz ne de gücünüz. Mecbur, insanlarla iyi anlaşıp onların ayak işlerini yaparak bir yerlere gelmeye çalışıyorsunuz. İşte bu konumda da oyunun seçime dayalı ilerleyişi büyük önem taşıyor. Öyle ejder kesmekle olmuyor o işler. Arayı iyi tutacaksınız insanlarla.

3-) THE WALKING DEAD

The Walking Dead 1.Sezon

2012 yılında bu oyun ilk çıktığında piyasadaki heyecanı dün gibi hatırlarım. The Walking Dead gibi sevilen bir dizinin ve çizgi roman serisinin oyunun da çıkış yaptığı duyurusu, herkesi çok heyecanlandırmıştı. Özellikle ilk bölümle beraber insanların bu seriye olan inancı ve beklentileri de aynı oranda arttı. Sonuç olarak, oyun tarihinin en başarılı senaryolarından birisini bu oyunda gördük ve tecrübe ettik.

İlgini Çekebileceğini Düşündük:  Hız Tutkunları İçin En İyi Araba Yarışı Oyunları

Lee adlı bir tarih profesörünün cinayetten dolayı hapse giderken zombi kıyameti ile hayatta ikinci bir şans bulmasıyla başlıyor olaylar. Clementine adlı bir kızla tanışıp onu da korumanız altına aldığınızda anlıyorsunuz ki çok zor günler ve seçimler sizleri bekliyor. Grubu besleyip hayatta tutmaktan kimin hayatta kalacağına karar vermeye kadar o kadar çok önemli seçim var ki bazıları kalp kırar savaş çıkartır. Bizleri de çok üzen bir gidişatla kendimizi tam dram ve trajedinin içinde bulmaya devam ediyoruz. İnsanların ya zombilere ya da kendi ırklarına kaybetmeleri ile git gide sayılarının azalmasıyla güvenebileceğimiz insanların da sayısının azaldığı gerçeğini göz ardı etmemek gerekiyor. Bu oyun, bize hayata dair de çok şey öğretti. Clementine, Lee’den hayatı öğrenirken biz de oyundan hayata dair şeyler öğrenmeye başladık. Böylesine güzel ve şeffaf bir senaryoya sahip olmasıyla bu oyunun yeri, biz oyuncularda hep ayrı kalacak. 3-4 bölüm öncesinde yaptığınız seçimlerin bir anda sizi avlaması da sürpriz faktörünün oldukça başarılı olduğuna dair bir kanıt. Ama ne derseniz deyin, oyun tarihinin en trajik ve hüzünlü sonlarından birine sahip olmasıyla bu oyunu asla unutmayacağız.

2-) THE WITCHER 3: WILD HUNT

The Witcher 3 Wild Hunt

Ağır ağır hikayeyi birleştiren ve biriktiren oyunları çok severim. Witcher 3’ün de bu oyunlardan biri olması, hem benim için hem de oyuncular için inanılmaz bir zevk sundu ve sunmaya da devam ediyor.

Orta Çağ dünyasını başarıyla yansıtmasının yanı sıra bu oyunun başardığı bir diğer şey ise çok başarılı bir RPG oynanışına sahip olması oldu. Witcher serisinin en çok övgü toplayan artılarından birisi olan RPG oynanışındaki başarı, bu oyunda adeta bir skalanın üst noktası oldu ve bizlere çok güzel bir deneyim yaşattı.

Ciri’yi kurtarmak adına verdiğiniz mücadelede Triss ve Yennefer ile kurduğunuz üçgenin içinde mücadele verirken yaşadıklarınız da yine sizi adeta manipüle eder gibi ekrana kitliyor. Oyun ilerlerken yaptığınız ufak seçimler yavaş yavaş Geralt’ın nasıl bir kişiliğe sahip olacağını da belirliyor ve oyundaki finale kadar süren olaylar zincirinde bu kişilik fark yaratmaya başlıyor. Öyle ki, çok zeki olmaya çalışırsanız da oyun sizle dalga geçebiliyor. Hala oynamayan vardır diye bundan pek bahsetmiyorum ama özellikle kadınlarla oyun oynanmaması gerektiğini de bu oyun öğretiyor size mesela.

Bazı seçimler çok komik, bazıları çok iyi, bazıları çok ciddi derken onlarca hissiyatın bu seçimlere iyice serpiştirilmesi ve hikaye ilerlerken bunların da gizliden gizliye etki etmesi aslında oyun dizaynındaki bir başarı. Seçime dayalı ilerleyiş mekaniğinin en iyi örneklerinden biri kesinlikle Witcher 3 ve çoğu alanda çok başarılı bir oyun olmasının yanı sıra bu alanda da Witcher 3’ün örnek bir oyun olduğunu söylemek, biz oyuncuların bir borcu.

1-) DETROIT: BECOME HUMAN

Detroit Become Human

Muhtemelen bu oyunu ilk sırada beklemiyordunuz. Özellikle Witcher 3’ün önünde görmek, sizleri şaşırtmış olabilir. Ama seçime dayalı ilerleyiş konusunda en örnek oyunlardan birisi de kesinlikle Detroit Become Human. Verdiği sosyal mesajların yanı sıra insanoğlunun saklamakta inat ettiği iki yüzlülük ve ihanet yatkınlığını da çok iyi bir şekilde biz oyunculara yansıtan Detroit, harika grafikleriyle de bu tecrübeden aldığımız zevki ikiye katladı.

Yakın gelecekte robotların hayatımızda daha aktif olmaya başlaması ve Kamski adında bir dahinin oldukça gelişmiş bir yapay zeka ağını kurmasıyla başlıyor oyunumuz. Robotların insanların işlerini çalmaya başlaması ve işsizlik oranının %35’i geçmesiyle birlikte robotların aşağılandığı ve yapay zekaların adeta itilip kakıldığı bir gelecek bu. Bir uyuşturucu bağımlısının robotu olan Kara, oldukça hasta yaşlı bir adamın bakıcısı olan Markus ve detektif olarak Kamski’nin firması Cyberlife bünyesindeki en ileri seviye robotlardan birisi olan Connor ile beraber 3 farklı robotu yönettiğimiz bir oyun olan Detroit Become Human’da fark ettiğimiz bir nokta da her karakterin oldukça ilginç hikayelere sahip olması oldu. Bununla beraber hiçbirinin basit karakterler olmaması da oyunun hikayesini oldukça ilginç bir duruma getirdi.

Oyunda seçimleriniz bayağı bir değişikliğe sebep olabiliyor. Örnek olarak oyun çok erken bir şekilde berbat bir sonla bitebiliyor. Connor ile eğer üst üste başarısız olursanız Connor’ın kontrolünü kaybedebiliyorsunuz. Markus erkenden ölürse robotların direnişi başarısız olabiliyor veya nükleer bir felakete kadar gidebilecek çok ciddi olaylar ortaya çıkabiliyor. Kara’nın oldukça hüzünlü sonları var Kara için iyi sonu bulmak cidden zor. Önemsiz gibi görünen seçimler oyunun sonunu öyle bir değiştirebiliyor ki çeneniz bazen yere düşüp kalkmayabiliyor. Her karakterin bir kaç tane değil çok fazla alternatif sonu var. Seçime dayalı ilerleyişin tartışmaya açık olarak en iyi örneğini bu oyunda görmüş olduk. Oyunun çok fazla sonu var ve 3 karakterin de bu sonlara etki edebildiğini düşünürsek herkesin hikayesi çok önemli. Hikaye örgüsünü böylesine bağlamayı başaran bu oyun, kesinlikle oyun tarihinin en örnek oyunlarından birisi.

Siz Seçimlerinizle Oynanışı Şekillenen En İyi 10 Oyun! listemizi nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu listede olmayı hak etmeyen ya da olmasını istediğiniz oyunları da yorum kısmında paylaşmayı unutmayın!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Warcraft III: Reforged’un Kullanıcı Puanı Kritik Düzeyde!

https://oagtr.com/anasayfa/esrarengiz-konu-oak-adasi-efsanesi/

Esrarengiz Konu: Oak Adası Efsanesi!